Her anı ölüdür.
Şimdi sen de bir anısın. Sen de ölüsün. Her zaman benim*le birlikte olan, birlikte taşıdığım, yaşadığım sözcüklerime dönmem gerek. Sözcüklerim olmadan o gökyüzüne nasıl dayanabilirdim? O caddeye, o geceye, gecelere, uykuyla uyanıklık arasında öylesine yatıp uyuyamadığım için sinir* lendiğim ve her şeyi düşünüp, kalkıp düşündüklerimi söz*cüklere çeviremediğim gecelere. Ya da uykunun ölümsü derinliğinde varoluşumuzun küçüklüğünü algıladığım ge*celere. Bu yaşam, beni ancak içimde esen rüzgârları, içim* de seven sevgileri, içimde ölen ölümü, içimden taşmak is*teyen yaşamı, sözcüklere dönüştürebildiğim zaman ve söz*cükler, o rüzgâra, o ölüme, o sevgiye yaklaşabildiği zaman dolduruyor. Başka hiçbir şey. Şimdi sen bir anısın. Tenin herhangi bir yerde sürdürecek yaşamını. Hiçbir sevginin ardından gidemem. Sevgi inan* dırıcı değildir. Düşüncelerin bulduğu, düşüncelerin biçim*lendirdiği bir durumdur. Düşünüldüğü oranda büyür, de*rinleşir; büyütülür, derinleştirilir. Ne denli düşünülürse,o denli büyür. O denli dayanılmaz boyutlara ulaşır, ulaştı*rılır. Gerçekleştirilemez. Soyutlaşır. Ve hiçbir zaman bit*mez. Ölüm gibi.Yaşam gibi.
Tezer ÖZLÜ