Bi gün büyük bir holdingde iş görüşmesine gitmiştim insan kaynakları görüşmesi mülakatı cartı curtu herşeyi geçmişim dedi insan müdürü önce bir çay ikramı (asla hayır demem) dedi Ahmetcim herşey tamam şimdi seni çalışacağın bölümün genel müdürüyle görüştüreceğim aldı beni bilmem kaçıncı kattaki müdürün yanına girdik içeri müdür bi elinde kayfesinde yudum alırken bi elinin tersiyle insan müdürüne yol verdi sonramacıma efendime sokranayım tipik müdür buyur otur falan demiyo geçtim oturdum avradını kesim gülmeyen surat tipik müdür kayfesinde bi yudum daha aldı yüzüme bakarak şapşal bir sırıtık sonrasında alakasız garip bi kaç soru benim kafa bir sağa bir sola yatarak (içimden ne diyo la bu dingil diyorum)
Efendime sokranayım durduk yere gülmeye başladı gülmek bulaşıcıdır atasözüyle sebepsiz bende güldüm dedi niye gülüyorsun ağzımdan niye gülmeye amborgomu koydular lafı kaçtı bu tipik daha çok sırıtmaya başladı bu güldükçe gülesim geliyo ama 1. De beni bozmuştu 2. Sefere iş görüşmesine gelmişsin ama sen gülüyorsun deyip dalga edesıyla bi kaç soru daha sordu 3. Sorusunda masadaki isim tabelasını alıp ne diyon sen şallak deyip üstüne fırllattım
Ne yapıyorsunuz Ahmet bey bu sorduklarım ve gülmelerim mülakat aşaması deyip sakinleştirmeye çalıştı ve görüşme sonlandı sinirlerime hakim olup cam kapısından çıktım gittim gitti gül gibi maaaşlı iş diye homurdana homordana yol aldım
Buda beyle bi öfke kontrolsüz anımdır gözlerine yazık avradını kesim ne okuyon