Senden Başka Kimse Sevmesin

FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 2023 gün önce aktifti
Senden Başka Kimse Sevmesin

Nemli ve karanlık sokaklarda korkudan ve yorgunluktan titreyerek yürüme telaşesindeyim bu gece, saatin sabaha gebe olduğu dakikalarda.
Yalnızlığımın demlediği zifiri zamanlarda yazılarımın öksüz kaldığını biliyor ve yazdığım her kelimenin, her cümlenin sonunda paslanmış yüreğimi bırakıyorum, senin bana bıraktığın sensizlik gibi. Her satırı sargılar içinde, her cümlesi gözyaşlarım eşliğinde darağacında sallanıyor sanki…

Kendini güçlü sananlar, bencilliğin ve vefasızlığın pençesinde her şeyin en güzelini kendine ayırmaya başlamış, karşı çıkanları zindanların karanlık dehlizlerine mahkûm etmişler. Mavinin bütün sevilerini zehirli bir örümceğin labirentlerinde yok etme gayreti niye?

Sensizliğin koridorlarında etrafa saçılan kelimelerimi toplamaya çalışırken, artık hayranlıkla baktığım resimlerin ve sevdiğim o kadın koca bir yalandan ibaret. Rastlantılarla doğan ve sıradanlıkla devam eden yansımalar bile yüzeysel ve yapay geliyor bana artık.
Her şey darmadağın olmuş, yüreğime yokluğunun yarattığı özlem demirlemiş ve seninle başlayan her cümlem ayrılığa mühürlenmiş eski bir fotoğraftan ibaret artık. Ben sende yaşayıp geçmişe gömülen duvardaki bir tablo misali kesif yaşanmamışlıklardayım.

Katran karası gecenin, uçsuz bucaksız evrenin görkemli gücü karşısında bacakları titreyen bazı insanların burnu Kaf dağına ulaşmış gibi. Kuzguni an’lara inat dakikalarda, düşlerimin sokağındaki sessizliğin içinde çığlık çığlığa bir çift ayak izi kalmış senden bana, uzaklarda ama sanki hemen yanıbaşımda…

İçimdeki bütün sevilerimi öldürdüğün yetmezmiş gibi, saçlarında başka eller gezinirken ne kadar da uzaksın aslında bana. Dudaklarım dudaklarına değdiğinde, ruhlarımız duvardaki resimlerin çivilerinden kurtulup yerlerde paramparça olmaları gibi abuzambak…
Cırcır böcekleri alacakaranlığın sessizliğinde köpeklerle tuhaf bir muhabbete başlamış. İçimdeki buz kalıpları dışarıdaki ayazdan daha bir soğuk, daha bir acımasız! Bazen çatlayıp kırılsalar da yerine hemen yenileri ekleniyor. Yaşanmış ve yaşanmamışlıklar erimesine, umman olmasına bir türlü müsaade etmiyorlar…

Bana uzattığın ellerini tuttuğumda, tozlu ayrılıklara gebeymiş yüreğin. Kırılmış bir yürekle gelmiştin bana. Umut diye ektiğim bütün tohumları zamansız gübreleyip sulamadın. Filizlerimi kırıp, toprağımı kısırlaştırıp, ormanlarımı çöle çevirdin farkında olmadan.
Oysa biz insandık. Oysa biz birbirimizi sevdik. Vahşetin yasalarına ayak uydurmak yerine tiranların hükmettiği bu dünyada sevmeyi başarabilmek, çakıl taşlarıyla kale kurmaktan daha da zormuş.
Sevda adına aldığın yaraları, gülüşlerimle sarmaya gelmiştim sana. Ellerimi tutamayacağını bile bile teninde var olmak istemiştim. Sevgimle baharı, sevginle mutlulukları mühürleyecektik sözüm ona yüreklerimize…

Güzel günler düşlediğimde, elinde kılıç köleliğin zincirlerini parçalamak varken, sevdamızı, özlemimizi güzelliğe açmak yerine papirüsten bir aşk yaratmışız kendimize heyhat…
Her yol ayrımında, her dağın eteğinde başka güçlükler bizi bekler olmuş. Bazen yanlış yola sapıp, sahte bir ışığın peşinde dolaştın durdun usanmadan. Her seferinde başka bir yola koyuldun ve hep yürüdün ama benden, ana yoldan ayrılarak.

Sen bana gitmek için mi gelmiştin? Yaşandı ve bitti diyebilmek bu kadar mı kolaydı senin için? Gittiğin günden beri yüreğim sana muhtaçken, sen başka yüreklerde duyduğun sevgiyle yetindin mi sevgili?
Ardından küfürler savurduğumda, sana duyduğum sevginin yetmediğini gördüm görmesine de, benim gibi seveni buldun mu bebeğim? Birkaç günde unutabildin mi peki? Başka öpüşler sana benim verdiğim hazzı verebildi mi?

Gittiğin gün yüreğinin hiç acımadığını itiraf et kendine, hatta ölümle köşe kapmaca oynadığım an’larda bile dudakların başka dudaklardayken titremedi belki de…

Bedelini ödeme gayretindeyken yüreğim, gecelerin şahit olduğu bu sevda belki de hiç yaşanmadı. En masum günahlarım, sana yaşattığım öfke nöbetlerinde ölüme pusu kurmuş ayrılıkları layık gördün sevgimize…

Tüm cesaretini topla ve beni hiç sevmediğini haykır yüzüme. Emekle biriktirdiğimiz ne varsa, tümünde aşkımızın alın teri ve masumiyeti saklı hala. Bizi mutluluğa taşıyacak yolu aydınlatan yüreklerimizdeki ateş solmaya başladığında, sen dünyanı başka yerden aydınlatma telaşesindeydin…

Çırılçıplak bir gecede gökyüzüne baktığında yıldızımızı görürsen, bil ki aşkımızın mahremiyetinde yaktığın tutku dolu sevilerimizdir.

Muzlimden de ötesi, en koyu zifirilerde soğuk nefesini hissediyorum bazen. Ensemde ölümün soğuk dokunuşları geziniyor sanki yavaş yavaş. Ben çıplak bedenime bakınırken, o dolaşır olmuş ayaklarımın dibinde.

Yüreğimdeki soğukluğunu yok etmeye çabalarken biraz ötesi dipsiz bir kuyudan ibaret. Alışıyorum git gide ya, o ise beni bekliyor ve sanki bir şeyler dememi istiyor, istiyor da ne söyleyeceğimin aczi içindeyim garip bir alelacayiplikle.

Gitmek için geldiğini bile bile çok sevdim seni. Bana duyduğun sevgi yıkılmış bir sevdadan kaçan birinin avuntusu muydu yoksa?
Artık seni görmesem de, ellerini tutamasam, sarılamasam da mutlu olmam için yüreğimden hançerle beni. Yokluğun ve imkânsızlığınla yıkamadığın beni, hiçliğine göm artık.

Benimle yaşadığın sevdanın pişmanlığını küfürler senfonisi eşliğinde haykır bilene, bilemeyenlere. Senin için anlamsız bir günah olduğumu söyle umursamadan. Zamansız sevdamızın, 4 koca yılda bile avuntu olduğunu söyle. Sahte gülüşlerinle bağladığın yüreğimi sök ve at yetim kelimelerimin arasındaki dipsiz satır aralarına.

Kendin için… Benim için… Korkularımızı yok etmek için…

Yazmakla yazmamak arası yaşadığım med-cezirlerin dönemindeyim sanırım yine…
Yine sebepsiz susuşlar yaşıyor bedenim... Tam alıyorum kâğıdı elime, dur diyor yüreğim…
Tam kalem hareket edecekken elimde, izin vermiyor dimağım...

Dışarıdaki dolunayda geceyi izleyemeyen gözlerim ve ruhum beklemekte, sokağın parke taşlarının herze dizilişinde. Yazmakla yazmamak arasında bir yerdeyim sebepsiz… Hadi dese de yüreğim, bir dur emri daha vermekte gecikmiyor beynim…
Garip bir dilemma içindeyim. Hep zamansızlıklarım hakim yine bedenime…

Sus... Tek bir kelime bile etme… Sus ki; adımı anmakla boşa gidecek nefesin heba olmasın… Ama sevdim işte. Ölüm olsan da sevdim seni. Sadece sevdim… Seni senden çok severek... Uğruna yüreğimi bedenimden sökerek sevdim... Biliyorum bana yine gelmeyeceksin ve beni, seni senden çok seven ben kadar sevmeyeceksin… Ait olduğun karanlıkları bırakıp bana gelecek gücün yok senin... Belki de hiç sevmedin, sevemedin beni… Bırak bana söylediğin her kelime yalan olsun...

Unutma ki; yüreğimdeki sen, seni sensizlikte bile sevecek kadar çok büyük. Yüreğimdeki seni hiçbir kelime, hiçbir yalan küçültemeyecektir... Çünkü başkasının kollarındaki bir kadını değil; beni seven kadını, yüreğime ait kadınımı sevdim hep…

Menekşe kokan gecelerde saçlarında hangi erkeğin elleri dolaşıyor, dudaklarında hangi yüreğin nefesi kokuyor umurumda değil. Bana söylediğin kelimelerinde yalan olabilir. Ben sadece beni seven seni sevdim… Ve şimdi bana bıraktığın sensizliğin içinde seni senden çok seven yüreğime son hançeri saplıyorum…

Yine tekrarlardan sıkılmış bir halde beklemelerde ruhum… Elimde bir kadeh boğmaca rakı, ağzımda hasretten ısırdığım dudaklarımdaki kanımın tadı… Birbirine karışıyor yudumladığımla yüreğimden damlayan… Yavaş yavaş… Yudumladığım kan kırmızısı kokuyor, yazdığım ise bir kadeh erik rakısı…

Aramıza koyduğun gayri kabilliğimize rağmen, her nefeste sana uzandı yüreğim. İmkânsızlığına inat doyasıya sarıldım sensizliğine. Öksüz sevilerime can verdim sana inat. Zamanı durdurdum gittiğin gün ve mor kelebeğime meleklerimle selam gönderdim bıkmadan… Usanmadan… Vazgeçmeden…

Bu ayrılığın katili oldun oysa sen. Onca savaşımda beni yenik ilan ettin ve böylesi bir sevdayı tek bir yüreğe mahkûm ettin prangalar eşliğinde.

Hâlbuki seninle denizaltındaki tek bir hücre, tek bir amip gibiydik biz…

Senden umut dilenmedim karanlık gecelerime. Gittiğin günden beri tek bir kere bile dön demedim. Gidişin gelişin gibi kişizade değildi çünkü. Oysa gidişinde seciyeli olmalıydı gelişin gibi...

Senden bana ait olmayan hayatını istemedim, istemeyeceğimde hiçbir zaman.
Sadece uzaklarda ama aslında yüreğimin gizlerinde yaşattığım varlığına sarılıp gözbebeklerinde dinlenmek isterdim.
Üşümüş gecelerdeki yüreğimi, kaç mevsimdir hiç duyamadığım sesindeki sıcaklıkta uyutmayı isterdim sonsuza kadar.

Bana geldiğin o ilk günkü yağmura sakladığım gözyaşlarımı, yüreğine sardım yeniden.

Artık bana ait olmasan da ben sadece senin yüreğine aidim…
Sadece senin sevdiğin bu yüreği senin yüreğine gömüyorum…
Senden başka kimse sevmesin diye...
 
Geri