Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 11 saat önce aktifti
Anlatsaydın keşke,
belki benim de anlatacaklarım vardı.
 
taklit edenleri eleştirirken taklit edildiğini farketmek, acayip bir duygu. ilk başlardaki kızgınlığım şimdi yerini memnuniyete bıraktı. takdir ediyorum onları.

(allahım egom tavan yapmış yine, biri beni indirsin.jdsşfkladşaşs)
 
İn aşağıya yoksa sapanla vururum seni!
-hep karavana olsa da atışlarım.
 
normalde unutmak nedir ya?
insan ya unutur ya unutmaz, bunun normali anormali mi var?
taktım, takıldım.ajlkdfjaljdşa
 
normalde unutmak nedir ya?
insan ya unutur ya unutmaz, bunun normali anormali mi var?
taktım, takıldım.ajlkdfjaljdşa



İşte mesela bu. Takılı kalmak.

Bunlarda gündelik hayatın bir kurala uyduğunu ama "ben o kuralın dışındayım" süsü verilmiş ve hayatın fizyonomisine dahil edilmiş hali. Sözcüklerin neyi çağrıştırdığını biliyor ama nerede çağrılması gerektiğini bilmiyor garibim.
 
29 DALKAVUĞUNU BULMAK

Eski konakların kadrolu dalkavukları olduğu bilinir. Bunlar, efendilerinin sıkıntılı anlarında onlarınher dediğini tasdik etmekle birlikte, yeri gelince sözünü dudaktan esirgemeyen; bazen de neşeli hikâyeler ve nüktelerle onları eğlendirip rahatlatarak devlet nizamına katkıda bulunan, soytarı tipli insanlardır. Dalkavukluk deyip geçmeyiniz. Bu öyle her babayiğidin harcı da değildir ve her birerleri imtihanla işe alınırlar. İşte hikâye:

Vaktiyle yüksek rütbeli zatlardan biri kendisine bir dalkavuk edinmek isteyip tellâl çığırtmış. Belirtilen gün ve saatte kapıda bazı dalkavuklar toplanmışlar. Sırayla imtihan odasına alınmaya başlamışlar. Efendi, ilk geleni şöyle bir süzmüş ve sormuş:

— Sen dalkavuk musun?
— Evet efendim, ben dalkavuğum.
— Amma hiç de dalkavuğa benzemiyorsun.
— Nasıl benzemem efendim. Filân paşanın yanında beş sene; falan vezirin kapısında üç sene hizmet ettim.

Efendi ona yol vermiş ve diğer adayı içeri almışlar. Ona da sormuş:
— Sen dalkavuk musun?

Aynı cevaplar ve aynı konuşmalar... Böyle birkaç aday sınandıktan sonra içeriye birisi girmiş.

Soru aynı:
— Sen dalkavuk musun?
— Evet, efendi hazretleri; bendeniz dalkavuğum.
— Amma sen öyle pek dalkavuğa benzemiyorsun.
— Hakk-ı âliniz var efendim; pek öyle dalkavuğa benzemem.
— Fakat sanki biraz da dalkavuğa benziyorsun.
— Evet biraz da benzerim efendim. Efendi dışarıya haber salmış:
— Ben dalkavuğumu buldum, diğerleri dağılıp gidebilirler.

Binlerce esef ki eskiden bir büyüğün bir dalkavuğu olurken şimdi her büyüğün yüzlerce dalkavuğu var. Dahası, eski dalkavuklar bazen öyle hakikatli sözler ederlermiş ki bu sözler meclise bir bomba gibi düşüp herkesi kendine getirirmiş. Yine eseftir ki şimdilerde insanlar, bir dalkavuk tutmak yerine çevrelerindeki herkesten dalkavukluk bekliyorlar. Doğrusu bu manzaraya bakınca insan, "Nerede o eski dalkavuklar!" diye iç geçiriyor.

İskender Pala - İki Dirhem Bir Çekirdek (Sayfa 25)
 
[YOUTUBE]F2vEs3xQW2k[/YOUTUBE]
 
Bir kitap sitesindeki araştırma inceleme kitapları bölümünün en çok satanlar listesi ile en iyiler listesi arasında hiç ortak kitap yok.

Çok satanları anlarım da "iyi"nin enini kim belirlemiş, neye göre yapmış listeyi, merak ettim?
 
Pek bir şey bilmiyorum desem,
Ne kadar inandırıcı olurum?
Hiç demiyorum, yalan konuşamam ama abartamam da.
Ah şu tembelilğim olmasa, öyle güzel kullanırım ki elimdekileri.
Bu da benim bahanem, ben de buna sığınıyorum.:dddd
 
43 GEMİ MAYMUNU GİBİ

Unutulmaya yüz tutan, hatta unutulan deyimlerimizdendir; oturduğu yerde kıpırdamadan saatlerce duran veya elini alnına siperlik edip uzun uzun aynı noktaya bakan kişiler hakkında "Gemi maymunu gibi (oturuyor/bakıyor)!" denilir.

Bugün televizyonda şovmenlik yaptırılan maymunlar, tarihin her devrinde insanoğlunun dikkatini çekmiş; ama ilk defa Osmanlılar tarafından faydalı bir iş kolunda istihdam edilmişlerdir. Atalarımız, Mağrip'ten (Kuzey Afrika memleketleri) getirdikleri maymunları cinslerine göre tasnif eder ve sağlıklı olanlarını tersane hizmetlerine ayırırlarmış. Akdeniz'i,neredeyse bir Türk gölü olacak kadar avucunun içine alan Türk denizcilerinin, özellikle 16.asırdan itibaren denizcilik fenninde mükemmel gelişmeler gösterdikleri bilinmektedir.

İşte, o dönemlerde ve bilhassa Sultan II. Bayezit devrinden itibaren gemilerde gözcü olarak maymunlar kullanılmıştır. Bunlar, Gelibolu ve İstanbul tersanelerinde özel eğitim ile terbiye edilen maymunlar olup harp gemilerinin seren ve cundalarına oturtularak, ufuktaki gemiler gözetletilir imiş. Maymunların gözleri yaratılıştan keskin olup uzakları çok iyi gördükleri bilinmektedir. Gemi maymunlarına biz, fazla sesi çıkmayan, isyan ve kışkırtmalara iştirak etmeyen, birkaç muz ile akşam sabah hizmet eden; kar, fırtına demeden seren direği üzerinde oturup etrafı gözetleyen ve ucuz iş gücü teminine imkân veren bir tayfa gözüyle bakabiliriz. Üstelik, bir gemide iki tane böyle maymununuz var ise, iki vardiya nöbet hizmeti de tamam olacaktır. En güzeli de gemiyi veya karayı görünce kaptandan bahşiş istemeyecek, yahut gördüğünü saklayıp ihanet etmesinden korkulmayacaktır.

Maymunların resimleri neden hep elleri alınlarında siper olmuş şekilde uzaklara bakarken çizilir diye merak ederdim. Şimdi anlıyorum ki zavallı hayvan, günün yarısında böyle durmaktan kaskatı kesiliyor besbelli. Seren kaidesine tünemiş vaziyetteyken ufukta bir gemi gördüğünde aşağıya seslenerek haber veren maymunlar, acaba kalyon veya kadırga gördüklerinde bunu da ayırıyorlar ve ayrı bir ses veya hareket mi yapıyorlardı, doğrusu merak
konusu!..

İskender Pala - İki Dirhem Bir Çekirdek (Sayfa 34)
 


An itibariyle masam.
Daha altta devamı var, ayıp olmasın diye onları sakladım.ajdfşlajdjaşds
0
 
günaydın Pazar.
hadi ısıt beni.p
 
"İçinizdeki her kötülük bunun farkına vardığınız anda temizlenir."

Karamazov Kardeşler - Dostoyevski (Sayfa 69)


Temizlenmeyenler mi vicdan azabını oluşturuyor peki? Ya da suçluluk duygusunu?
 
çoğul konuşunca insan kendini yalnız hissetmiyor.

ne iğrenç bir durum.aşdjşaljdsşaf
 
bu kitabın daha güzel bir çevirisi olmalı.
o kadar aptal değilim, hayır.
anlamadığım kadar anlatamıyor da olabilir.pp
 
Vicdan Azabı 'nı ortadan kaldırmak mümkün mü ?

-Bundan kolayı olamaz, insan yalnızca yapma alışkanlığı elde etmediği şeylerden pişmanlık duyar. Size acı veren şeyleri sık sık tekrarlayın, vicdan azabından kurtulmayı başardığınızı göreceksiniz. Tutkuların meşalesini , menfaatin güçlü yasalarını çıkarın karşısına, kısa zamanda darmadağın edersiniz bu duygunuzu. Vicdan azabı günahı ispatlamaz, yalnızca kolaylıkla boyunduruk altına sokulabilinecek bir ruhu gösterir.

Erdemle Kırbaçlanan Kadın - Marquis de Sade
 
Başkalarının sadakalarını kabul eden kimse her zaman aşağılanmamış mıdır ? bu hissettiği aşağılanma ötekinin yaptığı hizmetleri fazlasıyla ödemez mi ? Benzerinden üstün olmak gurur için büyük bir zevk değil midir , karşısındakini gönül borcu altına bırakan kimse için başka bir şeye gerek var mıdır ve gönül borcu , bunu kabul eden kişinin gururunu kırarak , onun için bir yük oluyorsa , onu ne hakla bunu korumaya zorlayabiliriz ? Beni gönül borcu altında bırakan kişinin gözleri her üzerimize çevrilişinde neden aşağılanmama izin vermeliyim ?


Erdemle Kırbaçlanan Kadın - Marquis de Sade
(Sayfa 148)

Acilen bu adama geçiş yapmalıyım, çekiliyorum gitgide.
 
dönüp dolaşıp aynı yere gelmiyormuyuz diye
bir kart göndermişsin son iki ayı postanede geçen
ve bir dip not düşmüşsün
istanbul şimdi soğuktur keşke koynumu göndere bilsem ne olur üşütme,
üzerinde sipsilik bir tarih ve
unutulmaya mahkum edilmiş bir koku
üzerime düşmüş ekmek kırıntılarını bir bir takip ederken
boz bulanık bir doku
hak diyorum
hakkı olan hakkını almadan göçmezmiş
üçüncü dünya savaşını hisseden martılar
kentin ilk ışıklarını beklemeden kaçarmış
şehrin kaldırımlarına kafa tutan koca bir yıkım
kim bilebilir ki dönüp dolaşıp yine aynı yere geleceğimizi
haktan başka,
ben diyor pinokyo
ve bir nebze daha uzuyor edepsizliği
bir nebze daha ve bir nebze daha
artık sığmıyor edepsizlikleri
ve koca bir tanrı ölüme yaklaşıyor
hiç bir meleğin fikrinde olmadığı için...
 
Cinsel yaşamın bütün marazi bozuklukları, haklı olarak, gelişme sırasındaki yasaklamaların sonuçları diye kabul edilebilir.

Cinsiyet Üzerine - Freud (Sayfa 81)
 
Geri