Hakikat Neden Rahatsız Eder?

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🟢 Konu yazarı şu anda aktif

Hakikat Neden Rahatsız Eder?​

Nietzsche’nin düşüncesinde insan ile hakikat arasındaki ilişki oldukça sancılıdır. İnsan her zaman gerçeği olduğu gibi istemez; kimi gerçekler güvenli hissettiren düşünceleri, inançları ve insanın kendisi hakkında kurduğu algıyı sarsabilir. Nietzsche, özellikle Hakikat ve Yalan Üzerine adlı metninde insanın yanılsamalarla ilişkisini ve hakikatin yalnızca hoş sonuçlarını isteme eğilimini tartışır.

İnternette Nietzsche’ye atfedilen şu söz de bu düşüncenin modern bir özeti gibidir:

“Aşırı idealizme kanmayın ve gerçeği söylemenin sizi insanlara yaklaştıracağını düşünmeyin. İnsanlar, onları yanılsamalarla avutup okşayanları sever ve ödüllendirir. Tarih boyunca, insanlar yalnızca gerçeği söyleyenleri cezalandırmıştır.”

Ancak bu sözün Nietzsche’nin eserlerinde bu biçimde geçtiğine dair güvenilir bir kaynak bulunmamaktadır. Bu nedenle doğrudan Nietzsche alıntısı olarak değil, Nietzsche’nin hakikat ve yanılsama üzerine düşüncelerini çağrıştıran bir yorum olarak değerlendirmek daha doğrudur.

Yanılsamaların Konforu​

İnsan, hayatın sert gerçekleriyle yüzleşmek yerine kendisini güvende hissettiren düşüncelere sığınabilir. Nietzsche’nin felsefesinde din, ahlak ve toplum tarafından kabul edilmiş bazı değerler de bu açıdan ciddi biçimde sorgulanır.

İnsanları rahatlatan, onlara duymak istediklerini söyleyen kişiler daha kolay kabul görebilir. Hakikat ise her zaman aynı rahatlığı sunmaz.

Gerçeğin Tehditkâr Doğası​

Gerçek, insanın yerleşmiş inançlarını ve kendi hakkındaki konforlu algısını sarsabilir. Bu nedenle gerçeği söyleyen kişi kimi zaman insanların gözünde hakikati gösteren biri olmaktan çok, huzurlarını bozan biri hâline gelebilir.

Sorun her zaman gerçeğin yanlış olması değildir. Kimi gerçeklerin bedeli, insanın kendisi hakkında inanmak istediği şeylerden vazgeçmesidir.

Tarihten Örnekler​

Sokrates, Atina’da yerleşik düşünceleri sorgulayan yaklaşımıyla tartışmalı bir figür hâline geldi. Dinsizlik ve gençleri yozlaştırma suçlamalarıyla yargılandı ve MÖ 399’da ölüme mahkûm edildi.

Galileo Galilei, Güneş merkezli evren modelini savunması nedeniyle 1633 yılında Engizisyon tarafından yargılandı. Mahkûmiyetinin ardından hayatının geri kalanını büyük ölçüde ev hapsinde geçirdi.

Giordano Bruno ise sonsuz evren ve çok sayıda dünya düşüncesinin yanı sıra dönemin Katolik öğretisiyle çatışan çeşitli teolojik görüşleri nedeniyle Engizisyon tarafından yargılandı. Görüşlerinden vazgeçmeyince 1600 yılında Roma’da yakılarak öldürüldü.

Bu örneklerin her biri kendi tarihsel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Onları yalnızca “gerçeği söyledikleri için cezalandırıldılar” şeklinde açıklamak tarihsel olayları fazla basitleştirir.

Özetle​

Nietzsche’nin düşüncesinden çıkarılabilecek asıl mesele, insanların daima hakikati arzuladığı varsayımının sorgulanmasıdır.

Gerçek insanı özgürleştirebilir; fakat önce sahip olduğu rahat yanılsamaları elinden alabilir.

Bu nedenle hakikati söylemek, insanı her zaman başkalarına yaklaştırmaz. Kimi zaman tam tersine, insanı kalabalığın karşısında yalnız bırakabilir.


ycRhcfRf3j1Vvrozwu4h-n8kNojhtlENyhuOvSPLN0pjvkt487Tm_SXCsub6iDqITesV-dFUK5gb_L9jh_8okHXu4n3B7...jpeg
 
Çünkü ayırım yapıldığı içinolbilirmi sizce😡@Cheryy tabikşde
 
Çünkü ayırım yapıldığı içinolbilirmi sizce😡@Cheryy tabikşde

Olabilir tabiki @Gül hanim..
Ben insanlari kimi neden ayirdigi ile ilgilenmiyorum acikcasi :)
Bence RUH sagliginiz acisindan, siz de ilgilenmeyin ..
 
Son düzenleme:
Deliliktir kişiyi mutlu kılan, salt bilmezlik değil ama her şeyin farkında olup ta bilmezliğe vurmaktır çağın mutluluk kriteri. Alıp eline direksiyonu sokak sokak sürmek olmayan 4 tekeri, inanın en gerçek mutluluk belki bu çağın gereği.
 
Deliliktir kişiyi mutlu kılan, salt bilmezlik değil ama her şeyin farkında olup ta bilmezliğe vurmaktır çağın mutluluk kriteri. Alıp eline direksiyonu sokak sokak sürmek olmayan 4 tekeri, inanın en gerçek mutluluk belki bu çağın gereği.


Belki hakikati bilmeyen degil, hakikati görüp gözlerini kapatabilen mi acaba daha huzurlu .. 🚬
 
Belki hakikati bilmeyen degil, hakikati görüp gözlerini kapatabilen mi acaba daha huzurlu .. 🚬
Hakikati bilmemek saf mutluluk evet ama bilipte gözleri kapatmak huzura giden yol gibi görünsede ya içsel huzur ? Görüpte susan dilsiz şeytan yaftasını yiyecek kadar kötüyse susulan gerçek, olur size ızdırap, kalbe dünyalar kadar yük..
Gel de vurma deliliğe demek işten bile değilken, onca hakikati görüp susabilmek de ayrı bir çılgınlık, hele ki huzur hiç değil, başka bir delilik
 
Hakikati bilmemek saf mutluluk evet ama bilipte gözleri kapatmak huzura giden yol gibi görünsede ya içsel huzur ? Görüpte susan dilsiz şeytan yaftasını yiyecek kadar kötüyse susulan gerçek, olur size ızdırap, kalbe dünyalar kadar yük..
Gel de vurma deliliğe demek işten bile değilken, onca hakikati görüp susabilmek de ayrı bir çılgınlık, hele ki huzur hiç değil, başka bir delilik

Ben susmayi huzur olarak degil, insanin kendini koruma bicimlerinden biri olarak görüyorum .
Insan her gördügünün savasini vermek zorunda degil..
Kimi hakikatleri oldugu yerde birakabilmek de insanin kendine borclu oldugu bir huzur.
 
Ben susmayi huzur olarak degil, insanin kendini koruma bicimlerinden biri olarak görüyorum .
Insan her gördügünün savasini vermek zorunda degil..
Kimi hakikatleri oldugu yerde birakabilmek de insanin kendine borclu oldugu bir huzur.
Her serzeniş bir tercih olduğu gibi, her susuşta bir tercih olabilir. Yaşanmışlıklar doğrultusunda susabilmekte bir savaş, bağıra çağıra hakikati haykırmak ayrı bir savaş... Huzur hakikati nasıl gördüğüne de göre de anlam kazanabilir insanda.
 
Nietzsche’nin düşüncesinden çıkarılabilecek asıl mesele, insanların daima hakikati arzuladığı varsayımının sorgulanmasıdır.

Gerçek insanı özgürleştirebilir; fakat önce sahip olduğu rahat yanılsamaları elinden alabilir.

Bu nedenle hakikati söylemek, insanı her zaman başkalarına yaklaştırmaz. Kimi zaman tam tersine, insanı kalabalığın karşısında yalnız bırakabilir.

Hakikat ile dünyasal yaşamda karşılaşmak çok zor olduğu için birçok yanlış da hakikat gibi algılanmıştır.
 
Ya nasi okuncak bunlar dememisler de uzun uzun yazmis insafsizlar 😬
Aynen ben de Lefty hanimcima katilayim en iyisi 🤭
 
“Aşırı idealizme kanmayın ve gerçeği söylemenin sizi insanlara yaklaştıracağını düşünmeyin. İnsanlar, onları yanılsamalarla avutup okşayanları sever ve ödüllendirir. Tarih boyunca, insanlar yalnızca gerçeği söyleyenleri cezalandırmıştır.”

İnsanları rahatlatan, onlara duymak istediklerini söyleyen kişiler daha kolay kabul görebilir.

Gerçek insanı özgürleştirebilir; fakat önce sahip olduğu rahat yanılsamaları elinden alabilir.


Hakikat çoğunlukla rahatsız edici bir yapıya sahiptir.
Başkalarından çok önce kendimizi sorgulattığı için zihin konforlarımızı alt üst eder…
Maalesef gerçekler yerine duymak istediklerimizi tercih ediyoruz…
Ne acı…
 
Mesela tanrinin olmamasi bir hakikat olsa.. Aman yarebbi!


Kizarlar cok..
 
Geri