Sitemizi ana ekranınıza bir web uygulaması olarak nasıl yükleyeceğinizi görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.
Not: Bu özellik bazı tarayıcılarda kullanılamayabilir.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Hunlar Alanları yendikten sonra Grek ve Roma tarihçileri Hunlara ilgi göstermeye başlamış ve bu ilgi Attila’nın iktidara gelmesiyle doruğuna erişmiştir. Bu olaydan sonra Roma tarihçileri Hunlarla yakından ilgilenmeye başlamışlardır. Yunanca kaynaklarda, Hunların adının standart yazılışı Ounnoi’dur. Latince metinlerde çoğu kez önüne bir h harfi eklenmekte, dolayısıyla Huni, Hunni, Khuni yazılmaktadır ama yer yer Unni, hatta Ugni yazılışına da rastlanmaktadır.
(Kaynak: Prof. Dr. Mekki Şerif Baştav, “Avrupa Hunları”, Türkler, c.I, s.854, Ankara, 2002)
(Görsel: Attila ve Hunlar, Romalılar ile savaşırken...)
Türkler özgürlüklerine son derece düşkün halktır.Başka bir milletin egemenliği altında yaşamak onlara her zaman, her bölgede ağır gelmiş; bu yüzden de başkaldırarak kendi devletlerini yaratmışlardır. Kendi kardeş halklarına bile dayanamayan bu özgürlükçü yapı yüzünden Türkler sık sık birbirleriyle çatışmışlardır.
“Türk” adı ilk olarak Çin yıllığı Çou-şu’da Gök-Türk Birliğini göstermek üzere 542 yılında ve batı Wei imparatoru Tait-su tarafından Gök-Türk şefi Bumin’e elçi gönderilmesi münasebetiyle de 545 yılında görülmektedir.
Kaynak: İbrahim Kafesoğlu, ”Tarihte ‘Türk’ Adı”, Türkler, Cilt:1, Ankara 2006, s.308-312.
İlgerü kün togsıkka (Doğuda gün doğusuna),
Birigerü kün ortasıñaru (Gündeyde gün ortasına),
Kurıgaru kün batsıkıña (Batıda gün batısına),
Yırıgaru tün ortusıñaru (Kuzeyde gece ortasına)...
Anta içreki bodun kop maña körür (Bu sınırlar içindeki halklar hep bana bağlıdır).
Eski Türk ordusunda kadınların askeri birlikler içerisinde görev almalarına çok eski çağlardan itibaren rastlanmaktadır. Mesela 4. asrın başlarında Ordos’un güneyinde, Türk-Hun Devletinin bir devamı gibi ortaya çıkan Chao hanedanının son yabgularından birisi olan Shih Hu , özel seçilmiş bin kişilik bir kadın gücü meydana getirmişti. Bunlara önce yaya, sonra at üzerinde ok atmayı ve kılıç kullanmayı öğrettiğine dair bilgiler mevcuttur.
Türk kültüründeki “yolcunun arkasından su dökme, ters dönen terliği düz çevirme, eve nazarlık asma, özellikle ziyaretler çevresindeki ağaçlara çaput bağlama, çocuğuna vefat eden babasının/annesinin adını vererek onun ruhunu yasatma düsüncesi, nazar değdiği düşünülen kisiye kurşun dökme, dua ederken elleri açıp yukarıya bakma, kabirlere mezartaşı dikme” gibi yüzlerce inanış en eski Türk dini olan Gök-Tanrı inancından (Şamanizm) gelmektedir.
Kaynak : Yavuz TANYERİ - Göktürk Yazısı ve Orhun Türkçesi (s.30)
Hemen hemen her Türk atlısının yanında azık olarak bir et parçası bulunurdu. Tarihi kayıtlara göre Türkler tuzlanmış bir et parçasını bir beze sararak eyerlerinin altına koymaktadırlar. Burada ezilen et, atın harareti ile içten yanarak bir süre sonra âdeta pişmekteydi. Böylece hazır hale gelen et parçası ihtiyâç hâlinde yenmekteydi.
Kaynak: DUVARCI, Ayşe, "Türklerde Yiyecek İçecek Kültürü" , Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yay., 4. C, Ankara, 2002, s.233