Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1118 gün önce aktifti
19.11.2012

Kitabımı yazmaya başladım Bismillah
 
"bir piyanonun önündesin o piyanodan daha güzelsin. sonra zorla götürmüşlerdi fidan dikiyoruz. okul aile birliği hatıra ormanı. tek ağaç boy vermedi orada. zıvanadan çıkmış bu iki kurumun birlikteliğine de ancak böyle bir hatıra yakışırdı. sonra veda balosunda çenemi omzuna yaslamışım. bu veda balolarında tuhaf şeyler oluyor. herkesi birbirine bağlayıp her şeyi kördüğüm etmek isteyen doğaüstü güçlere geliyor sanki sahne sırası. sonra güneş vuran balkonda kahvaltı sofrası. bir elinde kızarmış ekmek diğerinde küçük çaya yirmi şeker atma arzusu. sonra aynı arzuyla iskelenin ucunda kollarını iki yana açmışsın. sütliman denizde tsunamiye hazırsın. sonra yeni yıla girerken yanaklarımızı birbirine yaslamışız. lunaparkta annesini kaybetmiş siyam ikizleri gibi. bir kahkahaya yapışmış iki deli. gözler bile kırmızı çıkmış. sonra ortak bir arkadaşın düğününde orkestranın tam önünde dans ederken sarılmışız. arka planda sıkıntıdan koşan bir çocuk var. işte o çocuk birazdan gelip bize çarpacak. sonra dostlarla bir masada herkes kadeh kaldırmış biz öyle bakışıyoruz. herhalde bu pozu da sonradan bakıp içeriz diye verdik. sonra yoldan geçen mısırcıya rica etmiştik o çekmişti. gün batıyordu neden diye sormuştun. ellerini tuttuysam uçuruma düşmemek içindi. güneşte ıslık çalan çocuklar içindi. aslında tek kişi sayılmaz mı karanlıkta iki kişi. kaybolan olursa elma diye bağırsın. ne çok şey konuşmuştuk orada ama yine sessiz çıkmışız. sonra albümü kapatıyorum zihnimde bambaşka bir fotoğraf. sanki hepsinin karıştığı bir an. onu da yazabilirdim ah böyle kıpırdayıp durmasan."​



Yazar ; Emrah Serbes ( Yeryüzü sana büyük saygı duymalı be adam )
 
Benim babam mert adamdı, dünyanın engüçlü erkeğiydi lan. Bir ekmeği hepimize bölebiliyordu...
 
Zerdali güzeli gözlerinle bak bana​

[YOUTUBE]a-k1yamXAN4[/YOUTUBE]​
 
Ben iyi bir adam olamadım fakat kimsenin de adamı olmadım. Hayatım boyunca bazılarına göre yanlış olan fakat bana göre doğru olan değerlerin peşinde gittim. İnandığım değerler vardı benim hala da var. İnsanlık gurur adamlık şeref karakter gibi. Kimi sevdiysek değer verdiysek düşman kesildi ya da nefret etti. Ya bende sorun vardı ya da değer verdiğim kişilerde. Bu gün olduğu gibi bundan öncede hakkımda çok atılıp tutuldu, adım kirli cümlelerin içinde çok geçti. Kulaklarımı tıkadım çoğu zamanda canları sağ olsun dedim. Asıl önemsiz olan ön yargılar değildi ön yargı sahipleriydi. Kimsenin tavuğuna kış demeden yaşadım. Kendi kabuğunda sakin hayat süren birisiydim ve öyleyim hala da. Her şeye rağmen doğru bildiğim çizgide eğilip bükülmeden bu zamana nasıl tek başıma geldiysem bundan sonrada o şekilde devam edeceğim. Ve diyorum ki ne olursa olsun bu adamın başı yere eğilmez eğdiremezsiniz...
 
Seviyorum seni İsrail' in ortasında tekbir getirir gibi...​
 
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim.
Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin…​
 
Dünyanın nüfusu ikiye bölünebilir,
Yarısı sen olabilirsin, yarısı da ben olabilirim.
Sonra ikimiz bir bütün olabiliriz;
Kimseye sezdirmeden.
​
 
Kış geldi. Sakarya' nın soğuğu bir başka. İnsanı gizli gizli sarar, yorar, derinlerine kadar buz tutarsın. Önemli olan kalbini ısıtacak olaylar. Bazen bir olay olur birden bire hayatın renklenir onun ışığına, tatlı büyüsüne kapılırsın. Ama malesef hüzünlü insanlarız illa bir şeyler ters gider ve eski heyecan kalmaz. O zaman yapacak tek şey kalır. Yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkartmak. Çünkü yalnızsındır kalbini ısıtacak şeylerde kalmamışsa ya kazaklara yada battaniyene sarılırsın.​
 
Biraz önce haberlerde okudum. Ayna grubu nun solisti cemil vardı hani şu kel olan. Adam ölmüş. Adam niye ölmüş biliyormusun. Karaciğer hastasıymış. 1 yıldır mücadele ediyormuş yenilmiş. Adam karaciğer hastasıymış la...​
 
Bir gun sende kaybolursan dusler gibi o zaman caresiz hissederim kendimi...
 
Ne bileyim ben en çok nasıl uyuduğunu merak ediyorum mesela,
Ve nasıl uyandığını ?
Ve hatta biraz daha ileri gidersem
Uyandığında beni görünce ne yapacağını çok merak ediyorum
Ve tabi ki kahvaltıda ne isteyeceğini
Ne deyip evden çıkacağını, akşam eve nasıl geleceğini,
Beni nasıl arayıp konuşacağını,
Ben merak ediyorum,
Ben aslında seni seviyorum...
​
 
Karışırsın başkasına. Birden bire olur biter her hücren aşık. Sanki soğuk su içmiş gibi ferahlatıcı. Zaten aşkta su gibi. Ne zaman akıp gittiğini anlamazsın elinde tutmak çok zor. Bayatlayabilir değişiklik yapmazsan. Başka yerlere akabilir. Aşık olmak kolay değil. Suda öyle. İkisi de çok hızlı. İnsanı rahatlattığı gibi boğazına da kaçabilir. Aşk alışkanlıkların en beteri. En korktuğum şey alışmak. Özlemek, beklemek, istemek bunlar atlatılır. Alışmak öyle değil. Hastalık gibi. Çok zor atlatamadığın bir şey. Belkide bağımlılık. Suda öyle vazgeçemezsin. Onsuz yaşayamazsın. ​

Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu...
 
İçerdeyken hayalimde seninle birlikte dışarı çıktım.Hatırladığım her yere seninle beraber gittim.

Gözlerini hatırladıkça denizi hatırladım.

Ben, sen olmadan seni çok önceden sevdim​
 
Yavaş yavaş dolanıyorduk. Kadının topuklarına akan hayatımız, onun elindeydi rollerimiz. Aşık değildik aramızdaki farklı bir şeydi. Huzurlu bir şey. Kahveli dudaklarında başlamıştı. Ne arkadaşımdı ne sevgilim nede hayalim. O benim hiç bir şeyimdi. Saçları dolgun bukleli.

Kadının çok afilli gözleri vardı. Parmakları şaşılacak kadar beyaz. Onu beklemiyordum bir anda geldi. Sonbaharın dökülen yapraklarını getirdi. Kalbimin attığını mı fark etmiştim yoksa dudaklarım mı titredi?

Her şey önce böyle başladı. Solgun bir kadın, kalbi sıkışmış bir adam. Ama bir şey eksikti, oda hikayenin sonu ..​

Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu​
 
Uzaklardan çan sesleri duyuyorum, bir gölge beliriyor sokak lambasının buğusunda bir kadın elinde şarap şişesi, baştan aşağı kirli, zifiri gece bile örtmeye yetmiyor günahını, bir adam bedel biçiyor tanrının kusursuz yaratışına al diyor bu gece benimsin sabaha kadar sana bakıp şiir yazacağım.. utanıyor fahişe ilk kez yaş süzülüyor yanaklarından para karşılığı şiirlere konu olmak bozuk kanına dokunuyor...​


Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu​
 
Rüyamda babamı gördüm lan

rüyamda babamı gördüm. bir kışlık paltosu vardı üzerinde ama biraz yıpranmıştı. sanki biraz da kilo vermiş gibiydi. melekler iyi bakmıyorlardı galiba. ha bide allah'ım malum kış geldi yeni bi palto ya da eskisine iyi bi tamir yapsanız; orada üşümesin lütfen. lütfen allah'ım.
 
Ben özlemlerimi ıslak bir kaldırımda bıraktım. Küçük bir çocuğun mutluluğunu ruhumun çatlamış tenine sızdırdım bulanık diplerinden önce. Ve dünyanın ekseninin eğikliğine gözlerimi kapatıp, bütün çirkinliklerin sessizce siyahta kayboluşunu izledim. Tenimi ürperten dönmeyecek bir nefesin rüzgarıydı. İçimde ki şey geri gelmeyecek olan eski bir düşün matemiydi. Sen gidiyordun ya da bir şeyler gidiyordu ya işte. Aslında giden sen ya da onlar değildi, ben kendimden gidiyordum. Yüreğim neden kafeslere sıkışıp kaldı ki böyle ? Ve gölgem ellerimi neden rahat bırakmıyordu ? Oysa ki mavi düşlerim vardı ama tutamıyordum. İnsan hayatından nedenleri çıkarabilir mi ? Mesela senin ya da onların beni çıkardığı gibi. Ama çıkmak gelipte dönmek demek. Sen bana gelmişmiydin ki benim kendimi sana bırakıp gitmemle ? Hayatın en bulanık nedeni bile olamamıştım oysa. Nedenler çıkmasın hayatımdan hayır. O zaman hayata sunduğum ya da kendimi avuttuğum cevaplarımın ne anlamı kalır ki ? İnsanlar neden her şey dokunabildiğim ve görebildiğimden ibaretmiş gibi davranıyor. İnsanlar neden aralarında aşk varmış gibi yapıyor ulan. İnsanların dokunuşlarında insancıl bir tavır göremiyorum. Madem her şey kuralına göre oynanıyor deniliyor buna amenna diyorum kabul, Peki o zaman ben mi yanlış bir sahnedeyim anlam yükleyemiyorum. Sana yalvarıyorum beni aşkın yollarına götür lütfen. Ruhumu kara deliliklerin de yok et. Şu an kendimi var mı sanıyorsun ki ? ​

Geceler zehir zıkkım. Ben sana çok aşığım...​
 
Havalar soğudu malum insan kalbinin yanında yanan başka bir sıcaklık arıyor. Hiç sevgilinizin kalp atışlarını dinleniz mi ? Ben dinledim. Bir doktora teknik gelebilir, bazı erkekler göğüslere yaklaştım sevincini yaşayabilir ama kalp atışlarını dinlemek çok farklı bir büyü. Hem kokusunu alırsın hemde aşka yaklaşmış olursun. Sanki sadece sana özel atıyormuş gibi. Yada kalbin içindeki sana ait olan yeri görüyormuşsun gibi. Bilmiyorum. Şuan ne kalp atışları var nede sıcaklık. Kahve var kalorifer var battaniye var. Onlarda iyi ki var, yalnız değilseniz yinede bir dinleyin derim. Bu arada kusura bakmayın bazılarına Yalnızlığı hatırlattım , üzülmeyin o zaman da sarılın yalnızlığınıza gitsin...​

Bu da yazının şarkısı olsun.

[YOUTUBE]2BlUt2ZIVHo[/YOUTUBE]​
 
Konusuz yazılar olur bazen. Genelde istekler arttığında ortaya çıkar. Oflarsın bol bol. Hayatında yolunda gitmeyen bir çok şey varken, ekstra dengeni kaydıran insanlar çıkabilir. Fonda hep bir bağlama sesiyle gezersin. Uykuların keyifsiz çoğu zaman. Bu neyin hali hangi anın özeti bilmem. Beni dolduruyor ama. Kimse görmesin dersin bazen. Görünmez olsaydım keşke. İzlerdim onu. Ne yaptığını ne hissettiğini şimdi ne içtiğini görmek için belkide. İnsanın kalbine dokunmak diye bir şey var. Kalbime dokunmasın artık kimse. Dünyam karışıyor resmen. Geliyorlar seviyorum diyorlar gidiyorlar. Nasıl seviyorlar ki . Ben nasıl seviyorum. Ne düşünüyorum. Bitmesi gereken bir yazı daha işte. her şeyin bitmesi gerektiği gibi buda bitti.​

Yoldan çıkmış bir neslin manifestosu​
 
Geri