Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Yaklaşık 3000 kadar zenci köle eşleriyle beraber baskılardan dolayı bölge halkının maddi yardımlarıyla yurtlarına geri dönmüşlerdir.
Bu olay üzerine diğer köleler de serbest kalmak istemiş ve bu talep reddedilince durum isyana dönüşmüştür.
Bu boşluktan yararlanmak ve Sünni yayılmacılığını engellemek isteyen Ali Bin Muhammed harekete geçmiştir.
Başlarda zenci kölelerin fazla olmasından umutlanmış fakat zenci kölelerin savaşmayı bilmemeleri onu endişelendirmiştir. Bu sebeple Türk yurtlarından ve Basra'daki fakir gençlerden dağınık bir ordu kurmuştur.
Birçok baskınlar yapan bu yarı düzenli ordu, zencilerin salıverilmesi için girişimde bulunduğundan Zenci Ordusu olarak adlandırılmış ve anılmıştır.
Fakat isyanın asıl amacı bölgedeki zencilerin salıverilip ülkelerine dönmelerini sağlamak ve bölgedeki nüfus boşluğunu İranlı insanlarla doldurmak ve bölgede Şii inancını yaygınlaştırmaktı.
Zenc, 9. yy'da Doğu Afrika kıyılarından getirilerek Basra bölgesindeki tuzla ve tarlalarda çalıştırılan siyah kölelere Araplar'ın verdikleri isimdi.
Basralı toprak sahipleri Basra'nın doğusundaki bataklıkları kurutmak için Doğu Afrika'dan birkaç bin Siyah getirtmişlerdir.
Bu köle-işçilerin görevi Fırat ve Dicle nehirlerinin birleşip Şattülarap adını aldığı Basra’nın doğusundaki delta bölgesinin topraklarını tuzdan arındırarak işlenebilir duruma getirmekti.
Çoğu hiç Arapça bilmeyen bu Siyahlar, yalnızca asgari gereksinimlerinin karşılandığı çok ağır koşullarda çalıştırılıyordu.
Bu ortamda Ali'nin soyundan geldiğini öne süren Ali bin Muhammed adlı bir İranlı, Eylül 869'da özgürlük ve servet vaadiyle bazı kölelerin desteğini alarak bir ayaklanma başlattı.
Hariciliği benimsedikten sonra daha radikal bir çizgiye yönelen Ali bin Muhammed'e göre herkes, hatta bir Siyah köle bile halife seçilebilirdi ve Harici olmayanların hepsi cihad açılması gereken kafirlerdi.
Halife ordularından kaçan eğitimli Siyah askerleri ve bazı hoşnutsuz köylüleri saflarına katarak hızla güçlenen ayaklanmacılar, Ekim 869'da bir Basra ordusunu yendikten sonra, kanallarla çevrili müstahkem bir noktada el-Muhtare adıyla bir merkez kurdular.
Ardından Haziran 870'te Basra Körfezindeki el-Ubullah limanını ele geçirdiler.
Böylece Irak'ın güneyini denetim altına alırken, Basra'nın denizyolu bağlantısını da kestiler. Bunu İran'ın güneybatısındaki Ahvaz kentinin alınması izledi.
Kısa sürede Irak'ın güneyi ve İran'ın güneybatısına sıçrayan bu isyan, hem bu bölgelerde yaşayan insanlara hem de Abbasi Halifeliği'ne çok zararlar vermiş ve Halifeliğin merkezi Bağdat'ı tehdit eder hale gelmişti.
Halife el-Mutemid'in (hükümdarlığı 870-892) kardeşi el-Muvaffak'ın komutasındaki ordular ayaklanmacılarla bir türlü başa çıkamadı.
Siyahlar Eylül 871'de Basra'yı yağmaladılar. Ardından Nisan 872'de de el-Muvaffak'ı yenilgiye uğrattılar.
Halife orduları 872-879 arasında İran'ın doğusunda Saffarilerle uğraşırken, Siyahlar Vasıt'ı ele geçirdiler (878) ve İran'ın Huzistan bölgesine girdiler.
Sonunda el-Muvaffak 879'da Siyah kölelere karşı büyük bir saldırı düzenledi. Bir yıl içinde Siyahların kurduğu ikinci kent olan el-Mania'yı aldı ve ayaklanmacıları Huzistan'dan çıkardı.
881 ilkbaharında da Dicle Nehrinin karşı yakasında sıkı bir denetim kurarak el-Muhtare'yi kuşatma altına aldı.
Ağustos 883'te Mısır hükümdarı Ahmed bin Tolun kuvvetlerinin de desteğiyle kenti ele geçirdi ve Ali'nin kellesiyle Bağdat'a döndü.
İsyana karışan tüm bedeviler ve az sayıdaki zenci asker Kufe, Bağdat, Huzistan ve Şam sokaklarında diri diri yakıldı ve isyana kalkışma niyetinde olan azınlıklara gözdağı verildi.
İsyana karışanların aileleri idam edildi. İsyana destek veren tüm köyler ve ilçeler yıkıldı ve bölgedeki halklar kılıçtan geçirildi.
Ağustos 883'te Mısır hükümdarı Ahmed bin Tolun kuvvetlerinin de desteğiyle kenti ele geçirdi ve Ali'nin kellesiyle Bağdat'a döndü.
İsyana karışan tüm bedeviler ve az sayıdaki zenci asker Kufe, Bağdat, Huzistan ve Şam sokaklarında diri diri yakıldı ve isyana kalkışma niyetinde olan azınlıklara gözdağı verildi.
İsyana karışanların aileleri idam edildi. İsyana destek veren tüm köyler ve ilçeler yıkıldı ve bölgedeki halklar kılıçtan geçirildi.