-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.812
-
- Tepkime puanı
- 4.097
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Bugün bir şehrin geceleri aydınlık olması bize o kadar normal geliyor ki, karanlığın bir zamanlar şehir hayatının gerçek bir parçası olduğunu unutuyoruz.
Düzenli sokak aydınlatmasının olmadığı dönemlerde güneş battığında şehirlerin büyük bölümü ciddi anlamda karanlığa gömülüyordu. Gece dışarı çıkması gerekenler yanlarında mum, kandil ya da fener taşıyor; bazı yerlerde para karşılığında yolunuzu aydınlatan fener taşıyıcılarından yardım alıyordu.
Karanlık yalnızca önünü görememek demek değildi. Sokaklarda hareket azalıyor, şehir kapıları kapanabiliyor, gece bekçileri devriye geziyor ve gecenin kendisi gündüzden tamamen farklı bir dünyaya dönüşüyordu.
İnsanların geceyi kullanma biçimini değiştirdi.
Daha geç saatlere kadar dışarıda kalmak mümkün oldu; dükkânlar, kahvehaneler, tiyatrolar ve eğlence hayatı gecenin içine doğru yayıldı. Şehir, güneş battığında uyuyan bir yer olmaktan çıkıp yavaş yavaş bugünkü gece hayatına kavuştu.
Belki de kaybettiğimiz bir şey de oldu.
Bugün büyük bir şehirde gökyüzüne baktığımızda yıldızları görmek için şehirden uzaklaşmamız gerekiyor. Eskinin insanı sokakta önünü görmekte zorlanıyordu ama başını kaldırdığında bizim artık pek göremediğimiz bir gökyüzü görüyordu.
Biz geceyi aydınlattık; karşılığında karanlığı kaybettik.
Düzenli sokak aydınlatmasının olmadığı dönemlerde güneş battığında şehirlerin büyük bölümü ciddi anlamda karanlığa gömülüyordu. Gece dışarı çıkması gerekenler yanlarında mum, kandil ya da fener taşıyor; bazı yerlerde para karşılığında yolunuzu aydınlatan fener taşıyıcılarından yardım alıyordu.
Karanlık yalnızca önünü görememek demek değildi. Sokaklarda hareket azalıyor, şehir kapıları kapanabiliyor, gece bekçileri devriye geziyor ve gecenin kendisi gündüzden tamamen farklı bir dünyaya dönüşüyordu.
- yüzyıldan itibaren Avrupa'nın büyük şehirlerinde bu durum değişmeye başladı. Paris'te 1667'den sonra sistemli sokak aydınlatması yaygınlaştırıldı. Londra, Amsterdam ve diğer şehirlerde de benzer uygulamalar gelişti.
İnsanların geceyi kullanma biçimini değiştirdi.
Daha geç saatlere kadar dışarıda kalmak mümkün oldu; dükkânlar, kahvehaneler, tiyatrolar ve eğlence hayatı gecenin içine doğru yayıldı. Şehir, güneş battığında uyuyan bir yer olmaktan çıkıp yavaş yavaş bugünkü gece hayatına kavuştu.
Belki de kaybettiğimiz bir şey de oldu.
Bugün büyük bir şehirde gökyüzüne baktığımızda yıldızları görmek için şehirden uzaklaşmamız gerekiyor. Eskinin insanı sokakta önünü görmekte zorlanıyordu ama başını kaldırdığında bizim artık pek göremediğimiz bir gökyüzü görüyordu.
Biz geceyi aydınlattık; karşılığında karanlığı kaybettik.