Ve Hayat, Oblomov’u Beklemedi

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 2 saat önce aktifti
Rus edebiyatında “fazladan insan” diye anılan bir karakter tipi vardır. Fazlalığı işe yaramaz olduğundan değil; sahip olduğu bilince, yeteneklere ve iç dünyasına rağmen kendisine hayatın içinde bir yer bulamamasından gelir.

İvan Gonçarov’un Oblomov romanının başkahramanı İlya Oblomov da bu dünyanın en unutulmaz karakterlerinden biridir.

Soylu, eğitimli, iyi kalpli ve ince ruhlu bir adamdır. Aptal değildir, dünyaya karşı bütünüyle kayıtsız da değildir. Aksine, içinde bir ömre yetecek kadar düşünce, duygu ve hayal vardır.

Fakat bütün bunların önünde aşamadığı bir şey durur: harekete geçmek.

Oblomov geleceğini uzun uzun düşünür. Yapacaklarını zihninde kurar, nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini bilir. Fakat düşüncenin bittiği yerde eylem başlamaz. Erteler. Sonra biraz daha erteler.

İnsanlar kalkar, gider, sever, kaybeder, yanılır ve yeniden başlarken o, hayatı sanki bir gün kendiliğinden kapısını çalacak bir misafir gibi bekler.

Derken Olga girer hayatına.

Oblomov ona âşık olur. Olga da onun dışarıdan görünen uyuşukluğunun altında başka bir adam bulunduğunu fark eder. Onu hayata çekmeye çalışır.

Ve bir süre gerçekten başarır.

Oblomov dışarı çıkar, okur, insanlarla görüşür, gelecekten söz eder. Evlilik ihtimali belirir. Sanki uzun zamandır uyuyan bir adam nihayet uyanmaya başlamıştır.

Fakat Olga’yla kurulacak bir hayat yalnızca sevmeyi değil; değişmeyi, karar vermeyi, sorumluluk almayı ve hayatın belirsizliğine karışmayı da gerektirir.

Oblomov tam burada geri çekilir.

Olga’yı sevmediğinden değil.

Sevginin kendisinden istediği hayata yetişemediğinden.

Bir süre yürür, sonra durur. Bildiği sessizlik, bilmediği hayattan daha güvenli gelir ona. Böylece Olga’yı ve onunla birlikte başka türlü yaşayabileceği bir hayatın ihtimalini de kaybeder.

Daha sonra Agafya’nın yanında kendisinden fazla şey talep etmeyen, sakin ve güvenli bir dünya bulur. Evlenir, bir oğlu olur. Fakat konfor büyüdükçe hayatının sınırları daralır. Ataleti giderek derinleşir; bedeni de buna dayanamaz ve henüz ellili yaşlarına bile ulaşmadan hayatını kaybeder.

Oblomov’un asıl trajedisi belki de burada saklıdır.

Başına hayatını paramparça eden büyük bir felaket gelmez. Büyük bir kötülüğün kurbanı olmaz. Onu mahveden şey, çok daha sessizdir.

Ertelenmiş kararlar.
Atılmamış adımlar.
Yaşanmamış ihtimaller.

Çünkü insan yalnızca başına gelenlerle kaybetmez hayatını. Bazen hiç cesaret edemedikleri de insanın ömründen eksilir.

Oblomov’un iyi bir kalbi vardı.
Aklı vardı.
Sevebiliyordu.
Hayal kurabiliyordu.
Başka türlü yaşayabilecek potansiyeli de vardı.

Eksik olan, bütün bunları hayata dönüştürecek iradeydi.

Hayatını bir anda kaybetmedi Oblomov.

Biraz bugün erteledi,
biraz yarına bıraktı.

Sonra bir gün, geriye ertelenecek kadar hayat kalmadı.

Ve hayat, Oblomov’u beklemedi.

Литературная викторина по роману Обломов для 10 класса - вопросы и ответы
 
Okurken en başlarda sıkılmıştım, ama Oblomov gibi ertelemek istemeyip bitirdim. Evet kitap öyle akıcı değil, ama çok şey anlatıyor. Literatüre Oblomov sendromu terimini kazandırmış. Hepimizin hayatının bir döneminde Oblomov olmuşluğumuz var.
 
oblamov muazzam bir karakterdi. sanat sizi rahatsız etmeli, üzmeli endişelendirmeli. oblamov hepsini yaptı. kitabın içine girip tokatlamak istediniz bazen, bazen sarsıp kendine getirmek. bazen de sarıp sarmalamak istediniz ama sonunda elinizden bir şey gelmedi.
bu biraz hayatın içinden küçük sekanslar görmek gibiydi. kişi istemezse ona yardım edilemezdi.
 
Okurken en başlarda sıkılmıştım, ama Oblomov gibi ertelemek istemeyip bitirdim. Evet kitap öyle akıcı değil, ama çok şey anlatıyor. Literatüre Oblomov sendromu terimini kazandırmış. Hepimizin hayatının bir döneminde Oblomov olmuşluğumuz var.
Oblomovka köyü hariç tüm kısımlar epey akıcıydı.
 
İnsan başka biri için değişemez ve bir süre sonra en başa döner. Bu sebeple değişimi doğrudan kendisi için istemelidir.
 
İnsan başka biri için değişemez ve bir süre sonra en başa döner. Bu sebeple değişimi doğrudan kendisi için istemelidir.

sevmek gibi .. insan sevmeyi ilk kendinden baslamali..
 
Geri