guastafeste: sevmek, eylem olarak öğrenilebilir, doğuştan gelmez. "sevgi" hissiyatı ise bir durum belirtecidir, doğuştan içimizde var olur. yâni birini çok sevebilirsiniz ama bunu karşı tarafa nakledemiyorsanız, iletemiyorsunuz demektir.
W: kime göre iyi? kime göre kötü? insanlar bu bağlamları birbiri ile kıyaslarken tamamen insan anotimisinden bağımsız olarak soyutsal bir teori de kıyası yapıyor ama teori ile pratiğin farkını kavrayamıyorlar. güdüler insan varoluşunun ve davranışlarının en temel itici gücünü oluşturuyor, hayatta kalma iç güdüsü ise bunun başını çekiyor, sonra ise merak güdüsü gelirken oda hayatta kalma iç güdüsüne bağlı olarak çalışıyor. yâni siz bir kaç gündür açlıktan ölmek üzere olan potansiyel bir katile susadığı için bir bardak su verip hayatta tuttuğunuz zaman sizin deyiminizle iyilik yapmış olursunuz ama suyu içtikten sonra onun kasti olarak başka birisinin canına kıyması ise genel anlamda kötülük olmuş olur, bu durumda siz iyilik yapmış görünüyor gibi olsanız da belki de birisini hayatta tutacak o suyu verdiğiniz için başka birisinin ölümüne neden olmuşta olabilirsiniz. böylesi bir paradoksal sorunsallar var.
şahsen, bunların hiçbirini düşünmeden yardıma ihtiyacı olan birisine olabildiğince elimi uzatmaktan imtinâ etmem sonuçları benim için kötü olma potansiyeli taşısa da belki iç güdüsel, belki değil bilemiyorum. başıma gelen "kötü" diye adlandırdığımız olguları ise bu durumla bağdaştırmıyorum, karmaya inancım olsa da.
Bir kadın ölümcül bir hastalığa yakalanır. Doktorlar, onu kurtarabilecek tek bir ilaç olduğunu söyler.
İlacı geliştiren eczacı, ilacın üretim maliyetinin çok üzerinde bir fiyat ister. Kadının kocası Heinz, eşini kurtarmak için elinden geleni yapar; borç ister, para toplamaya çalışır, sahip olduklarını satar. Ancak yine de ilacın fiyatının yalnızca bir kısmını toplayabilir.
Heinz eczacıya gider ve durumu anlatır:
“Karım ölmek üzere. Elimdeki bütün para bu. İlacı bana daha ucuza ver ya da kalan parayı daha sonra ödememe izin ver.”
Eczacı bunu kabul etmez:
“İlacı ben geliştirdim ve bundan para kazanacağım.”
Heinz'in önünde artık iki seçenek vardır:
Yasaya uyup ilacı almamak ve eşinin ölmesine izin vermek
veya
eczahaneye girip ilacı çalmak ve eşinin hayatını kurtarmak.
sence, heinz ilacı çalmalı mı?
Bir insanın hayatı, mülkiyet hakkından ve yasadan daha mı değerlidir; yoksa iyi bir amaç, yanlış bir eylemi haklı çıkarmaz mı?