Boşanma oranlarının artışını yalnızca ahlaki değerlerin zayıflaması veya insanların birbirine tahammülünün azalması üzerinden değerlendirmek, meselenin toplumsal ve hukuki boyutunu göz ardı etmek olur. Bence ülkede boşanmaların artmasını sadece insanların birbirine tahammülünün azalmasına bağlamak doğru değil. İşin biraz da ekonomik boyutu, aile yapısındaki değişim ve insanların evlilikten beklentilerinin artması var. Eskiden insanlar mutsuz olsalar bile çevre ne der ailem ne düşünür diye evliliği sürdürmeye çalışıyordu. Şimdi ise insanlar huzursuz oldukları bir ilişkinin içinde ömür tüketmek istemiyor. Bunun bir tarafı anlaşılabilir ama diğer taraftan da en ufak bir sorunda vazgeçmeye hazır olmak evliliği yürütmeyi zorlaştırabiliyor.
Özellikle kadınların en çok şikayetçi olduğu ve evliliklerini bitirmek istemesinin başlıca sebeplerine bakarsak; Sürekli ilgisizlik, güven kaybı, geçimsizlik ve bunların sonucunda birbirine saygısızca davranmak, tartışmak. Tabii her tartışma boşanma sebebi değildir. Önemli olan olayların bütünü ve ortak hayatı ne ölçüde etkilediğidir.
Bir de ekonomik sıkıntıları küçümsememek lazım. Geçim derdi, kira, borçlar ve gelecek kaygısı zaten insanları yoruyor. Eşler birbirine destek olmak yerine birbirini suçlamaya başladığında sorunlar daha da büyüyor. Ailelerin evliliğe müdahalesi, sosyal medyanın yarattığı kıyaslama duygusu ve güven problemleri de işin cabası.
Bana göre asıl mesele, insanların artık birbirini sevmemesi değil; sevginin yanına sabrı, anlayışı, sorumluluğu ve emek vermeyi koyamaması. Çünkü evlilik sadece güzel günleri paylaşmak değil zor zamanlarda da aynı tarafta kalabilmek. Elbette her evlilik kurtarılabilir diye bir şey yok şiddetin veya ağır bir kötü muamelenin olduğu yerde sırf evlilik devam etsin diye insanlardan katlanmaları da beklenemez. Ama çözülebilecek sorunlarda birbirini dinlemek ve biraz çaba göstermek yerine hemen vazgeçmek de üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.