tarihin tozlu sayfaları...

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
🕒 Konu yazarı 1 saat önce aktifti
bu sayfada ilgi çekici tarihi olayları kısa kısa paylaşacağım. takip ettiğiniz için şimdiden teşekkürler <3

--------------------

"bir bakıp çıkan" kral: xıx. louis

fransa kralı x. charles'ın oğlu olan angouleme dükü louis, tarihin en kısa hükümdarlığını süren krallardan biri olmuştur. babasının sürgün edilmesinden sonra veliaht prens olarak tahta çıkan louis, 1830 yılında meydana gelen temmuz devrimi (trois glorieuses) sonrasında, sadece 20 dakika sonra tahttan indirilmiştir. ikinci fransız devrimi adını taşıyan bu devrim neticesinde anayasal monarşi yürürlüğe girmiş ve tahta i. louis philippe çıkmıştır.
 
tromelin adası ve 15 yıl boyuca kaderine terk edilen köleler

31 temmuz 1761 gecesi, bir mürettebatın ve 160 madagaskarlı kölenin hayatını altüst etti. fransız doğu hindistan şirketi'ne ait l'utile adlı gemi, madagaskar açıklarındaki kumlu bir adacıkta battı. o zamanlar bilinmeyen bu yer, daha sonra tromelin adası ismini alacaktı. gemi enkazı, acı bir gerçeği gözler önüne serdi; insanlık, para uğruna terk edilmişti ve hayatlar yalnızca piyasa değerleri üzerinden değerlendiriliyordu...

gemi ada civarınfaki mercan resiflerine çarptığında beyaz mürettebat ve bazı köleler enkazdan kurtuldu. kendilerini tatlı su gibi temel kaynaklardan yoksun, çorak bir kum tepesinde buldular. çaresizlik, kurtulanları başlangıçta işbirliği yapmaya zorladı. beyazlar ve siyahlar, l'utile'in kalıntılarından derme çatma bir tekne inşa etmek için birlikte çalıştılar ancak bu geçici birliktelik kısa sürede dağıldı. la providence adlı tekne tamamlandığında, herkesi taşıyamayacağı ortaya çıktı. 27 eylül 1761'de beyaz mürettebat, yakında yardım göndereceklerine söz vererek adadan ayrıldı. geride kalan madagaskarlı köleler, bu sözün yalan olduğunu hemen anladılar. beyaz mürettebat güvenli bir şekilde yelken açarken, tutsaklar hayatta kalmak için uyum sağlamak zorundaydı. bu terk edilme, gemi kazasının da ötesine geçmişti. kölelerin insandan ziyade mal olarak görüldüğü bir dönemi simgeliyordu. kayıtlar, acil bir kurtarma operasyonu düzenlemeye yönelik herhangi bir girişimde bulunulmadığını gösteriyor. esirler, on beş yıl boyunca onları zorla vatanlarından koparanlar tarafından unutulmuş bir şekilde, tecritte kaldılar.

tromelin'de hayatta kalanlar olağanüstü bir yaratıcılık sergilediler. sınırlı kaynaklar kullanarak gemi enkazı kalıntılarından ve mercan bloklarından barınaklar inşa ettiler. metal parçalarından ilkel aletler yaptılar, kaplumbağalar, kuş yumurtaları ve balıklarla beslendiler ve örgülü tüylerden giysiler ördüler. hünlük yaşamları, akıl almaz bir korunma içgüdüsünün kanıtıydı...

jacques marie boudin de tromelinla (adaya adını veren denizci subayı) komutasındaki dauphine adlı gemi ancak 1776'da adaya ulaştı. terk edildikten on beş yıl sonra, sadece yedi kadın ve sekiz aylık bir bebek hayatta kalabildi. hayatta kalan son kişiler, özgürlüklerine kavuştukları mauritius'a götürüldü. ancak gelecekleri belirsizliğini koruyordu. yeniden köleleştirileceklerinden korktukları için madagaskar'a dönmeyi reddettiler.
 
gladius romae sum, belisarius
gladius romae imperi sum
ubi'st nostrum imperium?


....

belisarius
isimli eser, altıncı yüzyılda doğu roma imparatoru birinci justinianus döneminde görev yapan efsanevi komutan flavius belisarius’un askeri başarılarını ve imparatorluğun kaybettiği batı topraklarını yeniden fethetme arzusu olan reconquista ruhunu anlatır.

batı roma imparatorluğu’nun çöküşünün ardından roma kimliğini koruyan ancak kadim başkenti ellerinden kaçırmış olan romalıların hüznünü işleyen parça, ana roma’yı yeniden şahlandırma hedefini dile getirir. bu anlatıda belisarius imparatorluğunun kılıcı yani "gladius romae" olarak tanımlanır. sezai ve trajan gibi efsanevi romalı ataların ruhuna çağrıda bulunarak barbar kavimlere karşı verilen zafer mücadelesini simgeler.

eser boyunca halkın veya imparatorluğun belisarius’a olan nidası ile komutanın bu zorlu görevi üstlenişi bir diyalog ve koro marşı formunda bütünleşerek epik bir hikaye sunar.

 
liechtenstein ordusu ve "-1" kayıp

1866 yılındaki avusturya-prusya savaşı sırasında liechtenstein bölgeye 80 kişilik küçük bir birlik gönderdi. savaş boyunca neredeyse hiç çatışmaya girmediler ve hiçbir kayıp vermediler. hatta geri döndüklerinde ordudaki asker sayısı 81 olmuştu. ^94

nedeni ise yolda karşılaştıkları ve dost oldukları italyan bir bando subayının onlarla birlikte liechtenstein'a gelmesiydi. ^90
 
Son düzenleme:
çocukların başrolde olduğu trajik "çocuk haçlı seferi"

1212 yılında fransa ve almanya’da ortaya çıkan iki küçük çocuk, isa'nın kendilerine göründüğünü ve kutsal toprakları savaşmadan, sadece masumiyetleriyle fethedebileceklerini iddia etti. peşlerine takılan tensel ve ruhsal olarak masum kabul edilen tensel olarak 30.000'den fazla çocuk akdeniz kıyılarına yürüdü. denizlerin mucizevi şekilde ikiye ayrılacağını sanıyorlardı. ^93

deniz ayrılmayınca tüccarlar onları gemilere bindirip yardım etme bahnesiyle kuzey afrika'ya götürdü ve tamamını köle olarak sattı. ^74
 
simyacıların "ölümsüzlük iksiri" ve barutun icadı

orta çağ simyacıları metalleri altına çevirmek ve ölümsüzlük iksirini (elixir of life) bulmak için sürekli garip karışımlar denerlerdi. çinli simyacılar kükürt, güherçile ve odun kömürünü ölümsüzlük iksiri yapmak amacıyla karıştırırken yanlışlıkla patlayıcı bir madde elde ettiler. :emoji_bomb:

yani insanlığa sonsuz yaşam sunmaya çalışırken, tarihin en ölümcül buluşu olan barutu icat etmiş oldular. ^10
 
tarihin ilk biyolojik savaş hamlesi (katapultla şehre fırlatılan hastalıklı cesetler)

1346 yılındaki kaffa kuşatmasında moğol ordusu, şehri savunan cenevizlilere karşı tarihin ilk biyolojik savaş yöntemlerinden birini kullandı. moğol kampında veba salgını başlayınca, ordu komutanı janibeg vebadan ölen askerlerin cesetlerini mancınıklara koydurarak kaffa surlarının içine fırlattı. :emoji_weary:

şehre yayılan veba, kaçan ceneviz gemileriyle avrupa’ya taşındı ve milyonlarca insanın öldüğü "kara ölüm" salgınını tetikleyen ana etkenlerden biri oldu. 🤒
 
oruç bozmamak için kunduzu "balık" ilan eden papalık

orta çağ’da hristiyanlıkta et yemenin yasak olduğu uzun oruç dönemleri (lent) vardı. bu dönemde sadece balık ve su ürünleri yenilmesine izin veriliyordu. ancak güney amerika ve kuzey avrupa’daki halklar et yemek istiyordu. 🥩

papalık, kunduzların zamanlarının çoğunu suda geçirdiğini ve kuyruklarının pul benzeri bir yapıda olduğunu gerekçe göstererek kunduzu "balık" sınıfına dahil etti. 🦫

böylece din adamları ve halk, oruç dönemlerinde rahatça kunduz eti yiyebildi. :emoji_worried:
 
Geri