gücünü, sırtını yasladığı o sahte arkadaş grubunun sözde kudretinden değil, bizzat kendisinden alır... özgüvenli ve kendisiyle barışık bir insanın, karşı tarafın aşağılık kompleksini tetikleyip iççlerindeki kıskançlığı hasede dönüştürmesi gayet doğal tabii halîyle.. bunun farkında olan birisi, aldığı eleştirileri yadırgamaz, aksine karşısınndakilerin çapını ve kalitesini görerek durumu olduğu gibi kabullenir.. bu umursamazlık ise karşı tarafı içten içe daha da öfkelendirip dengesiz davranışlarının dozunu artırır. sonuçta, o kişi aslında kendisiyle hiç tanışmamış olan potansiyel azamız... yalnızca etraftan aldığı gaz ve etkileşimle var olmayı bildiğini sanır.. oysa, hakikât farklı işler.
bu yüzden etrafında kimse yoksa, aslında kendisi de yoktur.. oysa, özgüvenin hakkını veren kişi içinse çokta önemli bir hede değildir..