Benim yaşamayı çok fazla istediğim bir şeydi annelik. Ben başkalarının çocuklarına düşkün biri olmadım hiçbir zaman. Yeğenlerimi de sadece yeğenim gibi sevdim. Şöyle biri olmadığımı biliyordum “çocuğum olsa ancak bu kadar severdim” hayır ben böyle biri değildim ve tahmin ettiğim üzere yeğenlerim için böyle hissetmedim. Onları çok seviyordum ama anneliğin bambaşka bir şey olacağını kalbimde hissediyordum.
Birçok kimliğim var ve oldu. Evlat, arkadaş, sevgili, eş, dost, iş kadını, teyze, hala vs. Ama annelik, sanırım en çok sevdiğim kimliğim bu. Onu gördüm, yanağını yanağıma dayadım ve sanırım kalbim sevgiden patladı. Fotoğraflarıma bakıyorum, yüzümde hiç bilmediğim bir ifade.
sonra eve geçtim ve ben de çeşitli yüzleşmeler yaşadım kfjf uykusuzluk, yorgunluk, yetersiz hissetme, kaygı vs vs. Şu an geriye dönüp baktığımda -şimdilik bu tarz duyguları daha az hisseden ve görece işi daha kolaylaşmış bir anne olarak- sevgi ve şükür en baskın hissettiğim iki duygu ve durum. Benim için mucize gibi bir şey. Çünkü benimki gibi ayrıcalıklı bir aileye ve eve doğup bu kadar dalgalı bir yaşama sahip olmak herkesin harcı değildir kfjf Yaşadığım kötü şeylerin ve sınavların bir ödülü bu. Çok şükür rabbim. İyi ki geldin meleğim.