Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 3 saat önce aktifti
"böyle kapalı havalarda evde durmayı sevmiyorum. ne olacaksa olsun, yağsın ıslanayım, soğusun üşüyeyim ama dışarının kasvetiyle içimde sıkıntılar oluşmasın."


şu biriktirme ve atma huylarım arasında bir arayol bulsam iyi olacak. takıntı olacak, korkuyorum.
 
siz övmeseniz de biz övsek sizi.
fırsat bıraksanız,
az daha az konuşsanız da görsek güzelliklerinizi
hiç fena olmazdı hani.
bazen doluyor gözlerim sinirden,
kırmak istemeden kalbinizi,
akıtmak istiyorum düşüncelerimi yüzünüze,
ama öyle tatlı bakışlar sarmış ki gözlerinizi,
kıyamıyorum,
susuyorum.
kendimi yakıyorum.
 
çok gerilerde kalmış bu sayfa. zar zor buldum, az ittirelim, hazır kuvvetten kesilmemişken.p
 
Diyelim ki çocuğunuz üç yaşında, misafirlikte eve dönmeye razı ettiniz, ancak içerden elinde ev sahibi çocuğun bebeğiyle geldi. Alıp götürmeye niyetli. Bu olaya birinci bakış tarzınız "Beni mahcup ediyor" şeklinde olabilir. Aynı olaya ikinci bakış tarzınız şu olabilir: "Misafirlik keyifli geçti, ayrılmak kaygı verdi, buradan bir ödülle/ganimetle gitmek ona iyi geliyor". Benzeri davranışı blz yetişkinler de sergiliyoruz. Bir uzak şehre, ülkeye gittiğimizde, gezimiz keyifli geçmişse, ayrılma saati gelnce kendimizi kötü hissederiz, belki de kaygımızı azaltmak için hiçbir zaman kullanmayacağımız bibloları, anahtarlıkları, kartpostalları, yağmalar gibi satın alırız. Bir açıdan bakınca bebeği götürmeye çalışan çocukların davranışları bizim bu davranışımıza benzemektedir.

Üstün Dökmen - Küçük Şeyler2 (Sayfa 40)

Çok iyi.dddd
 
Dantele ve Mantıya Bir Başka Bakış Tarzı

Bir kadının bir kaşığa kırk mantı sığdırması, göz nuru döküp danteller işlemesi bir açıdan bakınca muhteşem bir şeydir, övgüye değerdir. Ama aynı olaya bir başka açıdan baktığımızda, acaba bütün bunlar, kadının enerjisinin sömürülmesi anlamına gelir mi, onu eve bağlamak için toplumun, bilinçli olmaksızın ortaya attığı zekice bir taktik sayılabilir mi türünden sorular geliyor akla. Kim bilir, belki evet belki hayır.

Eski Çin'de kız çocuklarına demir ayakkabılar giydirirlermiş. Bunun görünür sebebi ayakların küçük ve zarif olmasını sağlamakmış. Ama gelişmeleri demirle , sargılarla engellenen ayaklar hiç de güzel gözükmüyoır, kötü kaynamış bir kemik yığınına benziyormuş. Ayakları hu şekilde dumura uğratma*nın alttaki asıl sebebi, o sakat ayaklarla kendi başına evinden uzağa gidemeyen, evine bağımlı, gözaltında kadınlar ortaya çıkarmaktı muhtemelen. Acaba ı:mıntı ve dantel de, kendi içine kapanan, uzaklara bakamayan, okumayan, kendini geliştir*meye vakit bulamayan, bir anlam.da kibarca ayaklarına demir ayakkabılar giydirilmiş kadınlar mı üretti?

Üstün Dökmen - Küçük Şeyler
(Sayfa 51)
 
Birisi arkamdan bir ok atmış;
ok bana değmemiş, yere düşmüş.
Ama sen o oku yerden aldın
getirip benim kalbime soktun.

(Aslı Farsça olan bir şiir, dedikoduya gönderme yapıldığı söylenir.)
 
green_like_hope_by_viliggoly.jpg
 
içime dobralığın kaçmış,
azcık besleyip salıvereceğim.
çok susuz bırakmışsın,
içim elvermedi o şekilde benden geçip gitmesine.
biraz da saçını başını düzeltip
derleyip topladıktan sonra iade edeceğim sana
ki ne zaman nerede ne kadar konuşabileceğini bilsin.
 
bekleyince sadece zaman geciyor.
 
Olgunluk olarak nitelendirdiğiniz özelliklerimin altında bir de içimdeki çocuk var.
Okşanmak isteyen, arada bir de olsa şefkat bekleyen, şımarmak isteyen, düşünmeden konuşmak isteyen, nazlanmak isteyen bir çocuk.
 
- Biliyorsun beni, severim markette dolanmayı, sonra tuvalet kağıtlarının olduğu rafa geldim ve 92 yaşında bir kadın gördüm, en hesaplı tuvalet kağıdını arıyordu.
+İyi de herkes yapar bunu.
- Tamam ama, 92 yaşındasın, yarın ölebilirsin, üç kuruşun hesabını yapmanın ne anlamı var? Yani, 92 yaşında sıçabiliyor olmak zaten muhteşem bir olay, neden en pahalı tuvalet kağıdını alıp bunu kutlamıyorsun?

Charles Bukowski
 
İçimdeki tırtıllar ne zaman kelebeğe dönüşecek?
Hala uyuyor bunlar.
 
İşlediğin günah mı, yedi bitirdi seni?
Kulağını bana ver, dinle iyice beni.
Günah işle gönlünce sakın korkma gerek yok.
Madem Tanrı rahmandır, elbet bağışlar seni.

Rubailer, Ömer Hayyam (Sayfa 34)

Çok yanlış yorumlanıyor sanki bu sözler.
 
İnsanın kendi yüzünü anlayabilmesi belki de elinde değil. Belki de tek başıma yaşadığım için böyle oluyor. Topluluk içinde yaşayanlar, kendilerini, arkadaşlarına nasıl görünüyorlarsa aynalarda tıpkı öyle görmeyi öğrenmişlerdir. Benim arkadaşım yok. Tenimin bunca çıplak olması acaba bu yüzden mi? Buna insansız... evet insansız doğa denebilir.

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 38)
 
geyikine geyikine geyikine bandım.p

gideyim de biraz film izleyeyim. az kültür yapalım:d
 
Yazmakta olduğum tiyatro oyunlarından küçük bir bölü*mü televizyondaki Küçük Şeyler dizisine· koyduk.. Söz konusu bölümde satranç oynamakta olan bir karı korca arasında şu konuşma geçmektedir:

Erkek: "Hayatım, atını almak zorumdayım.'"
Kadın: ''Aaa, alma şekerim, ben onu seviyorum."
Erkek: ''Ama hayatım, atını almazsam bu oyun satranç olmaktan çıkar."

Bu noktada ben devreye girip "Eğer erkek atı almazsa, bu oyun satranç olmaktan çıkar ama aşk olur" diyorum. Evet, gerçekten bazen mantığın bittiği yerde aşk başlar.

Küçük Şeyler2 - Üstün Dökmen
 
zihinsel geviş getirme.

bayıldım bu kavrama.:) ağır ateşte pişirmeye alayım, şöyle geç kaynayayından.
 
Azınlıkta olmanın cool olarak yansıtıldığı bir çevrede, bir süre sonra o azınlığın çoğunluğa dönüşmesi kaçınılmazdır. Özendiğiniz şeye leke sürmeseniz, azınlıktakiler farkedilmeseler de rahat olacaklar.
Ah anlatabilsem.
 
Az önce bir yere azınlık olmakla ilgili bir şeyler karaladım. Şimdi o lafı neyi düşünerek yazdığımı hatırlamaya çalışıyorum. Azınlık olmayı kim cool olarak algılıyordu da ben bu sayıların el değiştirmesine sinirlenip yazdım, bulamadım.

Kimileri övünmeyi sever. (Ne var ki bunda?)

Kimileri övünmeyi sevenleri dışlar, onları kötüler. (Sebep? Siz onları kötüledikçe, onları övenler sizi mi övecek? İsteğiniz bu mu? E, o zaman çamur attıklarınızdan ne farkınız var? Bir şeyi aleni yapmak suç da gizlice yapmak mı ahlaklı oluyor? Kimse bakmazken istediğim haltı yerim, herkesin içindeyken hanımefendi mi olayım yani? Neyseniz o olamıyor musunuz? Kendinizle barışık olmak bu kadar mı zor? Kavramları çarpıtmak bu kadar mı kolay? Bir sürü çelişki var bu harekette.)
 
Geri