-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.771
-
- Tepkime puanı
- 4.058
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Tevrat'ın Yaratılış anlatısında, insanın yasak meyveyle sınandığı bölümde yılanın söylediği söz dikkat çekicidir:
“Tanrı gibi olacaksınız.”
Bu ifade, insanın güç kazanma, sınırlarını aşma ve olduğundan daha fazlasına ulaşma arzusuna dair güçlü bir sembol olarak okunabilir.
İnsan yalnızca hayatta kalmakla yetinen bir varlık değildir. Bilmek, hükmetmek, sınırlarını genişletmek ve kimi zaman kendisini aşmak ister. Tarih boyunca bu arzu farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır.
İnsan kimi zaman anlayamadığı tabiat güçlerini kutsallaştırmış, kimi zaman tanrılar yaratmış, kimi zaman da kendi içinden çıkan güçlü insanlara sıradan bir insana gösterilmeyecek kadar büyük anlamlar yüklemiştir.
Eski Mısır bunun dikkat çekici örneklerinden biridir.
Horus, İsis ve Osiris gibi tanrılar Mısır inanç dünyasının önemli parçalarıydı. Firavun ise yalnızca siyasi bir hükümdar değildi; kutsal düzenin temsilcisi olarak görülüyor, özellikle Horus'la ilişkilendiriliyor ve hükümdarlığı ilahi düzen içerisinde anlamlandırılıyordu.
Burada dikkat çekici olan yalnızca eski toplumların neye inandıkları değildir.
İnsanın güç karşısındaki tavrıdır.
Insan bazen hayran olduğu kişiye yalnızca saygı duymakla kalmaz. Ona kendi özlemlerini, eksikliklerini ve ulaşmak istediği gücü de yükler. Böylece karşısındaki gerçek insan yavaş yavaş görünmez olur; onun yerine zihinde yaratılmış daha büyük, daha kusursuz ve neredeyse dokunulmaz bir figür ortaya çıkar.
Ve belki de tehlike tam burada başlar.
Bir insanın sözleri sorgulanamaz, davranışları eleştirilemez ve gücü tartışılamaz hâle geldiğinde artık yalnızca bir insana hayranlık duymuyor olabiliriz.
Kendi ellerimizle bir put yaratıyor olabiliriz.
Çünkü insanlık tarihi bize gösteriyor ki;
Putlar her zaman taştan yapılmaz.
“Tanrı gibi olacaksınız.”
Bu ifade, insanın güç kazanma, sınırlarını aşma ve olduğundan daha fazlasına ulaşma arzusuna dair güçlü bir sembol olarak okunabilir.
İnsan yalnızca hayatta kalmakla yetinen bir varlık değildir. Bilmek, hükmetmek, sınırlarını genişletmek ve kimi zaman kendisini aşmak ister. Tarih boyunca bu arzu farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır.
İnsan kimi zaman anlayamadığı tabiat güçlerini kutsallaştırmış, kimi zaman tanrılar yaratmış, kimi zaman da kendi içinden çıkan güçlü insanlara sıradan bir insana gösterilmeyecek kadar büyük anlamlar yüklemiştir.
Eski Mısır bunun dikkat çekici örneklerinden biridir.
Horus, İsis ve Osiris gibi tanrılar Mısır inanç dünyasının önemli parçalarıydı. Firavun ise yalnızca siyasi bir hükümdar değildi; kutsal düzenin temsilcisi olarak görülüyor, özellikle Horus'la ilişkilendiriliyor ve hükümdarlığı ilahi düzen içerisinde anlamlandırılıyordu.
Burada dikkat çekici olan yalnızca eski toplumların neye inandıkları değildir.
İnsanın güç karşısındaki tavrıdır.
Insan bazen hayran olduğu kişiye yalnızca saygı duymakla kalmaz. Ona kendi özlemlerini, eksikliklerini ve ulaşmak istediği gücü de yükler. Böylece karşısındaki gerçek insan yavaş yavaş görünmez olur; onun yerine zihinde yaratılmış daha büyük, daha kusursuz ve neredeyse dokunulmaz bir figür ortaya çıkar.
Ve belki de tehlike tam burada başlar.
Bir insanın sözleri sorgulanamaz, davranışları eleştirilemez ve gücü tartışılamaz hâle geldiğinde artık yalnızca bir insana hayranlık duymuyor olabiliriz.
Kendi ellerimizle bir put yaratıyor olabiliriz.
Çünkü insanlık tarihi bize gösteriyor ki;
Putlar her zaman taştan yapılmaz.