-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.735
-
- Tepkime puanı
- 3.996
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Bir kentin kaderi, bir su kaynağıyla bir zeytin ağacı arasında belirlenebilir miydi?
Yunan mitolojisine göre Athena ile Poseidon, bugünkü Atina’nın koruyucusu olmak için karşı karşıya gelir. İkisinden de kente değerli bir armağan sunmaları istenir. İnsanların yaşamına en büyük katkıyı sağlayacak hediyeyi veren, kentin koruyucusu olacaktır.
Denizlerin güçlü tanrısı Poseidon, üç dişli yabasını Akropolis kayalıklarına vurur.
Topraktan su fışkırır. Görkemli bir armağandır bu; denizin gücünü, uzak diyarlara açılmayı ve hâkimiyeti simgeler. Ancak su tuzludur. İçilemez, toprağı sulayamaz.
Bazı eski anlatılarda Poseidon’un armağanı güçlü bir at olarak da geçer. At, savaşın ve üstünlüğün simgesidir. Fakat mitin en yaygın biçiminde onun hediyesi tuzlu su kaynağıdır.
Athena ise toprağa bir zeytin ağacı diker.
İlk bakışta Poseidon’un armağanı kadar etkileyici görünmez belki… Fakat zeytin ağacı insanlara yalnızca meyve vermeyecektir. Zeytini karınlarını doyuracak, yağı kandilleri aydınlatacak, yaralara sürülecek; odunu evlerde ve gündelik eşyalarda kullanılacaktır.
Poseidon gücü sunmuştur, Athena ise yaşamın devamını…
Seçim zeytin ağacından yana yapılır. Athena kentin koruyucusu kabul edilir; kent de mitolojik anlatıya göre onun adıyla, Atina olarak anılmaya başlar.
Zeytin ağacının hikâyesi burada bitmez.
Antik Yunan tarihçisi Herodot’un anlattığına göre Persler MÖ 480 yılında Atina’yı ele geçirip Akropolis’i ateşe verdiğinde, Athena’ya ait olduğuna inanılan kutsal zeytin ağacı da yanar.
Fakat ertesi gün Akropolis’e çıkan Atinalılar, yanmış gövdeden yeniden bir filizin yükseldiğini görür. Herodot bu filizin yaklaşık bir arşın, yani yarım metre kadar uzadığını aktarır.
Gerçek bir gözlemle inancın birbirine karıştığı bu olay, Atinalılar için sıradan bir filiz değildir.
Kent yanmış olabilir ama henüz ölmemiştir. Zeytin ağacı yeniden yeşeriyorsa Atina da yeniden ayağa kalkacaktır.
Belki de zeytinin yüzyıllar boyunca direncin ve yeniden doğuşun simgesi olmasının en güzel anlatılarından biri budur.
Zeytin, Antik Yunan’da yalnızca kutsal bir ağaç da değildi. Ekonominin, sofranın ve gündelik hayatın merkezindeydi. Yağı yemeklerde kullanılıyor, kandillerde yakılıyor, beden bakımında ve tedavilerde değerlendiriliyordu.
Kutsal kabul edilen bazı zeytin ağaçları devlet tarafından korunuyordu. Onlara zarar vermek yalnızca mala zarar vermek değil, kentin kutsal mirasına dokunmak sayılıyordu.
Antik Olimpiyatlarda kazanan sporcuların başına da altından bir taç değil, kutsal yabani zeytin dallarından örülmüş bir çelenk konuluyordu. Çünkü zeytin dalı servetten daha büyük bir şeyi; onuru, zaferi ve tanrıların takdirini temsil ediyordu.
“Zeytin dalı uzatmak” sözü ise doğrudan Athena ile Poseidon’un yarışmasından doğmuş değildir. Athena’nın Poseidon’a bir dal vererek aralarındaki düşmanlığı bitirdiği bölümü, bilinen eski kaynaklarda bulamıyoruz.
Fakat zeytin dalı, Antik Yunan ve Roma dünyasında yüzyıllar boyunca barışın, uzlaşmanın ve iyi niyetin simgesi olmuştur. Barış tanrıçası Eirene ile Roma’daki karşılığı Pax da ellerinde zeytin dalıyla tasvir edilmiştir.
Belki zeytin ağacını bu kadar özel yapan da budur…
Gösterişsizdir ama cömerttir. Yavaş büyür ama yüzyıllarca yaşar. Gövdesi yansa bile köklerinden yeniden filiz verebilir.
Mitolojide bir kente adını kazandıran zeytin ağacı, yüzyıllardır aynı şeyi anlatır:
Savaşın gücü gelip geçer; toprağı, yaşamı ve umudu besleyen şey kalır.

Yunan mitolojisine göre Athena ile Poseidon, bugünkü Atina’nın koruyucusu olmak için karşı karşıya gelir. İkisinden de kente değerli bir armağan sunmaları istenir. İnsanların yaşamına en büyük katkıyı sağlayacak hediyeyi veren, kentin koruyucusu olacaktır.
Denizlerin güçlü tanrısı Poseidon, üç dişli yabasını Akropolis kayalıklarına vurur.
Topraktan su fışkırır. Görkemli bir armağandır bu; denizin gücünü, uzak diyarlara açılmayı ve hâkimiyeti simgeler. Ancak su tuzludur. İçilemez, toprağı sulayamaz.
Bazı eski anlatılarda Poseidon’un armağanı güçlü bir at olarak da geçer. At, savaşın ve üstünlüğün simgesidir. Fakat mitin en yaygın biçiminde onun hediyesi tuzlu su kaynağıdır.
Athena ise toprağa bir zeytin ağacı diker.
İlk bakışta Poseidon’un armağanı kadar etkileyici görünmez belki… Fakat zeytin ağacı insanlara yalnızca meyve vermeyecektir. Zeytini karınlarını doyuracak, yağı kandilleri aydınlatacak, yaralara sürülecek; odunu evlerde ve gündelik eşyalarda kullanılacaktır.
Poseidon gücü sunmuştur, Athena ise yaşamın devamını…
Seçim zeytin ağacından yana yapılır. Athena kentin koruyucusu kabul edilir; kent de mitolojik anlatıya göre onun adıyla, Atina olarak anılmaya başlar.
Zeytin ağacının hikâyesi burada bitmez.
Antik Yunan tarihçisi Herodot’un anlattığına göre Persler MÖ 480 yılında Atina’yı ele geçirip Akropolis’i ateşe verdiğinde, Athena’ya ait olduğuna inanılan kutsal zeytin ağacı da yanar.
Fakat ertesi gün Akropolis’e çıkan Atinalılar, yanmış gövdeden yeniden bir filizin yükseldiğini görür. Herodot bu filizin yaklaşık bir arşın, yani yarım metre kadar uzadığını aktarır.
Gerçek bir gözlemle inancın birbirine karıştığı bu olay, Atinalılar için sıradan bir filiz değildir.
Kent yanmış olabilir ama henüz ölmemiştir. Zeytin ağacı yeniden yeşeriyorsa Atina da yeniden ayağa kalkacaktır.
Belki de zeytinin yüzyıllar boyunca direncin ve yeniden doğuşun simgesi olmasının en güzel anlatılarından biri budur.
Zeytin, Antik Yunan’da yalnızca kutsal bir ağaç da değildi. Ekonominin, sofranın ve gündelik hayatın merkezindeydi. Yağı yemeklerde kullanılıyor, kandillerde yakılıyor, beden bakımında ve tedavilerde değerlendiriliyordu.
Kutsal kabul edilen bazı zeytin ağaçları devlet tarafından korunuyordu. Onlara zarar vermek yalnızca mala zarar vermek değil, kentin kutsal mirasına dokunmak sayılıyordu.
Antik Olimpiyatlarda kazanan sporcuların başına da altından bir taç değil, kutsal yabani zeytin dallarından örülmüş bir çelenk konuluyordu. Çünkü zeytin dalı servetten daha büyük bir şeyi; onuru, zaferi ve tanrıların takdirini temsil ediyordu.
“Zeytin dalı uzatmak” sözü ise doğrudan Athena ile Poseidon’un yarışmasından doğmuş değildir. Athena’nın Poseidon’a bir dal vererek aralarındaki düşmanlığı bitirdiği bölümü, bilinen eski kaynaklarda bulamıyoruz.
Fakat zeytin dalı, Antik Yunan ve Roma dünyasında yüzyıllar boyunca barışın, uzlaşmanın ve iyi niyetin simgesi olmuştur. Barış tanrıçası Eirene ile Roma’daki karşılığı Pax da ellerinde zeytin dalıyla tasvir edilmiştir.
Belki zeytin ağacını bu kadar özel yapan da budur…
Gösterişsizdir ama cömerttir. Yavaş büyür ama yüzyıllarca yaşar. Gövdesi yansa bile köklerinden yeniden filiz verebilir.
Mitolojide bir kente adını kazandıran zeytin ağacı, yüzyıllardır aynı şeyi anlatır:
Savaşın gücü gelip geçer; toprağı, yaşamı ve umudu besleyen şey kalır.
