Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Seni çok özledim ben Kapandı tiyatromun perdesi Sensizliğimin üstüne Boynu büküldü oyunların Sevgi saklandı şiirlere Geriye kalan aciz yalnızlığın Izdırabı gömüldü gecelere Seni çok özledim ben Çatladı gezindiğin toprak Susuz kaldı çiçekler Kurudu ümitlerim yokluğunda İçtiğim su ruhumu zehirler Aldığım nefes boşuna Sensizlik içine beni çeker Seni çok özledim ben Aşkımın yazılmamış romanıydın Hüznümün çizilmemiş resmi Kendime sakladım yıllarca Kimselere anlatmadım seni Yaralandım nice şehvetli bakışla Huzuru bulamadım gözlerindeki Seni çok özledim ben Sorulmaz oldu halim hatrım Hayalin gibi aldın sesini Çalmaz oldu telefonum Yokluğunda kaybettim güvenimi Vuslata çıkan yollarda kayboldum Haritası sendeydi aşkın bulamadım kendimi
. Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca ay içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli Bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, kacamak tatillerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü
. Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken
. Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana
. Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek
.Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek
. "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor
.
sesimi, kokumu çekip alıvermek buyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken
.
seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden
.
yeni bir sevdayı kesinlikle yasakladığım kalbime söz geçirmek
.
ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor
.
yokluğunu beklemek, ne zor
. Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden
. Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum. Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Dön birtanem" demek istiyorum: "Geri dön
Gel saçlarına gözlerine yüzümü süreyim
Gel ağlatma
Gel bu devran ayrılığın devranı değil
Gel yalvartma
Ömrüne ömrümü nefesine nefesimi
Ah katayım hadi gel
İsmini dağlara taşlara yazayım
Düşerim n'olur yamacından
Bırakma beni
Sevdan ile sevdan ile tut ellerimi
Dışarısı ayaz dışarısı hasret
Yüreğimde yangın var
Sevdan ile sevdan ile söndürme beni
Özledim seni…
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir…
beynimi uyuşturuyor özlemin…
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi
nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen
bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları akşamları her işi bir
kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları
özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu
küskünlüğünü…
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir
çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken.
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları
söyleyemeden ‘git artık’ demek.
‘Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa’ demek
sana ne de zor..
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi
bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…