Painfully
Üye
-
- Katılım
- 23 Mart 2019
-
- Mesajlar
- 1.859
-
- Tepkime puanı
- 436
-
- ForumSAL Yaşı:
- 7 yıl 6 ay
- Kıdem:
- Eskilerden
-
- Konum
- Yalnızlık.
Tıp Sözlüğü
A
ABDOMEN:Karın,batın.
ABORTUS:Çocuk rüyasırme,düşük.
ABSANS:Kısa zamanlı bilinç kayıbı.
ABSE:Çevre dokulardan kese tipinde doku ile hudutlu içerisi cerahat ile dolu oluşum.
ABSORBSİYON:Emilme, örn.sindirim, besinlerin barsaklarda absorbsiyonudur denilebilir.
ADRENALİN:Böbreküstü bezlerinin iç bölümleri doğrulusunda salgılanan tek hormondur.
Tabiatta bu hormonun vazifiyeti, uzuvizmayı acil harekete hazırlamaktır ve tesirini, nabzın atışı, kanaatn iç uzuvlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylece acil tek enerji kaynağı sağlanması şeklinde de gösterir.
AFAKİ:Gözde, lensin olmaması.
AFAZİ:Beyindeki alakalı alanların tahribi neticesi, konuşma ya da konuşulanı manaya kabiliyetinin kayıbı.
Disfazi, aynısı vaziyetin henüz hafif tek formudur.
AFRODİZYAK:Cinsi istekyu artırıcı maddeler, ilaçlara verilen ad.
AFONİ:Ses kayıbı.
Kısmi ya da tam olabilir.
Afoni nedenleri, çoğunlukla konuşma kaslarını muayene eden sinirlerin hastalığı ya da zedelenmesi, boğaz, gırtlak hastalıkları ya da nörozdur.
Histerik afoninin sebebi, bilinçaltı, hiç konuşamamak ya da kalifiye tek halde konuşmamamk isteksudur.
AGLÜTİNASYON:Sıvı tek süspansiyonda, küçük cisimciklerin tek araya gelip birbirlerine yapışmasıdır.
AGORAFOBİ:Geniş, açık tek sahada yalnız kalınca paydilen, muayene edilemeyen tek korkudur.
AJİTASYON:Kişinin çevreye agresiflığı, aşırı etkinliği ile mizaçize vaziyet.
AJİTE:Rahatsız, huzursuz, taşkınlık yapmış.
AKNE:Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle alakalı süreğen tek deri hastalığıdır.
En defa 14-20 yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik bulguları olan kara noktalar, sivilceler, gençlerin bu en titiz devirlerinde çoğunlukla psikolojik ferahsızlıklara yol açar.
Yağ bezlerinin kanalında tek tıkaç meydana gelir ve bu tıkacın başı sertleşip karalaşır.
Bazen, kanal tıkalı olmasına rağmen, bez yağ salgılamaya devam eder ve böylelikle içi yağ dolu tek kist meydana gelir.
Siyah noktalara tıpta komedon denir.
AKONDROPLAZİ:Tedavisi olmayan, nedeni meçhul genetik tek cücelik tarzıdir.
Gövde normal devasalüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kısa ve baş normalden devasatür.
AKOMODASYON:Gözün optik düzeneğinin muhtelif mesafelara ahenk yaparak net görmenin sağlanması.
AKROMEGALİ:Beyin zemininda tespit edilen hipofiz bezinin ön kısmının aşırı işlevini gerçekleştirmesine bağlı tek haldir.
Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona ermeden erken çağlarda baş gösterirse jigantism ismi verilen dev manzara meydana gelir.
Bozukluk büyüme çağının bitiminden ardından baş gösterirse, el ve ayakların genişlemesi, çene ve burnun büyümesi ve sesin kalınlaştığı görülür.
AKUSTİK SİNİR:İşitme siniri.
AMBLİYOPİ:Gözde belirli tek arıza olmaksızın meydana gelen görme tembelliği.
AMNEZİ:Hafızanın kısmen ya da tamamiyle kaybolması.
ANALJEZİK:Ağrı kesici.
ANEMİ:Kısaca, toplum arasında kansızlık olarak malum anemi, eritrositların sayı olarak az olması ve eritrositların içinde tespit edilen hemoglobin ismi verilen maddenin sayısının azlığıdır.
ANEMİK:Kan kıymetleri düşük olan, başka bir deyişle kan sayımında alyuvar rakamları ve hemoglobin oranı düşük olan şahıs.
ANERJİ:Özel tek antijene yanıt datalmemesi durumu.
Organizmanın koruma kabiliyetinin kaybolması.
ANESTEZİ
oktorlar, operasyon esnasında ağrı duymaması için, operasyondan evvel hastaya tek iğne yapar veyahut solunum yolu ile tek gaz verirler.
Hastanın şuuruni kaybederek uyumaya geçmesine narkoz, böylelikle bedenindeki ağrıları duyamayacak vaziyete gelmesine anestezi, bu duyu yitimine meydan veren maddelere de anestezik adı verilir.
ANKSİETE:İç sorunu, iç daralması.
ANOSMİ:Koku alamama, nezle grip gibi mikroplarda bulunabilidği gibi koku siniri konusunda beyin ilçesindeki patolojilerde de görülebilir.
ANOREKSİ:Anorexia Nervosa, bilhassa genç bayanlarda görülebilen, yemek yememek, oldukça az uyumak, buna karşın defa aktif olmakla görünen psikolojik tek arızatur.
Bu vaziyet çoğunlukla bireyin defa kiloluladığı kanaatsı ile abartılı tek şeklinde rejim programı ile başlar, evvelleri muayene edilebilen iştah bir müddet ardından gerçekten yok gerçekleşir ve zayıflama normal değerleri aşar.
ANSEFALİT:Beyin irini.
ANTİENFLAMATUAR:İltihabi tepkiyi engel olan madde, ilaç...
ANTİSEPTİK:Mikropları, başka bir deyişle insan, hayvan ve nebatların dokularına yerleşerek rahatsızlığa meydan veren bakteri, virüs, mantar gibi pek hücreli esasak işlekları yok etmek sıhhatli hayatın esas şartlarından bir tanesidir.
Antiseptik, antibiyotik ve dezenfektan gibi farklı isimlerla hatıralan çoğu madde bu gaye ile tasarlanmıştir.
Ama genel olarak "mikrop" can verdirücüler tecrübe et tüm bu maddelerin kimi özellikleri ve kullanımları değişiktir.
ANTİSEPTİKLERİN TARİHİ:İnsanlar, "mikrop teorisinin" bulunmasından asırlarca evvel sebep ve sebep tesir yaptığını bilmeksizin antiseptikleri kullanıyorlardı.
Örneğin çiğ etin bol tuz ve baharatla yoğrularak sucuk şeklinde gizlenması, sebzelerin kesif tek tuz ve limon veyahut sirke çözeltisi içerisinde bekletilerek turşu yapması, bakterileri büyük oranda yok ederek bu gıdaların arızalanmasını önlüyordu.
Bugünkü antiseptikler ise Louis Pasteur'ün kıymetli çalışmalarının ürünlerindendir.
ANTİSEPTİKLER NASIL Tesir YAPAR?Kimyasal antiseptiklerin enfeksiyonlar üstünde sebep tesirli oldukları tam anlamıyla açıklanamamıştır.
Bu maddeler direk doğruya enfeksiyon hücresine girerek hayatsal fonksiyonlarını manileyebileceği gibi, enfeksiyon hücresinin dış zarını eriterek de yıkıcı tesir gösterebilir.
Ne var ki çoğu antiseptik normal hücreler üstünde de ayn tesiri yapar.
Bu yüzden bu maddelerin ilgili uygulanması lazım olur.
Bazı antiseptikler ağızdan alındığında veyahut bedene şırınga edildiğinde ağır neticelere, hem de ölüme neden olabilir.
ANTİSPAZMODİK:Spazm çözücü, daha fazla iç uzuvlardaki düz kasların adalemelerını çözen ilaç takımına verilen ad.
ANTİSTATİK:Statik elektrik birikimini engel olan madde.
ANTİTOKSİK:Toksin masrafıci.
ANTİTÜSSİF:Öksürük masrafıci.
ANTİVİRAL:Virüslara tesirli, virusların zararı dokunabilecek tesirlerini engel olan.
ANÜLER:Halka şeklinde de.
ANÜRİ:İdrar çıkaramama.
ANÜS:Makat, sindirim kanalının bitiş bölümü.
AORTA:Kalpten çıkan, bedenin en devasa damarı, kalpten çıktıktan ileri kavisli kısmına arcus aorta, göğüs kafesi içersinde izleyen bölümüne torasik aorta ve karın içersinde izleyen kısmına de abdominal aorta adı verilir.
AORTİK ANEVRİZMA:Aort damarının herhangi tek kısmında görülen genişleme.
APANDİSİT:Kör barsak (apendiks) irini.
APATİ:Çevre ile anormal derecede alakasızlık, duygusuzluk, kayıtsızlık.
APEKS:Uç, tepe, doruk.
APİROJEN:Ateş artmasına kapı aralayan herhangi bir madde taşımayan.
APNE:Solunumun geçici tek zamanla durması.
APOPLEKSİ:Felç, inme.
ARAKNOİD:Beynin üzerinin örten ince zar.
ASETABULUM:Uyluk kemiğinin kafasının, kalça kemiği ile mafsal yaptığı çukurluk
ASETİLSALİSİLİK ASİT:Yaygın olarak sarfedilen ve malum aspirinin kimyevi ismi.
ASİDOZ
rganizmanın asit baz balansınde asit yönünde arızalanma neticesi meydana çıkan entoksikasyon tablosu.
ASO: "Antistreptolizin O" için sarfedilen kısaltma.
Streptolizin, "Hemolitik Streptokok" ismi verilen bakterilerin salgıladığı zehirli maddein isimidir.
Bu zehirli maddein zenginliğinı belirleme için uygulanan araştırmae de kısaca ASO denir.
ASO, romatizma gibi kimi Hemolitik Streptokok bulaşmalarında yükselir bu yönden tespit te ASO kıymetleri ehemmiyet taşır.
AŞİL TENDONU:Baldır arka bölümündeki adale takımınun, topuk kemiğine birleşmesini ve ayağın hemen hemen hareketini gerçekleştiren yapı(kiriş).
ATROPİN:Belladonna (Güzel Avrat Otu) isimli nebatden elde ettikleri tek alkaloiddir.
Tıpta defa farklı kullanım alanları bulunmaktadır.
Örneğin, göz dibinin kontrolünde, göz bebeğinin genişletilmesi için, ayrı olarak anesteziden evvel üst solunum yollarında salgıların azaltılması için tüketilir.
A
ABDOMEN:Karın,batın.
ABORTUS:Çocuk rüyasırme,düşük.
ABSANS:Kısa zamanlı bilinç kayıbı.
ABSE:Çevre dokulardan kese tipinde doku ile hudutlu içerisi cerahat ile dolu oluşum.
ABSORBSİYON:Emilme, örn.sindirim, besinlerin barsaklarda absorbsiyonudur denilebilir.
ADRENALİN:Böbreküstü bezlerinin iç bölümleri doğrulusunda salgılanan tek hormondur.
Tabiatta bu hormonun vazifiyeti, uzuvizmayı acil harekete hazırlamaktır ve tesirini, nabzın atışı, kanaatn iç uzuvlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylece acil tek enerji kaynağı sağlanması şeklinde de gösterir.
AFAKİ:Gözde, lensin olmaması.
AFAZİ:Beyindeki alakalı alanların tahribi neticesi, konuşma ya da konuşulanı manaya kabiliyetinin kayıbı.
Disfazi, aynısı vaziyetin henüz hafif tek formudur.
AFRODİZYAK:Cinsi istekyu artırıcı maddeler, ilaçlara verilen ad.
AFONİ:Ses kayıbı.
Kısmi ya da tam olabilir.
Afoni nedenleri, çoğunlukla konuşma kaslarını muayene eden sinirlerin hastalığı ya da zedelenmesi, boğaz, gırtlak hastalıkları ya da nörozdur.
Histerik afoninin sebebi, bilinçaltı, hiç konuşamamak ya da kalifiye tek halde konuşmamamk isteksudur.
AGLÜTİNASYON:Sıvı tek süspansiyonda, küçük cisimciklerin tek araya gelip birbirlerine yapışmasıdır.
AGORAFOBİ:Geniş, açık tek sahada yalnız kalınca paydilen, muayene edilemeyen tek korkudur.
AJİTASYON:Kişinin çevreye agresiflığı, aşırı etkinliği ile mizaçize vaziyet.
AJİTE:Rahatsız, huzursuz, taşkınlık yapmış.
AKNE:Yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle alakalı süreğen tek deri hastalığıdır.
En defa 14-20 yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik bulguları olan kara noktalar, sivilceler, gençlerin bu en titiz devirlerinde çoğunlukla psikolojik ferahsızlıklara yol açar.
Yağ bezlerinin kanalında tek tıkaç meydana gelir ve bu tıkacın başı sertleşip karalaşır.
Bazen, kanal tıkalı olmasına rağmen, bez yağ salgılamaya devam eder ve böylelikle içi yağ dolu tek kist meydana gelir.
Siyah noktalara tıpta komedon denir.
AKONDROPLAZİ:Tedavisi olmayan, nedeni meçhul genetik tek cücelik tarzıdir.
Gövde normal devasalüte olup, kol ve bacaklar anormal derecede kısa ve baş normalden devasatür.
AKOMODASYON:Gözün optik düzeneğinin muhtelif mesafelara ahenk yaparak net görmenin sağlanması.
AKROMEGALİ:Beyin zemininda tespit edilen hipofiz bezinin ön kısmının aşırı işlevini gerçekleştirmesine bağlı tek haldir.
Büyüme tamamlanmadan, kemiklerin uzaması sona ermeden erken çağlarda baş gösterirse jigantism ismi verilen dev manzara meydana gelir.
Bozukluk büyüme çağının bitiminden ardından baş gösterirse, el ve ayakların genişlemesi, çene ve burnun büyümesi ve sesin kalınlaştığı görülür.
AKUSTİK SİNİR:İşitme siniri.
AMBLİYOPİ:Gözde belirli tek arıza olmaksızın meydana gelen görme tembelliği.
AMNEZİ:Hafızanın kısmen ya da tamamiyle kaybolması.
ANALJEZİK:Ağrı kesici.
ANEMİ:Kısaca, toplum arasında kansızlık olarak malum anemi, eritrositların sayı olarak az olması ve eritrositların içinde tespit edilen hemoglobin ismi verilen maddenin sayısının azlığıdır.
ANEMİK:Kan kıymetleri düşük olan, başka bir deyişle kan sayımında alyuvar rakamları ve hemoglobin oranı düşük olan şahıs.
ANERJİ:Özel tek antijene yanıt datalmemesi durumu.
Organizmanın koruma kabiliyetinin kaybolması.
ANESTEZİ
Hastanın şuuruni kaybederek uyumaya geçmesine narkoz, böylelikle bedenindeki ağrıları duyamayacak vaziyete gelmesine anestezi, bu duyu yitimine meydan veren maddelere de anestezik adı verilir.
ANKSİETE:İç sorunu, iç daralması.
ANOSMİ:Koku alamama, nezle grip gibi mikroplarda bulunabilidği gibi koku siniri konusunda beyin ilçesindeki patolojilerde de görülebilir.
ANOREKSİ:Anorexia Nervosa, bilhassa genç bayanlarda görülebilen, yemek yememek, oldukça az uyumak, buna karşın defa aktif olmakla görünen psikolojik tek arızatur.
Bu vaziyet çoğunlukla bireyin defa kiloluladığı kanaatsı ile abartılı tek şeklinde rejim programı ile başlar, evvelleri muayene edilebilen iştah bir müddet ardından gerçekten yok gerçekleşir ve zayıflama normal değerleri aşar.
ANSEFALİT:Beyin irini.
ANTİENFLAMATUAR:İltihabi tepkiyi engel olan madde, ilaç...
ANTİSEPTİK:Mikropları, başka bir deyişle insan, hayvan ve nebatların dokularına yerleşerek rahatsızlığa meydan veren bakteri, virüs, mantar gibi pek hücreli esasak işlekları yok etmek sıhhatli hayatın esas şartlarından bir tanesidir.
Antiseptik, antibiyotik ve dezenfektan gibi farklı isimlerla hatıralan çoğu madde bu gaye ile tasarlanmıştir.
Ama genel olarak "mikrop" can verdirücüler tecrübe et tüm bu maddelerin kimi özellikleri ve kullanımları değişiktir.
ANTİSEPTİKLERİN TARİHİ:İnsanlar, "mikrop teorisinin" bulunmasından asırlarca evvel sebep ve sebep tesir yaptığını bilmeksizin antiseptikleri kullanıyorlardı.
Örneğin çiğ etin bol tuz ve baharatla yoğrularak sucuk şeklinde gizlenması, sebzelerin kesif tek tuz ve limon veyahut sirke çözeltisi içerisinde bekletilerek turşu yapması, bakterileri büyük oranda yok ederek bu gıdaların arızalanmasını önlüyordu.
Bugünkü antiseptikler ise Louis Pasteur'ün kıymetli çalışmalarının ürünlerindendir.
ANTİSEPTİKLER NASIL Tesir YAPAR?Kimyasal antiseptiklerin enfeksiyonlar üstünde sebep tesirli oldukları tam anlamıyla açıklanamamıştır.
Bu maddeler direk doğruya enfeksiyon hücresine girerek hayatsal fonksiyonlarını manileyebileceği gibi, enfeksiyon hücresinin dış zarını eriterek de yıkıcı tesir gösterebilir.
Ne var ki çoğu antiseptik normal hücreler üstünde de ayn tesiri yapar.
Bu yüzden bu maddelerin ilgili uygulanması lazım olur.
Bazı antiseptikler ağızdan alındığında veyahut bedene şırınga edildiğinde ağır neticelere, hem de ölüme neden olabilir.
ANTİSPAZMODİK:Spazm çözücü, daha fazla iç uzuvlardaki düz kasların adalemelerını çözen ilaç takımına verilen ad.
ANTİSTATİK:Statik elektrik birikimini engel olan madde.
ANTİTOKSİK:Toksin masrafıci.
ANTİTÜSSİF:Öksürük masrafıci.
ANTİVİRAL:Virüslara tesirli, virusların zararı dokunabilecek tesirlerini engel olan.
ANÜLER:Halka şeklinde de.
ANÜRİ:İdrar çıkaramama.
ANÜS:Makat, sindirim kanalının bitiş bölümü.
AORTA:Kalpten çıkan, bedenin en devasa damarı, kalpten çıktıktan ileri kavisli kısmına arcus aorta, göğüs kafesi içersinde izleyen bölümüne torasik aorta ve karın içersinde izleyen kısmına de abdominal aorta adı verilir.
AORTİK ANEVRİZMA:Aort damarının herhangi tek kısmında görülen genişleme.
APANDİSİT:Kör barsak (apendiks) irini.
APATİ:Çevre ile anormal derecede alakasızlık, duygusuzluk, kayıtsızlık.
APEKS:Uç, tepe, doruk.
APİROJEN:Ateş artmasına kapı aralayan herhangi bir madde taşımayan.
APNE:Solunumun geçici tek zamanla durması.
APOPLEKSİ:Felç, inme.
ARAKNOİD:Beynin üzerinin örten ince zar.
ASETABULUM:Uyluk kemiğinin kafasının, kalça kemiği ile mafsal yaptığı çukurluk
ASETİLSALİSİLİK ASİT:Yaygın olarak sarfedilen ve malum aspirinin kimyevi ismi.
ASİDOZ
ASO: "Antistreptolizin O" için sarfedilen kısaltma.
Streptolizin, "Hemolitik Streptokok" ismi verilen bakterilerin salgıladığı zehirli maddein isimidir.
Bu zehirli maddein zenginliğinı belirleme için uygulanan araştırmae de kısaca ASO denir.
ASO, romatizma gibi kimi Hemolitik Streptokok bulaşmalarında yükselir bu yönden tespit te ASO kıymetleri ehemmiyet taşır.
AŞİL TENDONU:Baldır arka bölümündeki adale takımınun, topuk kemiğine birleşmesini ve ayağın hemen hemen hareketini gerçekleştiren yapı(kiriş).
ATROPİN:Belladonna (Güzel Avrat Otu) isimli nebatden elde ettikleri tek alkaloiddir.
Tıpta defa farklı kullanım alanları bulunmaktadır.
Örneğin, göz dibinin kontrolünde, göz bebeğinin genişletilmesi için, ayrı olarak anesteziden evvel üst solunum yollarında salgıların azaltılması için tüketilir.
Moderatör tarafında düzenlendi: