Kaan Turkoglu Kisisel Paylasim Sayfasi

stonecypher
  • Kullanıcı stonecypher
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
Hastayım dediğinde bir erkek, Kıyamam, kendine dikkat olur mu'dan öteye geçemeyen kısa mesaj budalaları.. Artık havalar soğudu, Sıkı giyin bak diyen yapmacık ağızları dişleriyle birlikte asıyorum tutumsuz davranışlar vestiyerine. Gelemeyecek kadar meşgul olan sevgili'lerin, Rol icabı kısa mesajla verdikleri o unutulmaz sadakat sözleri, ***tirin gidin hadi. Sonra hastayım dediğinde bir kadın, Regl olma ihtimalini birinci plana koyup işimiz haftaya kaldı planlarını yapan bacak arası kuklaları. Demişler ki dünya kadar malınız olacağına fındık kadar, Yok küfür yok yüreğiniz olsun diyecektim. Köpeğinizi gezdirir gibi elini tutup gezdirdiğiniz ve beni seviyor, Ne dersem yapar düşüncesinde seviyorum dediğiniz adamlar bir haftada kıvama gelir yada iki birayla dediğiniz kadınlar, İlk günden oldukça yol katedip samimiyetin ***na koyanlar ve siz, Hepiniz. Aynı telefondan aynı mesajları kaç farklı numaraya gönderdiniz kimbilir, Kaç kılığa girdiniz, Kaç kez şekil değiştirdiniz, ***tir edin, nasıl olsa kimse bilmiyor..​
 
İlk ne zaman aşık oldun?”
diye sormuşlar Neşet Ertaş’a.

13 yaşımda. Yozgattaydık, mahallenin kızıydı. Ona bir türkü havalandırdıydım. dedi..
Kızın adını söyledi. Sonra da pişman oldu. "Yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur."​
 
Ayağa kalktım. bencilce alkışlıyordum insanları. bu ne muhteşem bir öldürmekti, kusursuz yaklaştınız, hiç hissettirmediniz hatta bunu iyiliğim için yaptığınızı düşünecek kadar kullandınız aklımı. itiraf edemediğiniz için bazı şeyleri iftira atmak kolayınıza kaçtı, akıllara durgunluk verdiniz, bravo, harikaydınız, harikaydınız! bir ispanyol filminin en iyi cinayet sahneleri kadar veya bir fransız filminin aşk sahnelerine o bir şey mi diyecek kadar inandım. ölçtünüz, biçtiniz, hesapladınız yolu ve gidiyorsunuz öyle mi? nereye? galaya mı? kutlamaya mı bu gece?sevişmek için mi ikinci yüzünüzle?​
 
Mendil satan bir çocuk da olabilirdin,

Ben kibrit satardım hemen yanında,

Ağlasan,

Bir ağlasan,

Kibriti yakar ısıtırdım gözlerini...

Ve sonra dönsemde olurdu,

Bütün kibritleri yakıp,

Beş kuruş koymadan cebime..
​

Gülümsesen,

Bir gülümseyebilsen,

Sokaklardan yanmamış kibritler toplayıp ,

Dudağımı yakardım senden kaçıp...
 
Bir köşeye sıkıştırılmış körpe bir kızın, Köhne bir yıkıklıkta üzerinden geçilmiş umutları gibi ölüyorum. Bir bilsen nasıl öldüğümü diyeceğim ama, Sen bilmesen de olur...​
 
Bende senin yerinde olsam sevmezdim 'beni'
Düşünsene
Her istediğine evet diyen biri
Ne kadar sıkıcı dimi?
Merak etme,sende seveceksin
Sende..
Tekme yiyince..
Belki de beni sevmemen lazım
Ben iğrenç birisiyim
Aklı olanın yapacağı şeyler yapmadım
Çok sevdim mesela..
Sen sıcacık odanda televizyon karşısında otururken
Ben kapına çiçeği nasıl bırakırım düşüncesindeydim
Kar çiselerken..
Senin annen,baban vardı mesela
Düşünmen gerekiyordu
Yada aranı bozmaman gereken arkadaşların
Onlar için karşına beni alamazdın
Ağlarken bir şey düşünemezdim
Belki mutluluktandı,belki acıdan
Ama ağlıyordum,affet.
Bizim karşımıza çıkacak engellere
Gözyaşlarımla sel yaratmaya çalıştım
Başaramadım,affet.
Sen beni yanına alamazken
Benim aldığım tek şey
Dudaklarından süzülen birkaç kelimeydi:
'Geri kalan hayatında mutluluklar dilerim..'
Ateş devam etti
'Bunu gerçekten çok isterim'
9 kelime ve bir can..
Dokuz canlı olsaydım,dokuzunu da alırdı da
Bir cana çok geldi
Bu kelimeler,affet beni
Affet..
Ve biliyorum,gencim
Karşıma daha çok kız çıkacak
En kötüsü de bu değil mi?
Biz yenildik
Biz kaybettik
Biz bile bile gözlerimize baka baka
Yalan mı söyledik?
Sen şehrimin çıkış kapısıydın
Ben bu şehirde ölmeye mi terk edildim?
Ve sen yağmur olup
Başka şehirlere mi yağmaya karar verdin?
Ben aslında üç kişiydim
Sen gelmeden önce yüzümü astım
Sen geldikten sonra ceketimi astım
Sadece seni izledim
Giderken kendimi asmaya karar verdim
Asılmış duyguları yaşadığım bu evi terk ederken
Pencereme 'kiralık' yazmaya karar verdim
Gerçek aşkın bu dünyada olmadığını bildiğimden
Kiralık duygulara evimi teslim ettim.
​
 
Yedi gün oldu bayan, siz öleli..
halk dilinde bir hafta, o kadar kısa yani.
dilimde yüz atmış sekiz saat.
on bin seksen dakika..
up uzun..
ip uzun..
neyse ki sigara kısa..
çekerdim içime, ve üflerdim iç yangının dumanlarını dışarı..
o saatlerde,
rengim atmış sıcaktan,
ve sonra yüzüm erimiş dilime..
üstelik bu süre,
cesedinle konuşma fırsatı bulacak kadar uzun.
ölüsün,
susuyorsun,
yüzüm çıkmıyor dilimden..
uzun uzun,
göz kırpıyor cesedin,
bir daha ölüyorum..
ilk kırk sekiz saat,
öldüğünü kabullenememek,
sonraki yas ,
ve bir sonraki yaş vakti.
son saniyeler benim ölüşüm..
hiç uyumadım,
uyuyacak oldum,
düş kırmadan uyandırdı son dileğin.
diş kırmadan çiğnenmedi yokluğun..
ve iyi geceler kırıklarım,
ve iyi bak kendine diyorsun,
bu mümkün değil.
ölüyorum,
ne yönden bakarsan bak ölüme, mutlaka göz kırp..
bilsem,
ah bilsem son dileğini,
gerçekleştirip ölürdüm...
ama umut ettim,
kefeni sevmezdin bilirim,
ki bilmesem de son dileğini,
belki beni diledin diye,
mezarını açtım göğsümden,
ve sana gelinlik giydirdim..
şimdi,
göz kırp..
ve dansa kalk...
ne olur..
​
 
Yaraları iyileştirmek için bir sürü ilaç var ama sen söyle tanrım. İsanın elindeki yaraya, merhem mi iyi gelir yoksa meryem mi?
​
 
Gözlerin uzak bir ülke gibi. Sanki içinde yağmur duasına çıkmış devasa bir millet ve dualarını asla geri çevirmeyen tanrılar var.
​
 
Görüşürüz der, görüşemeyeceğini bilerek bakarsın ona. Ve gör, üşürüz dersin sessizce.
 
Ellerim bile birbirini kıskanırdı bilirsin, saçına hangisi değerse öbürü bir sigara yakardı.
 
Giden sevgiliden kalan birkaç fotoğrafsa seni ayakta tutan, bir bitki ile aynı şeydir yaptığın.. "foto'sentez"..
​
 
Eğer öldüğümü duyar da titreyip üşürsen mezarıma gel. Toprağı biraz arala tahtalarımı sök ve yak Seni bir süre daha isıtabilirim..
​
 
Erkek şöyle düşünür:
İsterse başkasını sevsin, yeter ki sevişmesin.
Kadında cümle tersine döner:
İsterse başkasıyla sevişsin, yeter ki sevmesin.
Çünkü kadına göre vücudun merkezi yürek,
Erkeğe göre etek.
Erkek eteği paylaşamaz,
Kadın yüreği..
​
 
Lanet olsun bütün bir nesil benzin pompaliyor garsonluk yapiyor yada beyaz Eroin'e köle olmus. Reklamlar yüzünden araba ve kiyafet pesindeler. Nefret ettigimiz islerde calisip gereksiz seyler aliyoruz. Bizler tarihin ortanca cocuklariyiz. Bir amacimiz yada yerimiz yok ne büyük savasi yasadik ne de büyük buhrani, Bizim savasimiz ruhani bir savas en büyük buhranimiz hayatlarimiz. Televizyonla büyürken milyoner film yildizi yada Rock yildizi olucagimiza inandik ama olamayacagiz. bunu yavas yavas ögreniyoruz. ve o yüzden cok kizginiz​
 
Özgürlük geleneksel kuralların ötesinde kendine meydan okuma potansiyelidir.
Tutkularımızdan güç alıyoruz. Arzularımızla harekete geçiyoruz.
Nefret bile, düşmana karşı kullanıldığında değerli bir müttefik olabilir.
Ama yine de tüm bunlara sırtımızı dönmemiz söylendi bize.
Bizleri insan yapan duygulara, hissiyatlara.
​
 
Dayanmaktır sevmek, Hayat nereden vurursa vursun ayakta durabilmek. Bazen yaşamaktır sevmek, Soluksuz ciğer gibi, Sevgisiz kalbin durabileceğini bilmek. Bazen ağırdır sevmek Sevdiğine layık olabilmek. Ve bazen, Hayattır sevmek. Birini çok uzaktayken bile yüreğinde taşıyabilmek. İşte budur sevmek...​
 
Kapıyı çalmadan bir hırsız gibi usulca ve parmak uçlarına basa basa, Yanlışlıkla devir şişeleri uyanmam. Açtım ağzımı yumdum gözümü uyumadan, Öp demiyorum çal dilimi.. Altımdan örtüyü çekmeden topla ve çöp gibi götür dök beni ve yürürken yemeden yarım bıraktığım bütün yalnızlıklarımı çal bu gece ben uyurken.. Zaman gibi ilerle ve zaman gibi geçme hemen çok içme bana benzersin sen ki öyleysenbana benzememek için ne kadar kırıldığım an varsa sana
​
çal bu gece ben uyurken.
 
Üzülme geçecek. Başından bir olay, bir aşk ve önünden bir kadın. Sonra, Omuzlarda taşınacaksın ama, Annen gururlanmayacak, bu benim çocuğum olmamalı diye, Geçecek içinden. Sen önde duracaksın ve arkana geçecekler. Nasıl bilirdiniz diye soran hocaya iyi diyenlere mesela,Yalanınız batsın diyemeyeceksin. Sonra istediğin kadar üzül, Kendine yalan söyle. O diyemediğin şey işte, İstesende geçmeyecek..​
 
Direnemeyeceğim bir rejim gibi gel sömür yağmala beni, Bayrağının altında yaşamaktan onur duyarım!​
 
Geri