Bir saniye! Mutsuzluğu tanımlamaya çalışacağım.
...
Mutsuzluk, evet... D&R'dasın, elinde bir sürü kitap var, yaklaşık 1 - 1,5 saattir içeridesin ve artık acele etmelisin, otobüsü kaçıracaksın.
Son bir kez albümlerin oraya gidersin ve olmayacağını bile bile gözlerin arar bir grubun herhangi bir albümünü...
2005'te dağılmış olan bir grubun, şu an çoğu kişinin bilmediği grubun...
O da ne?
...
İşte orada duruyor!
Frozen albümü hem de!
Sentenced'ın 1998'de çıkardığı Frozen albümü, en güzeli.
Ve sınırlı sayıda üretilmiş olanı...
Annen seni izliyordur şaşkınca, ne olduğunu anlamaya çalışıyordur.
Ellerin titreyerek gösterirsin albümü, okumaya çalışır üzerindekileri, nihayet anlar, nasıl bir vaziyet içinde olduğumu hemencecik kavrar...
Arkasını çevirirsin ve resmen dünyan yıkılır, fiyatı görünce...
Aldığın tüm kitapları bıraksan bile yanında o kadar para yoktur, olsa gözünü kırpmadan verebileceğin halde...
O çaresizlik, umutsuzluk nasıl anlatılır ki...
Arkasını çevirdin ya albümün, okumaya başlarsın şarkıların isimlerini...
Kaamos, Farewell, Dead Leaves, For the Love I Bear, One With Misery...
One With Misery?
O da ne?
Tam o anda mağazanın içinde çalmakta olan şarkıda da one with misery cümlesi geçti...
O an kopma noktası oldu zaten, gözlerimde durmakta direnen göz yaşları artık sözümü dinlemedi, engellemedim de zaten.
Annem eminim ki benden fazla üzüldü, kendimi yerine koydum ve onun için de ağladım.
Bir albüm, çok basit gelebilir ama bana binlerce şey ifade ediyor...
Bir umut, sakladım onu arkalara, kim almak ister ki o albümü, üzerinden kaç sene geçmiş zaten...
Anca 20 gün sonra gidebileceğim oraya, doktor kontrolüm var, oraya da uğrayacağım.
Tanrım, lütfen hâlâ orada olsun, hayatımda hiçbir şeyi bu kadar çok istememişimdir.
...
İşte, mutsuzluğu tanımladım.
Umarım 20 küsur gün geçtikten sonra bu sayfaya gelip mutluluğu da tanımlayabilirim.
Umarım...