Osmanlı, bir imparatorluktu. İçerisinde şuanki devletimiz gibi sadece kabileleri değil, büyük milletleri de barındırıyordu. Sizler bu işe milliyetçilik çerçevesinden bakıyorsunuz ama Osmanlı İmparatorluğu'nda Türklüğün veya herhangi bir ideolojinin ön plana çıkarılması diye bir şey mümkün olamazdı. Çünkü bu faşistlikten kafatasçılığa kadar bir çok manaya çıkardı. Devlet teşkilatlanması, sınırları içerisinde barındırdığı bütün ülkelerle olan ilişkisini eşit mesafede boyutlandırabilmesi için öncelikle ümmetçilik anlayışına sahip olması gerekiyordu. Gerekiyordu derken, bu siyasi bir manevra olmayıp, gerçekten benimsenmiş bir davaydı. Bu hareket Osmanlının gücüne samimiyet kazandırıyordu. Yüzlerce yıl bu ülkeleri bünyesinde barındırabilmesinin başlıca sebeplerinden biri de budur.
Bu tıpkı ezanın bütün ülkelerde orjinal diliyle okutulması gibidir. Türklük kavramı, bugünkü gençlerimizin hayal ettiği gibi her ortamda ön planda tutulsaydı, milliyetçilik akımı Avrupa'dan önce Orta Doğu'da başlangıç verirdi.
Unutmayın, tarih günümüz şartlarına göre değerlendirilemez. Tarihe intikal etmiş her şeyi, döneminin şartlarına göre değerlendirmeliyiz. Ümmetçilik anlayışının ön planda tutulması, Türklük kavramının unutulması veya ona düşmanlık yapıldığı anlamına gelmiyor.
Eğer Osmanlılar fethettiği topraklara ümmetçilikten önce Türklük kimliğini kullanarak girseydiler, o ülkelerde binlerce tarihi sanat eserlerinin yerine adeta "Türklerin Müslümanlara yaptığı soykırım" başlığı altında tartışıyor olurduk. Ümmetçilik anlayışı, girilen bir çok İslam ülkesinin gönlüne su serpmiş, onların refah içerisinde yaşamasını sağlamış, bugün bile Osmanlı aranır olmuştur.
Peki bu bağlamda Türklük kavramı hangi alanlarda devreye girdi? İster istemez dünyanın kanını emen emperyalist Avrupalı ile karşı karşıya gelindiği her alanda, verilen mücadelenin başında Türklük ve Türk bayrağı vardı. Zira bugünün ay-yıldızı da zaten bunu anlatır. Ay Türklüğün, yıldız ise İslamın sembolüdür.
Osmanlıların Türklüğe düşman olduğu düşüncesi asılsızdır ve gerçek dışıdır. Tarih böyle bir düşünceyi doğrulamaz...