-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.772
-
- Tepkime puanı
- 4.067
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
İki bin yılı aşkın bir süre önce Sokrates, Atina'nın pazarında dolaşırken sergilenen çeşit çeşit eşyayı görür.
Anlatıya göre, çevresindeki bolluğa ve insanların sahip olmak istediği onca şeye bakarak hayretle şöyle der:
“Meğer bu dünyada ihtiyacım olmayan ne çok şey varmış!”
İşte bu, felsefenin insanlığa hediyesi olan en saf özgürlük biçimlerinden biridir. Bir şeye ihtiyaç duymamak, ona sahip olmak kadar, hatta ondan çok daha özgürleştiricidir.
Stoacı filozof Seneca'nın düşüncesi de aynı anlayışı yansıtır:
“Zenginlik, çok şeye sahip olmak değil; az şeye ihtiyaç duymaktır.”
Bu söz, Seneca'nın zenginlik anlayışının bir özeti olarak aktarılır.
Diderot'nun hikâyesi ise bu düşüncenin tam tersini gözler önüne serer.
Denis Diderot, kendisine hediye edilen yeni ve gösterişli kırmızı sabahlığın ardından, evindeki diğer eşyaların artık bu sabahlığa yakışmadığını düşünmeye başlar. Bir eşyayı değiştirmek, başka eşyaları değiştirme isteğini doğurur.
Diderot, bu deneyimini 1769 yılında kaleme aldığı Eski Sabahlığıma Ağıt adlı denemesinde anlatır.
Bugün Diderot etkisi olarak bilinen bu durum, yeni bir şeye sahip olmanın nasıl başka ihtiyaçlar ve tüketim arzuları yaratabildiğini açıklar.
Anlatıya göre, çevresindeki bolluğa ve insanların sahip olmak istediği onca şeye bakarak hayretle şöyle der:
“Meğer bu dünyada ihtiyacım olmayan ne çok şey varmış!”
İşte bu, felsefenin insanlığa hediyesi olan en saf özgürlük biçimlerinden biridir. Bir şeye ihtiyaç duymamak, ona sahip olmak kadar, hatta ondan çok daha özgürleştiricidir.
Stoacı filozof Seneca'nın düşüncesi de aynı anlayışı yansıtır:
“Zenginlik, çok şeye sahip olmak değil; az şeye ihtiyaç duymaktır.”
Bu söz, Seneca'nın zenginlik anlayışının bir özeti olarak aktarılır.
Diderot'nun hikâyesi ise bu düşüncenin tam tersini gözler önüne serer.
Denis Diderot, kendisine hediye edilen yeni ve gösterişli kırmızı sabahlığın ardından, evindeki diğer eşyaların artık bu sabahlığa yakışmadığını düşünmeye başlar. Bir eşyayı değiştirmek, başka eşyaları değiştirme isteğini doğurur.
Diderot, bu deneyimini 1769 yılında kaleme aldığı Eski Sabahlığıma Ağıt adlı denemesinde anlatır.
Bugün Diderot etkisi olarak bilinen bu durum, yeni bir şeye sahip olmanın nasıl başka ihtiyaçlar ve tüketim arzuları yaratabildiğini açıklar.