Yalnızlığın ve vurdumduymazlığın zirvesindeydim hayatımda insanlara hiç bu kadar az ihtiyaç duyduğumu hatırlamıyordum. Hele ki kadınlar. Çamura bulanmaktan kurtulamadığım bi kaç sakat ilişkiden sonra onlardan daha da soğumuştum. Aslında bir taraftan da hayatımda bi kadın istemiyor da değildim. Bildiğim tek şey vardı o da dünyanın en tehlikeli duygusunu tadıyordum. Bir kadın sevgisine ihtiyacım vardı, sadece düşünmeye ihtiyacım olduğunu sanarken . Düşünmek için yalnız kalmaya ihtiyaç duyar ya insan, zaten yalnızlığa sahiptim ve elime hiç bir şey geçmemişti.
Aşksa boşluklarımı doldurmuyorsa sadece yeni boşluklar açacaktı. Neyin doğru olduğuna karar veremiyordum bir türlü. Her şey bir tesadüfle başladı ya da ben öyle sanmıştım.
Hayatımı kökten değiştiren her şeyin tesadüfler olduğuna inandırmıştım kendimi ve tesadüflerin en güzelinin bir kadın olduğuna...
Kadınları biz erkeklerin seçtiğine inanmıyorum. Her erkek bazı kadınların ilgi alanına giriyordu ve yaşadığı sürece o bazı kadınlar biz farkında olmadan her seferinde hayatımıza en olmadık bir yerden giriyor ve en olmadık bir yerde de zinciri koparıp gidiyorlardı. Gelişlerine de gidişlerine de hiç anlam veremesem de hiç bir zaman itiraz etmedim.
Sadece anlamadım.