Sisifos Söyleni

  • Kullanıcı SiNGo
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 136 gün önce aktifti
Sonrasında kapılar çarpıldı, gürültüler oldu, döşemeler gıcırdadı; sanki 32 numaralı daire Cehennem Kerhanesi'ydi.
 
jFqcyPnjYgo.jpg
 
Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”
Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.

 
Oğlum okumayı öğrenecek, bütün o kitapları okuyacak. Oğlum yazmayı öğrenecek ve yazacak. Oğlum sayıları öğrenecek. Bütün bunlar bizi özgür kılacak, çünkü o bilgilenmiş olacak, bizler de ondan öğreneceğiz.
John Steinbeck

13131193_947108012073160_2154339841644423964_o.png
 
Gelecekte şimdikinden "daha iyi" bir insanlığın var olacağını sanmıyor, insanlığın falan zamanda daha iyi, filan zamanda daha kötü olduğuna inanmıyorum. İnsanlık nasılsa öyle kalmıştır hep. Ne var ki, kimi dönemler yaşanmış, şeytansal güçler cani ve psikopat kişilerin içine el altından sızmış, kimi dönemlerde ise söz konusu sızma açıktan açığa ve büyük ölçüde gerçekleşip siyaset sahnesinde boy göstererek bütün ulusları önüne katıp sürüklemiştir.
 
''Raskolnikov uzaklaşırken, ’Acaba nerede okumuştum? Nerede okumuştum?’ diye düşünüyordu. Bir idam mahkûmu, ölümünden bir saat önce, galiba şöyle düşünmüş: Eğer yüksek bir yerde, bir kayanın üzerinde, ancak iki ayağını koyacak kadar daracık bir yerde oturması gerekse; çevresinde uçurumlar, okyanuslar olsa, sonsuz karanlıklar, sonsuz bir yalnızlık, bitmez tükenmez fırtınalar sürüp gitse bile, o, bir arşıncık yerde ömrü boyunca, binlerce yıl, hatta kıyamete kadar ayakta dursa, yine de öyle bir yaşam, o anda ölmekten daha iyidir. Yeter ki yaşasın! Nasıl olursa olsun sadece yaşasın! Ne büyük bir gerçek!.. Aman Tanrım ne büyük bir gerçek!.. İnsan ne alçak bir yaratıkmış.
 
Sezen

Önce kafasını gösterdi:
— Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
Sonra kalbini gösterdi:
— Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.

12829096_905154122935216_1600132317570784341_o.jpg
 
Uyuyamamanın en kötü tarafı hayata herkesten daha çok maruz kalıyor olman. Benim bu saatlerde düşündüğüm tek şey, geriye kalan bitmek bilmeyen 12 saatin nasıl geçeceği.
 
Hocam günaydın
sayfanızı hep görüyorum okuyorum ve ne zamandır aklıma takılan bir şey var
Nedir bu fi,çi,pi? :)
 
Zweig'in intihar etmeden önce eski eşine yazdığı mektup:
Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim. Senin ise iyi günleri göreceğine eminim. Melankoli yüklü yaşamımla daha uzun süre beklemediğim için beni haksız bulmayacağına inanıyorum. (…)
Stefan Zweig
(Dostlarla Mektuplaşmalar)
 
Hocam günaydın
sayfanızı hep görüyorum okuyorum ve ne zamandır aklıma takılan bir şey var
Nedir bu fi,çi,pi? :)
Eyvallah. 3 Kitaptan oluşan okunmaya değer güzel bir seri. Her bir sayfasında kendinize göre birşeyler bulabileceğiniz Azra Kohen'in psikolojiden,siyasete,aşka vs her türlü konuya yer verdiği romanı.

Fi,Çi,Pi nedir Azra Kohen cevaplamış:


Şimdi itiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.

Adlarını Fi ve Çi koydum,çünkü çaresizdim, sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim, seni mutlaka Pi'ye götürmeliydim.


Bu hikaye burada bitecek ve sen başlayacaksın.
​
 
Ne biçim dünyaya doğmuştum ben! "Güzel" diyordum, güzel dediğime dönüp bakmıyorlardı bile. "İyi" diyordum, omuz silkiyorlardı. Birisinin dobra dobra dosdoğruyu söylediğini duyuyor, heyecanlanıp, "Doğru!" diye bağırıyordum. "Aman sus!" diyolardı.
 
Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: Öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş...
 
Güzel bir geceydi. İnsanın yalnızca gençken tanıyıp, yaşayabileceği bir gece... Gökyüzünün aydınlığına, yıldızların parıltısına bir kez baktığınızda "böylesine güzel bir gökyüzü altında gerçekten kötü insanlar, huysuz ve güvenilmez insanlar nasıl var olabilir?" diye düşünmekten kendinizi alamazsınız.



13087820_243641556025973_3303554428913737768_n.jpg
 
"Tabii, gerçek aşk pek az rastlanan bir şeydir, aşağı yukarı yüzyılda iki ya da üç kez görülür. Bunların dışında boş gurur ya da can sıkıntısı vardır."
 
Sabahleyin erkenden kalkıyorlar, çünkü yapacak pek çok işleri var; akşamleyin de erkenden yatıyorlar, çünkü düşünecek hiçbir şeyleri yok.

13174138_990089724421495_8295546799548171688_n.jpg
 
Geri