İnsan Ne Zaman İnsanı Putlaştırır?

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Tevrat'ın Yaratılış anlatısında, insanın yasak meyveyle sınandığı bölümde yılanın söylediği söz dikkat çekicidir:

“Tanrı gibi olacaksınız.”

Bu ifade, insanın güç kazanma, sınırlarını aşma ve olduğundan daha fazlasına ulaşma arzusuna dair güçlü bir sembol olarak okunabilir.

İnsan yalnızca hayatta kalmakla yetinen bir varlık değildir. Bilmek, hükmetmek, sınırlarını genişletmek ve kimi zaman kendisini aşmak ister. Tarih boyunca bu arzu farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır.

İnsan kimi zaman anlayamadığı tabiat güçlerini kutsallaştırmış, kimi zaman tanrılar yaratmış, kimi zaman da kendi içinden çıkan güçlü insanlara sıradan bir insana gösterilmeyecek kadar büyük anlamlar yüklemiştir.

Eski Mısır bunun dikkat çekici örneklerinden biridir.

Horus, İsis ve Osiris gibi tanrılar Mısır inanç dünyasının önemli parçalarıydı. Firavun ise yalnızca siyasi bir hükümdar değildi; kutsal düzenin temsilcisi olarak görülüyor, özellikle Horus'la ilişkilendiriliyor ve hükümdarlığı ilahi düzen içerisinde anlamlandırılıyordu.

Burada dikkat çekici olan yalnızca eski toplumların neye inandıkları değildir.

İnsanın güç karşısındaki tavrıdır.

Insan bazen hayran olduğu kişiye yalnızca saygı duymakla kalmaz. Ona kendi özlemlerini, eksikliklerini ve ulaşmak istediği gücü de yükler. Böylece karşısındaki gerçek insan yavaş yavaş görünmez olur; onun yerine zihinde yaratılmış daha büyük, daha kusursuz ve neredeyse dokunulmaz bir figür ortaya çıkar.

Ve belki de tehlike tam burada başlar.

Bir insanın sözleri sorgulanamaz, davranışları eleştirilemez ve gücü tartışılamaz hâle geldiğinde artık yalnızca bir insana hayranlık duymuyor olabiliriz.

Kendi ellerimizle bir put yaratıyor olabiliriz.

Çünkü insanlık tarihi bize gösteriyor ki;

Putlar her zaman taştan yapılmaz.
 
Ellerine sağlık @Cherry , Bence insanlık serüvenin en büyük yanılgısı belki de putları yalnızca dışarıda aramasıdır. Oysa insan, hayran olduğu kişiye kendi düşüncelerini teslim ettiği anda putu aslında kendi zihninde inşa eder. Dün Firavun ilahi kabul ediliyordu, bugün ise bir peygamberin , liderin, düşünürün, sanatçının ya da herhangi bir “güçlü” figürün yanılmaz olduğuna inanılabiliyor. Değişen yalnızca putun biçimi.
Belki de “Tanrı gibi olacaksınız” sözünün asıl ironisi burada: İnsan Tanrı’ya benzemek isterken, bazen başka insanları Tanrılaştırıyor. Ve sorgulamayı bıraktığı anda, kendi aklından vazgeçtiği putun önünde eğilmeye başlıyor.
 
O zaman şiir zamanı ;

ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim
 
Bir cocuk icin anne babasi yanilmaz olabilir. Bir ögrenci hayran oldugu ögretmenin her söyledigini dogru kabul edebilir. Insan asik oldugunda karsisindakinin kusurlarini görmezden gelebilir.

Sanirim mesele birine hayran olmak, sevmek ya da saygi duymak degil. Bunlarin hepsi insani.
Tehlike, bir baskasina verdigimiz degerin kendi muhakememizin önüne gecmesiyle basliyor.
 
Cahillik, korkaklık, özgüvensizlik, zavalılık, kabullenilmiş çaresizlik halindeki bir insan kendini güçsüz ve düşmanlara karşı kendini bir köle kadar zayıf gibi gördüğünde, sığınacak bir kral, lider, güç otoritesi arar. Biri de çıkar eline kılıç alıp "ben kralınızım" der. Böylece halka lidere itaat eder, menfaat ve güç sahibi olur. Nesilden nesile böyle devam eder ve sonra bir gün bir kral çıkar ve ben tanrısal biriyim der. Nasıl bir tanrısallıksa vakit bitince nalları diker ve yerine geçen de "ben daha büyük tanrıyım" der. Halk da böyle gelmiş böyle gider, boynumuz kıldan ince der ve kralın tanrısallığına inanmaya başlar. Antik çağlarda hep böyle olmuş.
 
Geri