-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.881
-
- Tepkime puanı
- 4.212
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Fransız sosyolog ve filozof Émile Durkheim’a yöneltilen şu felsefi soru, aslında hepimizin hayatına dokunuyor:
Toplumu birey mi şekillendirir, yoksa bireyi toplum mu şekillendirir?
İnsan dünyaya geldiğinde hazır bir toplumun içine doğar; dili, ahlakı, inançları, değerleri ve davranış biçimlerini büyük ölçüde bu toplumdan öğrenir. Fakat aynı insan, zamanla öğrendiklerini sorgulayabilir, değiştirebilir ve hatta kendisinden sonra gelecek insanların yaşayacağı toplumu yeniden biçimlendirebilir.
Mesele elbetteki birey ile toplumdan hangisinin diğerini yarattığını bulmak değildir; ikisinin birbirini nasıl şekillendirdiğini anlamaktır. Çünkü toplum bireyi yetiştirirken, birey de düşünceleri, seçimleri ve itirazlarıyla topluma yeniden biçim verir.
Mesela çok basit bir örnek:
Bir çocuk, “büyüklerin yanında söz kesilmez” denilen bir toplumda büyür. Bunu kimse ona uzun uzun öğretmese bile zamanla öğrenir ve davranışlarının bir parçası hâline getirir. Burada toplum bireyi şekillendirmiştir.
Ama aynı çocuk büyüdüğünde, çocukların da fikirlerinin dinlenmesi gerektiğini düşünür ve kendi çocuklarını böyle yetiştirir. Bu anlayış çevresine yayıldıkça eski alışkanlık yavaş yavaş değişmeye başlar.
Bu kez de birey toplumu şekillendirmiştir.
Yani aslında ilişki tek yönlü değil:
Toplum insana bir kalıp verir; insan da bazen o kalıbı kırıp topluma yenisini bırakır.

Toplumu birey mi şekillendirir, yoksa bireyi toplum mu şekillendirir?
İnsan dünyaya geldiğinde hazır bir toplumun içine doğar; dili, ahlakı, inançları, değerleri ve davranış biçimlerini büyük ölçüde bu toplumdan öğrenir. Fakat aynı insan, zamanla öğrendiklerini sorgulayabilir, değiştirebilir ve hatta kendisinden sonra gelecek insanların yaşayacağı toplumu yeniden biçimlendirebilir.
Mesele elbetteki birey ile toplumdan hangisinin diğerini yarattığını bulmak değildir; ikisinin birbirini nasıl şekillendirdiğini anlamaktır. Çünkü toplum bireyi yetiştirirken, birey de düşünceleri, seçimleri ve itirazlarıyla topluma yeniden biçim verir.
Mesela çok basit bir örnek:
Bir çocuk, “büyüklerin yanında söz kesilmez” denilen bir toplumda büyür. Bunu kimse ona uzun uzun öğretmese bile zamanla öğrenir ve davranışlarının bir parçası hâline getirir. Burada toplum bireyi şekillendirmiştir.
Ama aynı çocuk büyüdüğünde, çocukların da fikirlerinin dinlenmesi gerektiğini düşünür ve kendi çocuklarını böyle yetiştirir. Bu anlayış çevresine yayıldıkça eski alışkanlık yavaş yavaş değişmeye başlar.
Bu kez de birey toplumu şekillendirmiştir.
Yani aslında ilişki tek yönlü değil:
Toplum insana bir kalıp verir; insan da bazen o kalıbı kırıp topluma yenisini bırakır.
