Layevski çapkın, sefih, acayip bir. adamdı. Doğru ama hırsızlık yapmıyor, kah tu diye yere tükürmüyor, «tıkınmayı bilirsin, ama çalışmak istemezsin!» -diye karısına çıkışmıyor, dizginlerle çocuk dövmeğe kalkmıyor, hizmetçilere kokmuş et yedirmiyordu. Bütün bunlar, ona karşı hoşgörü ile davranmak için yetmez miydi? Sonra, yaraları sızlıyan bir hasta gibi kendi kusurlarından, kabahatlerinden ilk olarak acı duyan da oydu. Can sıkıntısından, herhangi bir anlaşamamazlık yüzünden birbirlerinde soysuzlaşma, düşme, irsiyet falan gibi ne oldukları iyice anlaşılmamış şeyler arıyacak yerde, daha aşağılara inseler, kinlerini, nefretlerini koca caddelerin kara cahillikten, aç gözlülükten, ayıptan, pislikten, küfürden, kadın çığlıklarından çin çin öttüğü yerlere çevirseler daha iyi olmaz mıydı?
Çehov - Düello (S.105)