Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1118 gün önce aktifti
Farklı şeyleri sevebiliriz, farklı müzikler, farklı filmler yada farklı yemeklerden hoşlanıyor olabiliriz. Önemli olan beklentilerimizin aynı olmasıdır ve önemli olan ne hissettiğimiz değil nasıl iyi hissedebileceğimizdir. Gece mutluluktan yıldızları saymak sıkıntıdan saymaktan iyidir ve herkesin beklediği bir yıldız vardır görülmesi gerekir.​

[YOUTUBE]7DEjx0nakWQ[/YOUTUBE]​
 
Bir şeyler zamanı geldiğinde mi olmalı. Yoksa canımız istediğinde mi ? Ben yine saçmalarım sakın kızma sayın okuyucu. Çok tuhaf hissediyorum kendimi. Seni öyle çok seviyorum ki benden bir şeyler koptu gibi hissettim. Sanki sen onun oldun. Sanki böyle hayal etmemiştim. İyice saçmaladım kardeşim biliyorum. Ama bu duygu çok farklı. Nasıl söylesem. Elim yok gibi ayağım yürümez gibi. Kopmuş içimde bir yerler. Tek korktuğum sana bir şey olmasın canım. Sen mutluysan bende öyle. Ama aması var işte değişik oldum ulan anla biraz. Sanki ikimizin arasına o yabancı geldi. Bilmiyorum kardeşim ya bilmiyorum. Bir tuhaf oldum işte anlarsın sen beni ..​

[YOUTUBE]EeteKDE8jUs[/YOUTUBE]​
 
fv425.jpg


Aklıma geldiniz ya sonunu düşünmem içerim sabaha kadar
 
Ve insanda doğuştan var olan o kemirici yalnızlığı anlamak
hiç de o kadar güç değildir. Aslında ben yalnız değildim epey kalabalıktım da siz gidince böyle bir tenhalaştım ne biliyim bi ıssızlık geldi bedenime
 
O susarken, sigara içerken, bakarken, uyurken, severken, solurken. Sanki bunalımı bile rahatlatıcı. O varken ya da yokken. Teninin bu denli güzelliği sonsuz durgunluktan kaynaklanıyor ve bana bu sonsuz yeryüzünden, yaşamdan ve ölümden daha da sonsuz geliyor. İşte bu duygu nedeniyle onunla olmalıyım, onsuz bile olsam​
 
Hayalet ve aşkı...​

''Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz sen beni terk etmemişsen tabii, herhangi bir neden belirtmeden çekip gideceğim. Çünkü veda konuşmalarını beceremem. Becerebilseydim altı sene önce evlenmiş olurdum. Nasıl ayrılacağımı tahayyül edemediğim için evlenemedim. Ama bu ayrı bir konu. Her neyse. Ve sen kendini bok gibi hissedeceksin. Haklı olarak. Ve üzüleceksin. Ve sen üzüldüğün için ben de üzüleceğim. Ama bunu çaktırmayacağım. Ve sen benim taş kalpli ve vicdansız biri olduğumu düşüneceksin. G.tün önde gideni olduğumu düşüneceksin. Bu düşüncelerini bir terbiye süzgecinden geçirip smslere dökeceksin. Ve ben onları okurken şöyle düşüneceğim, “Sanırım ben bu dünyaya insanların kalbini kırmak için geldim.” Sonra bir gece saat ikide, alkollüyken telefon açıp bağıra çağıra dökeceksin içindeki bütün zehri. Ama benim kafam o an yazdığım şeyin zehriyle dolu olduğundan senin zehrinden etkilenmeyeceğim ve diyeceğim ki, “Yarın akşamüstü bir kahve içmeye ne dersin?” Ve sen de diyeceksin ki, “Yarın akşamüstü gelip seni bıçaklamama ne dersin bencil p!ç ? Bip bip bip biiiip…” Her neyse. Dışarıda kahve içmekten nefret ederim zaten, evde yeterince içiyorum. Kahve içelim dememin nedeni, bira içip duygusallaştıktan sonra aynı döngüye tekrar başlamaktan korkuyor olmam. Sonuçta bir gün, o kahveyi barış içinde içeceğiz, havadan sudan konuşacağız, herkesin herkessiz yapabileceğini bildiğimizden ; kendimizle, o ana kadar ki bütün aptallıklarımızla dalga geçebileceğiz ve en sonunda, “Ne güzel böyle, bunu her zaman yapalım,” diyeceğiz. Masaya gelen, donmuş sümüğü üst dudağına yapışık çocuktan selpak ve bu işi sadece hayır için yaptığını iddia eden adamdan tükenmez kalem alacağız. Selpak mı kalem mi diye soracağım. Tabii ki de kalemi seçeceksin. Sonra aramızdaki sessiz anlaşmaya uyarak, bir daha bu kahve faslını hiç tekrarlamayacağımızı bilerek, ayrı yönlere gideceğiz.''​

[YOUTUBE]sx4LxuoYb3c[/YOUTUBE]​
 
Herkesin bir yara izi vardır...​

Zaman hiçbir şeyi düzeltmez, sadece üzerini örter. Sakladığın acılar, bir gün mutlaka ortaya çıkar… Herkes zamanı geri alabilmek ister. Kimi eski güzel günleri tekrar yaşayabilmek için. Kimi yaptığı yanlışları düzeltebilmek için. Kimiyse sadece yaşadığını hissedebilmek için ister bunu… Gelecekten korkanlarsa, zamanı durdurmak ister. Her şey o kadar iyidir ki bunun bozulmaması için çaba gösterirler
Ama kimse şu anın değerini bilenler kadar mutlu değildir. Geçmiş de gelecek de onlarladır… Bazılarıysa zamanın ta kendisi gibidir.
Ve her insan, zamanın dünya üzerinde bıraktığı birer yara izidir.
​

[YOUTUBE]N58t3guLHAg[/YOUTUBE]​
 
Kupa Kızı Sinek Vale'si​

Mühürlenmek istiyorum sana. İkimizin dudakları da kahve koksun. Bıkmayalım hiç sarılmaktan. Uzun uzun muhabbetler hiç bitmesin. Avuç içlerim sadece senin olsun tek sen öp. Kokundan heyecanlanayım. Bunlar yalnızlığa alışmış adam için kolay şeyler değil ama tekrar özlemek istiyorum. Yeniden huzur dolmak belki de ..​

[YOUTUBE]Yng4vpcd-iM[/YOUTUBE]​
 
Hayatımızdan kaç elveda geçti ? Kaçı acıttı ? Kaçı hala bir yerlerimiz de saklı ? Kolay değil cevaplamak. İçine acı düşer, anılar sinsidir bozar düzenini. Elveda demek kalana da gidene de ayrı ayrı koyar. Bütün hayatın değişir duyguların dolanır birbirine. Güçlü insanlar çabuk atlatır da ya dayanıksızlar ? Ölüm gibi bir şey olur kimse ölmez. Nefes alırken çektiğin sancıların toplamıdır bazen. Ve ben elvedalardan da hoşlanmam. Zoru sevmem. El olursun el yaparsın sevdiğini sonuna da bir veda koyarsın yakar bütün benliğini.​

Öylesine yazdım işte...
13.11.2012
23:55


Bu da yazının şarkısı olsun

[YOUTUBE]C-sw3ecIDfY[/YOUTUBE]​
 
Kaç ısık sondu göz bebeğimde,
Kaç soluk kesildi,
Kaç umut asildi,
Bilmem bahar nasıldı bu şehirde..

Tam yürek erişmisşken nazlı hayale,
Hakkımda ferman düşüp,
Başımıza üşüşüp,
Derdime tuz basıldı bu şehirde...

Gun gelir devran doner,
Adimiza turkuler soylenir bu sehirde...

Gun gelir yarali kuslar doner silaya,
Hey anam hey anam hey paylar paylanir elbette...

Gun gelir bibikler oter ha yaman oter,
Sevda kent olur gider bu sehirde...

Sende cikar maskeni,
Sende birak git...
Unut gitsin bu aski,donme artik geriye
O ayri bir fasildi bu sehirde...

Sen unutsanda gulum unutulmayiz
Egilmez basimizla,
Olumsuz dusumuzle,
Bambaska bir nesildik bu sehirde...

Gun gelir devran doner,
Adimiza turkuler soylenir bu sehirde...

Gun gelir yarali kuslar doner silaya,
Hey anam hey anam hey paylar paylanir elbette...

Gun gelir bibikler oter ha yaman oter,
Sevda kent olur gider bu sehirde...
​


fx6ln.jpg

Gün gelir adımıza türküler söylenir bu şehirde...​
 
Hayalet' in Babası' na Mektubu..​

Merhaba Baba hayalet geldi. Umutlu gözlerle bakma başını yere eğdi de geldi. Başını yere eğdirdiler de geldi. Yine içtinmi deme. Valla içmedim ve şuan bunları sana yazarken bira da içmiyorum. Zaten içiyor olsam En afilli edebiyat yazarlarının yazıları bok yemiş kalır yanında. Ben hayatı ritüel yaşamayı tercih eden adamdım. Kendi kabuğunda kendi köşesinde kimseye salça olmadan yaşayıp gidiyordum. Var olan sistemin içinde bulunabilmek adına bir kaç saat çalışıyodum sonra da evime gelip kafayı çekiyordum. Mesela bunu yapmıyorum artık. Artık bedava sarhoş olmayı öğrendim. Mesela 2 gündür öyleyim bedavadan kafayı bulup piiz yapıyorum. Sen çok iyi adamdın baba. Ben senin kadar iyi olamadım ya da şartlar iyi olmadığından iyi olamadım. Öyle bişey işte ne bileyim ki. Hep sana özendim sen hayatımın idölüydün. Tek istediğim şey vardı benim bu hayatta. Bir gün ben de sen gibi öleceğim. Birileri ben öldüğümde arkamdan güzel bahsetsin istiyorum, güzel anılarla anılmak beyinlerin içindeki en güzel tarlalardan birini parsellemek istiyorum. Ama bakıyorum ki bunu yaşarken başaramayan bir insan öldüğünde bok başarır. Kendimi fosebtik çukuruna düşmüş gibi hissediyorum. Evden dışarıya çıkıp 10 sene ortalıklardan kaybolasım geliyor baba. Onlar hayaletlerin de duygularının olduğunu, hayaletlerinde kırılabileceğini unuttular baba. Yapılmayan şeyleri yapmışım gibi omuzlarımda taşımak olmayanı olmuş görmek yıpratıyor beni. İsmim hep güzel şeylerin içinde geçsin istiyorum ama olmuyor. İsmim hep ön yargıların arasında telafuz ediliyor. Şimdi ben bu yazıyı yazdıktan sonra evden çıkacağım. Önce senin yanına geleceğim sana sitem edip ağlayacağım. Sonra oradan ayrılacağım ve montumun kapşonunu kafama geçirip ellerimi cebime koyup Sakarya' nın karbonmonoksit kokulu sokaklarında yavaş yavaş karanlığın arasında kaybolacağım.

Onlara de ki baba ; Bir sabah bütün insanlar uykusundayken hayaletin şehri terkedip ortalardan kaybolacağını anlat. Onlara hayaletlerin de kalbinin olduğunu onlarında kırılıp döküleceğini anlat baba.
Sen anlat baba akıllı adamdın sen ben senin yanında salak kalır anlatamam içimden geçenleri.

Anlat baba onlara bir sabah bütün insanlar uykusundayken hayaletin şehri terkedip ortalardan kaybolacağını anlat baba...
​

14.11.2012
23:40

Hayaletin babasına mektubu...


[YOUTUBE]sgxJpIn17EY[/YOUTUBE]​
 
Benim hiç sapanım olmadı anne,
Ne kuşları vurdum,
Ne kimsenin camını kırdım...
Çok uslu bir çocuk değildim ama,
Seni hiç kırmadım, hem boynumu kırdım.
Ben hayatım boyunca
Bir tek kendimi vurdum!.

Suskun görünsem de,
Fırtınalı ve mağrurdum anne.
Bir mızrak gibi,
Aynada hep dik durdum anne!
Ben sana hiçbir gün laf getirmedim,
Leke sürmedim.
Ama göğsümü çok hırpaladım,
Kalbimi çok yordum...
Ben hayatım boyunca,
En çok kendimi sordum!.

Benim hiç sevgilim olmadı anne,
Ne bir yuva kurdum,
Ne bir gün şansım güldü...
Öpemeden bir bebeğin gıdısını,
Tükendi gitti çağım...
Kimi yürekten sevdiysem,
Yüreğini başkasına böldü...
Bir muhabbet kuşum vardı,
O da yalnızlıktan öldü...

Sen beni hep, göğsünde
Acılarla mı soğurdun anne?
Yoksa, evlat diye,
Koca bir taş mı doğurdun anne?
Eziyet değilim, zahmet değilim,
Musibet hiç değilim;
Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
Doğurdun da beni,
Ne ile yoğurdun anne?

Benim hiç hayalim olmadı anne...
Ne seni rahat ettirdim,
Ne kendim ettim rahat...
Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat!
Kaybolmuş bir anahtar kadar
Sahipsizim anne...
Ne omzumda bir dost eli,
Ne saçımda bir şefkat...

Say ki yollardan akan,
Şu faydasız çamurdum anne...
Say ki ıslanmaktım, üşümektim,
Say ki yağmurdum anne!
Bunca yıldır gözyaşını,
Hangi denizlere doldurdun?
Oy ben öleyim,
Sen beni ne diye doğurdun anne?

Hayat nedir, nedir ki anne;
Bir oyun, bir masal değil mi?
Bak, kırıldı oyuncaklarım...
Ömrüm gitti,
Sevdam bitti...
İnan, ben hiç büyümedim ki...!
​
 
Bugün hangi benim ? Umursamaz mı, hoşgörülü mü, yalnız mı, şımarık mı hangisiyim bugün ? Donuk bakışlarımızın altında sakladığımız kaçıncı maskeyi taktık bugün. Kime sarıldık sıkı sıkı kimin yanında iyi hissettik. Zaman öyle boktan ki anlayamıyorsun. Bazen böyle olur. Bazen konuşamazsın sadece yazarsın. Borcumuz yokken bir çok şey ödetiyor hayat bize. Hak etmiyorum diyoruz. Peki biz neyi hak ediyoruz ? Biliyorum aynı şeyleri hissediyoruz. Kim bilir neler neler yaşıyoruz ne çok şeye şahit oluyoruz. Geriye ya yazın kalıyor ya da nemli parmakların.​
 
bence sende salıları gitmelisin :haha:

yazili6.jpg
 
"Bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını başka hiç kimsenin,kendisinin bile benimseyemediği hatta fark etmediği huylarını sevmektir. İnsanların en esaslı yönleri uyumsuzluklarında saklıdır çünkü."
:dyg:
 
[YOUTUBE]2BlUt2ZIVHo[/YOUTUBE]​

Seni yerlerde göklerde bulmazlarken
Bende gizli olduğunu sezenler olmuş
Dumlu dumluymuşsun yüreğimde
Kımıl kımılmışsın bileklerimde
Dumlu dumluymuşsun yüreğimde
Kımıl kımılmışsın bileklerimde
Domur domur ter
Işıl ışıl fer
Ellerimde gözbebeğimde
Türkü olmuşsun… Umudummuşsun
Ellerimde gözbebeğimde
Türkü olmuşsun… Umudummuşsun
Ellerimde gözbebeğimde
Aramızda dağlar yollar yıllar var iken
Beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş
Sargın yaprakmışım dallarına
Yangın toprakmışım yağmurlarına
Sargın yaprakmışım dallarına
Yangın toprakmışım yağmurlarına
Türkü olmuşsun… Umudummuşsun
Sevdama yarınlarıma
Türkü olmuşsun… Umudummuşsun
Sevdama yarınlarıma
​
 
Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz​

:dyg:
 
Bazen özlüyorsun. İçini saran duygular çok başka oluyor anlatmak kolay değil. Zaten anlatmak zorunda da değilsin. Bir yazı yazarsın herkes üstüne alınır oysa sen neyi kime yazdığını yazının sonunda anlarsın. Kokusunu merak ettiğimiz insanlar var sesini uzun zamandır duymadığımız sevdiklerimiz. Pazar gecelerini severim. Pazar gününden kurtulduğumun anlamıdır. Sarılmak güzeldir. Sarılırken düşündüğün şeyler daha güzel. Ve içimde ki çok küçük bir noktadan çıktı bu özlem. Ve ben yazımın bitmesine ramak kala kime yazdığımı anladım, peki sen de anladınmı...​

[YOUTUBE]X3hEQ_JO2tE[/YOUTUBE]​
 
Geri