Teşekkür ederim
Lefty.
Mastor'a katılıyorum.
Bilgi sevgisi bir yolculuktur, bir yaşam şeklidir, bilgeliği arayıştır, hayata anlam bulma kaygısıdır. Bunu ilke edinmeden 'felsefe yapmak' deyimini anlayamayız.
Geçen hafta ilçe milli eğitim müdürüne evrak imzalatmak için gittiğimde şunu söyledi ki katılıyorum: '' Mustafa Topaloğlu'nun filozof geçindiği bir ülkede felsefe dersi vermek, işiniz zor. ''
Sokrates'in 'bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmediğimdir.' yargısı çok anlamlı. Her şeyi 'düşünüyorum, öyleyse doğrudur.' ön kabulü ile sunup öyle arz-ı endam eden ve haklılık şovu ile banalleştirdiği bakış açısında sorunun dersten ziyade kişiyle alakalı olduğu görülür. İçselleştirilmemiş, ilke ya da doğruya odaklanmış olmayan tutum bilgisiz ama bunun farkına varmayan çoğunluğun içinde, o toplumsal atmosferde felsefeyi temsil edemez.
Felsefe notlandırılmak üzere değil bilinç sahibi olmak, farkındalık temelli sunulmalıdır.