bilimsel ve tarihsel açıdan tanımlanmış ve kendini ispat etmiş bir topluma "bence" kafasıyla tanımlamalar yapmayı doğru bulmuyorum. velev ki övgü dolu bile olsa. davetiye'nin içeriği "bence" yeterli. sorduğun sorular yoruma veya fırtınaya kapalı. ben kafkasyadan gelme kıpçak türküyüm. kişinin kendisini anlatmaya çalışması ne kadar abes görünüyorsa, bir Türk olarak kendi toplumumu tanımlamak da benim için o kadar abes. ancak şiirleşerek sembolleşmiş metinler belki tercüman olmuşsa örnek verilebilir. temsil odur ki kültürünü en iyi şekilde yaşamak olsun. en güzel tanıtım budur.
yoksa toplumumuzun ciddi bir kısmının ahlaksızlaşmış olması, dolandırıcılığın normal görüldüğü, kimsenin haksız olmadığı, herkesin kendini öncelikli varsaydığı, küçücük çocuklarının ağzındaki küfre engel olamayan, kadın erkek ciddi bir kesimin uçkur derdine düştüğü, çalan çırpan öldüren tecavüz eden bir ırk olarak da tarif edebiliriz. hak mıdır? değildir. var mıdır? vardır. doğru mudur? değildir. övelim mi şimdi? bence hayır. gömelim mi peki? bence hayır.
evliya celebiden bile once yazılmış bir seyahatnamede okumuştum. şu millet dünyanın en kültürlü, en güzel giyinen, her gün yıkanacak kadar en temiz, en güzel kokan, en güzel yemekleri yapan, en nazik, en güvenilir milleti diyordu. o adam şimdi yaşasa... tuvaletlerine girilmez, ticaret yapılmaz, başına bir şey gelse kızını emanet edemeyeceğin, kültürsüz olduğu için asla tartışılmaz, trafikte bile yan yana gelinemez bir millet olmuş. pardon neyini tanımlayalım bu milletin? verebildigim en yakın örnek 90 küsur sene önce yazılmış bir siir. o zamanlar siirlere layık bir millet idik. şimdi öyle değiliz maalesef.