Kuşkusuz İslamiyet dini açısından herhangi bir konuda birbirinden zıt fikirler beyan edilmesine alışkınız. Benim söyleyeceğim yada sizin söyleyeceğiniz ne olursa olsun muhakkak bir şekilde karşısına bir şey konulabiliyor, “hayır gerçek o değil, doğrusu bu” denilebiliyor. Bir tür kakafoniyi andırıyor kimi zaman. Ama ben yine de kendimce yazacağım.
Hadisler Kur’anda geçmez. Geçse zaten ayet olurdu. Lakin yine de dinde önemli bir yere sahiptir. Kimilerine göre bazı hadislerin inkarı mümkün değildir. Sahih diye adlandırılanları inkar etmek bir nevi kafirliktir. Müslümanların Kur’an’dan sonra referans alabileceği ikinci kaynak burasıdır. Bu Kur’an’da da açıkça geçer; “…Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir."
Hadis Peygamberin sözleri olduğuna göre bunu inkar etmek Kur’an’ı da inkar etmek anlamına gelir. Net bir ifadedir bu. Hadislerin doğruluğu vs dönemin koşullarına göre “aslında burada şunu söylemek istedi” bağlamında tartışılabilir.
Olmam yerine olmak demek kendini bir noktada buradan afaroz etmek demektir. En azından kendi iç dünyanda bu böyledir. Bilim ilerledikçe hayatı ve dünyayı açıklamam için tanrıya ve dinlere düşen iş azalıyor nihayetinde. Bu kadar yozlaşmış bir düşünce ve yaşam tarzından inanan/inanmak isteyen herkes olumsuz yönde nasibini alıyor.