Hüzün Kovan Kuşu

  • Kullanıcı Arda1
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1119 gün önce aktifti


Anlıyorsun,
Herşey seni unutmama müsaitken ben değilim.
Ve seni unutmak için,
Yani eğer unutmam gerekse illa seni,
Bütün kadınları öldür.
Seni unutayım derken, onları sevemem..

Bilirsin uzun iş unutmak ve bunun için ölmek gerek.
Ne zaman ölmeyi istesek,
Yaşamayı sevdiren şeyler çıkıyor karşımıza.
Umut ettirecek işler geliyor başıma.
Ne zaman ölecek olsam,
Bir intiharın eşiğinde yarı baygın buluyorum kendimi.
Etrafımda ilaç şişeleri, içki şişeleri.
Üzerine nefesimin bulaştığı ipler,
Bir ilmek daha,
Bir düğüm daha oluyor boğazıma.
Yerde yatıyor,
İyileşmek için tüketilmiş gibi şişeler..
Duvarda,
"İyiki yapmadın" diyen bir resim sana ait,
Ve "yapamadım" diyen bir resim daha bana ait..
İyiki, diyen hiç bir resim yok bize ait..

Sanki o baygınlıkta yaşanıyor herşey,
İyiki diyip üzerime geliyorsun karelerin içinden sıyrılıp.
Beni intihar değil, sen öldüreceksin sanıp keyifleniyorum.
Sarılıyorsun, ne olur yapma.
Dedim ya umutlanıyorum,
Yüzün yüzüme değiyor, ten değiştiriyorum.
Ve gözlerin biraz daha yaklaştıkça gözlerime,
Bakış açım yerle bir olup,
Bakamadığım açlar yerle gök oluyor.
Afrika'da simit satmış bir çocuğun neşesi var gözlerinde,
-Gelme..

Diyorum gelmiyorsun, afferin.
Ve ben elimde kalem kağıt seni anlatırken buluyorum kendimi.
Kalem kağıtla bulmasam kendimi,
Kirpiklerimi koparır şekiller çizerdim sana benzeyen..
Kirpiklerim olmasa ağlardım, eksiksiz.

Bekliyorum,
Seni bekliyorum.
Ölüm gibi işte,
Nasıl olsa geleceksin,
Ve ben, senden önce ölmüş olmak istemiyorum, hepsi bu.

Yalan,
Hepsi bu değil.
Dahası var ama, gereği yok.


Gökhan İnesi//Panşehir


​

Şiir çok hoşuma gitti teşekkür ederim ZeN arşivlendi ;)
 
Bira ve Kahve ​

Bir gün tanışacağız, arkadaşlığımızın arkadaşlık düzeyinde kalmayacağını bilerek arkadaş olacağız, sonra sevgili. Bir ay, altı ay, üç yıl. Sonra ben, bir akşam ya da sabah ya da gece yarısı, henüz sen beni terk etmemişsen tabii, herhangi bir neden belirtmeden çekip gideceğim. Çünkü veda konuşmalarını beceremem. Becerebilseydim altı sene önce evlenmiş olurdum. Nasıl ayrılacağımı tahayyül edemediğim için evlenemedim. Ama bu ayrı bir konu. (Ve sana –bir cümleye “ve” ile başlamanın ona ilahi bir ton kattığını Jonathan Safran Foer’den öğrenerek kullanmaya karar verdiğimi de belirtmek isterim– erkek dünyasının tam kalbinden bir tavsiye, bu tarz dostane veda konuşmalarını becerebilen adamlardan uzak dur lütfen. Onlar bir gece uyanıp seni kıtır kıtır kesebilecek kadar kendine güveni yerinde adamlardır. Onlar en düşmanca hislerini bile dostane biçimde ifade edebilen gerçek erkeklerdir, onlar ergen değildir. Ece Temelkuran ne güzel kadın.) Her neyse. Ve sen kendini bok gibi hissedeceksin. Haklı olarak. Ve üzüleceksin. Ve sen üzüldüğün için ben de üzüleceğim. Ama bunu çaktırmayacağım. Ve sen benim taş kalpli ve vicdansız biri olduğumu düşüneceksin. Götün önde gideni olduğumu düşüneceksin. Bu düşüncelerini bir terbiye süzgecinden geçirip smslere dökeceksin. Ve ben onları okurken şöyle düşüneceğim, “Sanırım ben bu dünyaya insanların kalbini kırmak için geldim.” Sonra bir gece saat ikide, alkollüyken telefon açıp bağıra çağıra dökeceksin içindeki bütün zehri. Ama benim kafam o an yazdığım şeyin zehriyle dolu olduğundan senin zehrinden etkilenmeyeceğim ve diyeceğim ki, “Yarın akşamüstü bir kahve içmeye ne dersin?” Ve sen de diyeceksin ki, “Yarın akşamüstü gelip seni bıçaklamama ne dersin bencil piç? Bip bip bip biiiip…” Her neyse. Dışarıda kahve içmekten nefret ederim zaten, evde yeterince içiyorum. Kahve içelim dememin nedeni, bira içip duygusallaştıktan sonra aynı döngüye tekrar başlamaktan korkuyor olmam. Sonuçta bir gün, o kahveyi barış içinde içeceğiz, havadan sudan konuşacağız, herkesin herkessiz yapabileceğini bildiğimizden (Tezer Özlü ne güzel kadın); kendimizle, o ana kadar ki bütün aptallıklarımızla dalga geçebileceğiz ve en sonunda, “Ne güzel böyle, bunu her zaman yapalım,” diyeceğiz. Masaya gelen, donmuş sümüğü üst dudağına yapışık çocuktan selpak ve bu işi sadece hayır için yaptığını iddia eden adamdan tükenmez kalem alacağız. Selpak mı kalem mi diye soracağım. Tabii ki de kalemi seçeceksin. Sonra aramızdaki sessiz anlaşmaya uyarak, bir daha bu kahve faslını hiç tekrarlamayacağımızı bilerek, ayrı yönlere gideceğiz.

​

[YOUTUBE]8qNESeiI_h0[/YOUTUBE]​
 
p0ls9.jpg


Sen cal ben seni dinlerim Arda.:cici:
 
Hayatımın her noktasında seni en önemli yere koyduğum gibi bu şarkıyı da senden öğrenip listemin başına koydum, rakıyı her ağzıma alışımda aklıma gel diye. İyi bok yedim biliyorum, zaten akıllı bi iş yapsam bunca zamandır ağzıma sıçmana rağmen her sabah bittiği için rüyaların verdiği acıyla uyanmazdım. Neyse **Spam/Adversiting**
 
A/rda kalanlarla yetinmeyi bilmeli insan sen gibi..
R/amak kala acilara..

D/ermansiz kaldigin'da,bir yigit gibi sah'a kalkmali..
A/yriliklarda olmali elbette,yikmamali seni,yikmamali ..

Nazli.

Ya sirtimizda tasiyoruz,yada ayaklarimizin altina alip cigniyoruz sevdiklerimizi;
Ogrenemedik iste,ogrenemedik yan yana yurumeyi ..
 
A/rda kalanlarla yetinmeyi bilmeli insan sen gibi..
R/amak kala acilara..

D/ermansiz kaldigin'da,bir yigit gibi sah'a kalkmali..
A/yriliklarda olmali elbette,yikmamali seni,yikmamali ..

Nazli.

Ya sirtimizda tasiyoruz,yada ayaklarimizin altina alip cigniyoruz sevdiklerimizi;
Ogrenemedik iste,ogrenemedik yan yana yurumeyi ..

Ama bu çok güzel olmuş çok beğendim teşekkür ederim dostum ;)
 
Senin gibi bir degere az bile dostum.
 



+Herkes birikmiş bizi seyrediyor Olric.
-Dağılın!. Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.


​
 
Ben Behzat Amirimi izlemeye devam ediyim​

qg65j.jpg
 
Benim sadece sakallarım kirliydi. Ama siz benim ruhumu kirlettiniz.​
 
Bir gece ansızın, yapayalnız ölmekten korkarken, cesedimi komşular mı bulacak yoksa sayım memurlarımı diye düşünürken hissedersin göğüs kafesinde her gün biraz daha büyüyen, kimsenin kapatamayacağı o boşluğu. Bir kokuya sarılma isteğini. Bir ömür gibi geçmiş zor, uzun günlerden sonra anlarsın ruhunu zehirleyen karmakarışık düşünceleri. Büyük heyecanlardan sonra çöken bitkinlikleri. Kimsenin bulutlara bakmadığı bir şehirde bir lafı döndürüp dolaştırmadan anlatmanın imkansızlığını. Belki de insanın ne anlatacağını bilemediğinde şair olduğunu anlarsın.​

[YOUTUBE]Cqa5StIqDKg[/YOUTUBE]​
 
#Oraletisevmeyenlerikınıyoruz

qgdxu.jpg
 
İftar şarkınız arz olunur ;)​

[YOUTUBE]Xm98K2Y6ZSA[/YOUTUBE]​
 
''Birileri yaşar, birileri ölür.
Arkada kalanlar yarım yamalak, paramparça ve halsiz.
Günler yalancı, geceler günahkar.
Ne günü ne gecesi gözünü kırpmaz, rüya görmez, nefesi hissedilmez.
Hep sorular sordular, cevaplarını merak etmediler.
Ben hep doğru bildiğimi yaptım.
Kendi alın yazımla yaşadım hayatı.
İyi ol dediler, kötü nasıl olunur bilemeden.
İyi misin dediler, bir kere bile gerçekten nasılsın demeden.
Ben iyi bir adam olamadım.
İyiler ilk görüşte tanınmaz...''
 
Ben iftar yapmaya gidiyorum. Gelene kadar siktirin gidin
 
Biz de bir gün mutlu olursak bu saatlerde uyuyor oluruz
 
Geri