ßaşak Kokusu

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 777 gün önce aktifti
Sakin olmalısın bence ;p
 
Deli ruh hali iyi gelir ama biz çok abarttık...
 
Ali Elimden TUT Artık ... :sulugoz:
 
fxuxf.gif



Alayım mı sana bundan bal küpüm :p
​
 
Benim kadar insan olsaydın benim kadar susardın.. Ama sustuklarım büyüyor dikkate almalısın.
 
[YOUTUBE]a6EZ8vZS0XM[/YOUTUBE]
 
sessiz gidişlerim var benim sebeblerini sorgulayamazsın
 
Göğü tekmeleyesim var :D
 
Ali ve Başak (olsa Keşke )
tumblr_m9fkrs5Q8I1qdk1qco1_400_large.jpg
 
Bir yudum su-sasım var....
 
Aşk bize bel kısmından potluk veriyor sevgili.
 
Unutasın yok.. Tokken tıka basa nasıl unutucaksın
 
Ve boşverdim sevgili.. Zulmünede eyvallah dedim...

ßaşak'ın Ali'si.
 
Türkçe düşünüpte yazamayan arkadaşlar size sesleniyorum ; Almanca küfretsem size anlar mısınız ?
 
Ruh ikizim ve ruh öküzüm klişe olduu için sana ruh sekizim diyiciğim :D
Bu şarkı sana ruh sekizim :D


[YOUTUBE]dEWALZQ7rHk[/YOUTUBE]
​
 
beni tanrıdan gizli sev..
o zaman, bütün mezarlıklara dil çıkartır ölmem..
alay ederim..
utanmam halay çekerim, tanrıdan gizlemem hem..
ama sen beni tanrıdan gizli sev..
...üç kere, on dört kalibre dudağınla öp,
ve iki bilinmeyenli denklemi bizden güzel yok edemesin matematik..
pi sayısı, üç virgül on dört kuramına noktasını koysun utancından..

elimi tenhada tut, geçirmelerin iki yakasından yapışıp,
iç geçire geçire , birbirimize geçelim..
ortağı ol istersen hayatımın..
istersen en sevdiğim bacağını kır atımın..
etime, et ol,
gülüşünle ört üşürsem..
ortada koyduğun değil, ortana koyduğun yap beni..
ortağım ol,
tanrıdan gizli, şirk'et olalım..
ve virgülün boynunu az daha bük,
üç virgül on dört kalibre dudağından bir gülüş daha ver his'seme,
isterse pi'yasa boğulsun..
ve ekonomi üzerimize çöksün ne demek,
biz onu tavan yapar, altında yine sevişiriz..
 
her gün yeni bir izini buluyorum üstümde,
biraz daha yok oluyorum,
zaten yoktum,
zaten yoktun...

var olduğumu hissettiren bir kadından sonra,
-eski halime dönemeyişimi de buluyorum cebimde,
bir zarfa kapatmışım,
altına kıstırmışım halının,
ve üstünden bir çok kez geçilmiş yürüdükçe...

bir şiirdi aslında gözlerin,
çekmecede sakladığım
ve okudukça kendimden bir parça bulduğum,
şimdi nemli,
mürekkebini dağıtmış gibi,
üzerindeki kalıntılar ve bir parça kırıntılar...

kırgın değilim,
kaygılıyım,
"adını"
okumam yazmam nerde bulamıyorum...
ve
her taşın altına,
bir günümüzü sakladım,
kaldıramıyorum...

biraz gömüldüğü yerden çıkardığın testin gbiiyim,
içimde değerli şeyler,
ve modernizm içinde hiç bir kuruluşta geçmiyorum,
beş kuruş dahi etmiyorum bir antikacının ellerinde...

beni geri götür,
yokluğum hissinde,
uygun bir dil de anlat hüzün filosuna,
gideceğimiz yere vardık..
ve geldik de..
emanete ihanet ettim de,
de işte bir şeyler,
güzelliğinden kaynaklı olsun dediğin,
doldur gözlerimi,
çünkü ağlarken,
arşimet yanımda halt ediyor...

iki yürek birbiriyle şakalaşırken,
el şakası yapıyor ayak ucunda aşk taşıyan kadın,
el şakası yapma,
ciddiye alıveriyor yüreğim...
ve iki göz,
çocuklar gibi sulu şaka yaparken,
trajikomik adında damlalar türüyor düştüğü yerde...
annemse beni,
şaka yapar gibi,
gözlerindekini sevinçtendir dediğim hüzün de,
uğurluyor limandan...

daha doğrusu,
tanrının hesaba katmadığı bir labirent koynunda öldük,
bir kapı aşka diğeri ayrılığa çıkar kandırmacasında,
kapıdan ölümüne girdik...
bir yandan sahili peşine takmış gemi,
diğerinde kıyılarına kırmızı sürülmüş iki adet balıkçı teknesi...
peşkeş çekiyor,
devasa köpek balıklarına...

birinden ağ lamak atılıyor
diğer ikisinin boynu bükük...

yıldızların kuyruğundan birbirine bağlanmış,
bir gemiyi öylece asıp sallandırıyoruz,
adı ma vi ay..

gece gelmesin diyoruz,
güneş eteğini toplayıp gitmesin üstünden,
yeni bir lisan olmasın ayrılıkça şarkılar söylemek...

en hüzünlü boyalarla süslenip,
rengarennk suratımızla iki palyaço,
ve yalnızlık oyunu diye bir gösteri hiç olmasın...

ayrılıkça bütün dillerde,
ağlamaklı halde ağa takılan balıklara,
zaten yoktun,
zaten dolacaktı gözlerin,
diyebilmeli,
denizin ortasına saklanan akvaryum...

yüzümden tanınmayan mimik yok,
seni tanımayan harf,
adının geçmediği sokak kalmadı...
ve el,
ve yürek,
savaşa çevirdi şakayı,
çocuklar gibi,
yıkılmayı yeğliyorum...
tamam,
sen kazındın...

şimdi dilediğin adamdan alabilirsin barışını,
dilediğin adamın kucağından alabilirsin çocuğunu,
dilediğin adamın koynunda kırbaçlayabilirsin gecenin sırtını...

dilediğin adam,
sanada,
hayırlı yolculuklar diliyor...

zaten yoktun,
zaten yoktum,
kalemle gözlerini var ettim,
şimdi aynı kalemlerle var ettikçe yok oluyorum,
kağıdın yanına kalem yerine,
kibrit bırakıp gidiyorum,
döndüğümde,
ağıt yanmış oluyor..

ki
biraz daha nefes almayı kolaylaştırırdın istesen,
gırtlığıma bir iki şiir kıstırmasaydın,
doymadım lila,
biraz daha noktası eksik bunun...
gidişinin yazılarak tarifi, onu yaşamaktan kolay,
ve bu yüzden,
her gidişin biraz daha yalan,
biraz daha noktasız...

yavaş yavaş azaltıyorum tariflerini,
harf harf eksilterek ve yakındır gidişin,
elimde çırılçıplak kalacak,
sen çığlık attıkça,
ben utanacağım...

ondan sonrası,
elimdeki utancı,
gözlerinle örtme vaktidir...

izlerinle,
anlaşma vaktidir...

kendimle,
savaşma vaktidir...

ve senin,
benden gizli sevişme vaktindir...

ben yosun kaplamalı gemilerimle,
dümeni kırdığım yerde,
bir dümen çevirip,
yine hüznü oynarım...

bir yıldız daha uzaklaştığı vakit,
dilediğin adamı,
geri dilerim içinden...

belki de,
bu yüzden,
küçüklüğümün kağıt gemilerinden yadigardır,
saçlarımın,
yosun kokusu...

"o'sun..
ıslanıp eridikçe,
yeniden yaptığım kağıt gemim..
üzerine üçüncü dünya savaşı diye karaladığım,
o kağıt gemim..
yine bat gözlerime,
yine demir al..
ne olacak,
bende kağıt çok,
çocukluğumdaki gibi
yine yaparım...

ki tek dileğim,
maviliğin içinde önüme çıkmasın gözlerin,
dümeni, kendi haline bırakır,
güvertede soyunurum...
deniz bunu sevişmek zanneder,
ben gözlerini,
güneşi şahit tutar,
aforoz ederim..
 
Geri