Mutluluk Tâneleri.

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 2729 gün önce aktifti
4238102835.jpg


07.11.2011
Unutamam canım, yanımda olmasanda unutamam.​
 
Bazen insanlar konuşmak ister, anlatmak ister ama kelimeler yetersiz kalır ya..
Ya da sessiz kalarak birçok şeyi anlatmak ister
İster de anlatamaz ya..
Anlatılır da anlamamazlıktan gelinir ya..
Sırf karşındakini kırmamak adına kendi üzüntüsünü kalbine gömüp yine de hayata gülen yüzünü gösterir ya kimi zaman insan
İşte böyle durumların en iyi ilacı yazmaktır, yazdıkça rahatlar, yazdıkça açılır insan..
 
Ağlamıyorum. Gözüme yokluğun kaçtı ..

Ağlamıyorum. Gönlüme gidişin bulaştı
Aşk, gözlerimden aktı.Canımdın, anım oldun
Güzel hatırladım seni

İşin özüne gelirsek, Ağlamıyorum inan
Biraz hayatım kaydı
O kadar.
 
Bazen Insan; Ben Iyiyim” Dediğinde Gözlerinin Içine Bakıp Iyi Değilsin Biliyorum Diyecek Birine Çok Ihtiyaç Duyar.
 
Ne gözümü alabildim ne de göze alabildim

Hani insan ne ileri ne geri tek bir adım dahi atamaz ya.
Birini yanında tutmayı bilemez ama yokluğunuda istemez.
Kaybetmeyi göze alamaz ama kazanmak içinde mücadele etmez.
Bağlanmaya cesaret edemez ama azat da edemez O'nu.
Ne sevilmekten vazgeçer ne sevmeyi bilir.
Hani çok zaman geçer savrulurlar ya, o zaman dökülür dudaklarından itiraf edercesine...
"Ne gözümü alabildim ne de göze alabildim"
 
SENİ SEVİYORUM CÜNKÜ...
Adını duyduğumda titriyorum.
İçimdeki sevda telleri titriyor
Eriyorum su olup akacağım sanki
Su olsam da sana akmak için yol bulurum ben
Ayaklarının dibine göl olurum
Sen bu aşk suyu ile yıkanırsın
Seni düşünmediğim tek bir an bile yok
Senin hasretine tutsak oluyorum
Hasret dedim de,seni özlemenin
bu kadar zor olacağını bilmezdim.
Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin,
bedenimi sarıyor.
Hasretten şikayet etsem de aldırma sen
Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık
kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor.

Seni Seviyorum Çünkü
Yanındayken dört mevsim bahar oluyorum
Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum
Buram buram çiçek açıyorsun yüreğimde.
Kokunla başımı döndürüyorsun
Bir bahardan diğerine uzanırken zaman
sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum.
Çiçek dedim ya, Bir çiçek adı verseydim sana
papatya olurdun Tomurcuklarıyla dünyaya, insanlara
baharın geldiğini müjdeleyen papatya
iddiasız ama güzel,güzel ama kibirsiz

Seni Seviyorum Çünkü
Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş
bir kıtanın topraklarında buluyorum
Adım adım dolaşıyorum seni
Sana ait ne varsa öğrenmek istiyorum
Keşfetmeye aç bir kaşifim ben
Ancak senin topraklarında doyuyorum hayata
Sana her gün yeniden aşık oluyorum
Bu aşka ben bile şaşıyorum
Ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor

Seni Seviyorum Çünkü
Her sabah kalktığımda bir günü daha
seninle geçirecek olmanın mutluluğunu
yaşatıyorsun bana Ben güne seninle başlıyorum
ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum
Gök kuşağının her tonunu gölgede bırakan
en parlak renksin sen Her şey senin rengini taşıyor
benim için ancak o zaman anlamlı oluyorsun

Seni Seviyorum Çünkü
Soğuk günlerde içimi ısıtan ceketimsin
Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı
İliklerime işleyerek esiyorsun
Her şeyde sen varsın.Nasıl olmayacaksın ki
sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin
Yüreğimin en derin köşesinde idin
Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun
Ve ben orada olduğunu fark edince
hak ettiğin yere çıkardım seni

Seni Seviyorum Çünkü

Hep benimlesin.Seni görmem için yüzüne
bakmam gerekmiyor.Gözümü kapatsam oradasın
Gördüğüm her sima aslında sensin.
Gözlerinin içindeki binlerce yıldız
gecenin karanlığını delip geçiyor
Sen bana bakarken ben kendimi
yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum
O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi.
Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından.
Güneş doğmasa,yıldızlar kaybolmasa diyorum
Ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda.
Bu kez daha parlak ve aydınlık çıkacaksın karşıma
Seni Seviyorum Çünkü
Saçların ellerimin arasında kayıp giderken
dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi
Her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor.
Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor,mutsuzluğu parçalıyor
Seni seviyorum çünkü,seni sevmeyi,sana dokunmayı,
seni dinlemeyi,sana bakmayı, seni koklamayı.
seninle paylaşmayı seviyorum.
Seni sen olduğun için seviyorum
Seni Seviyorum Çünkü
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken
ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum
Her sözcükten sonra durup tekrar düşünüyorum
Seni yeterince anlatabildim mi diye
Biliyorum ki yetmeyecek.Bu kadar sözcükten
sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım

SÖZCÜKLERİN BİTTİĞİ YERDE GÖZLERİME BAK
ONLAR BU SEVGİYİ ÇOK DAHA İYİ ANLATACAKTIR SANA...
 
Boşuna

Sen yoksun.....
Boşuna yağıyor yağmur
Birlikte ıslanmıyacağız ki......
Boşuna bu nehir.....
Çırpınıp pırpırlanması.....
Kıyısında oturup göremiyeceğiz ki.....
 
Aşk bir hastalıkmış sanki,
Seni bende hapsetti; yüreğim kilitli.
Ben odamda kokunla şimdi,
Konuştuğum duvar sessizdi.
Adın nefesimdi.
 
Gözlerimi kapatsam yüzünü görür müyüm?
Gündüzleri uzatsam, geceler bir kördüğüm
Kapıları kapatsam yalnız üşür müyüm?
Bir kuş olup ta uçsam üzerine süzülür müyüm?
 
Şiir olup yapışsam diline
Şarkı olup kopup gelsem yüreğinden
Işık olup aydınlatsam yürüdüğün yolları
Bazen bir şarkı
Bazen şarkıdaki bir sözcükte duy beni
Sana sesleniyorum..
 
Mevsimli değildi duygular
Gece gibi yatıya da gelmedi bize
Seni diyordum ama çok seviyorum
Derken gözlerinin içine bakma isteği duydum
Ellerim hayalinin tasarımını yaparken bil ki
Tıkandığım yer yine gözlerindi..
 
Seni seviyorken bil ki daha çok yaşamak istiyor insan
Çünkü seni bir ömüre sığdıramıyordum
Ne kadar sevsem gönlüme sığmıyor
Ne kadar çok arzu etsem sevgim kesmiyordu


Beynime kalbime sonra da bedenime etki etmiş
bir sevda dürtüsüydü..
 
Gece karaydı sonra da derin ama yıldızları vardı

Sen gibi,
gözlerin gibi,
varlığın gibi
 
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...





Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...







Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
Kadın sustu

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere
Kapandı bir pencere

AYRILDILAR
 
ben senin önce sesini sevdim

ne ismin, ne yüzün
ne de kim olduğun
yüreğim
yüreğini bilmiyordu

yalnızca
özlediğim bir dost gibiydi sesin
mısralara hüzün yağdırıyordu

gurbet gibi
hasret gibiydi sesin
bana uzak bir akşamdan aşinâ acılar
sımsıcak selamlar gönderiyordu

sabâ gibi
hicaz gibi
yankılar bırakıyordun yüreğimde

mısralar
sesinde harman zamanı olgun başaklardan ayrılan
buğdaylar gibi savruluyordu...



ben senin önce sesini sevdim

tütün sarısı kelimeler
sesinde yeri göğü hazana boyuyordu...

eski bir ramazan akşamında iftarı beklerken
fırından yeni çıkan pidenin sımsıcak çağrısı gibiydi sesin
bana çocukluğumu hatırlatıyordu



ben senin önce sesini sevdim

sesinde
dağa çıkmış bir milisin yalnızlığı
erkekçe oynanan bir Ege zeybeğinin edası
ve kavganın ta ortasında
yiğitçe vuruşanların vakarı gizleniyordu

sen tüketirken kelimeleri
sesin
vatan toprağına al bayrağına sevdalı
yiğit yüreklerin şehâdetine destanlar yazıyordu



ben senin önce sesini sevdim

ne şiirler anladı
ne kelimeler fark etti

neydi
nedendi

ağıt mıydı
sitem miydi
kurşun muydu
hançer yarası mıydı derinlerde

sesin
sırılsıklam bir sevdâ gibi
içime işliyordu...
 
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?






Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?






Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?






Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?






Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...

-Yusuf Hayaloğlu.
 
Hiç kimse bir aşkı
Onarmaya kalkmasın
Kaybedilmeye değer
En güzel anında
Bitirilmişse eğer
 
23881_10151180645213106_930992392_n.jpg


Gönül tablomdaki aritmetiği bozuk dört işlem; aramak, sevmek, beklemek ve gitmek… olarak kaydedildi sicilime.
Bu saydıklarımdan hiçbirinin de sağlaması yoktu aslında, sen de garantin olmadan hiçbir kanaat notu kullanmazdın.
Anlayacağın ben bu paramparça sevdada da, bütünlemeye kaldım!
​
 
579068_10151179250343106_1563697482_n.jpg


Öyle tıka basa doldurmuştum ki seni sol yanıma,
hayata dair hiçbir şeyi yüreğim almıyordu artık..
​
 
Geri