Okumak farkına varmaktır, büyük kıtaplardan çarpıcı alıntılar

  • Kullanıcı Kuzey
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 1060 gün önce aktifti
Madem insanın hayvandan farkı alet kullanabilmesiydi..
İnsanın ilk kullandığı alet de başka bir insandı..
 
Bir roman ya yazılır, ya yaşanır. Ben sana hemen tutkun olduğumu hissettim, fakat yazmak için değil, yaşamak için! Ben sana kollarımı uzatıyorum ve sen, bana ellerini, dudaklarını uzatacağın yerde, yazmak için mürekkepli kalemimi uzatıyorsun.
 
Ben yazı yazarken, nereye ve kime göndereceğimi bilmediğim, adresi meçhul bir mektup yazar gibi oluyorum. Kim okuyor, kim okuyacak bunu? Ve içinden ne cevap verecek? Her ne olursa olsun ben bu cevabı asla öğrenemeyeceğim.
 
Ey deli heyecanlarım, gecenin bu saatinde, şuurumun üstünde gezmeniz yasak! Yorganlarınızdan başlarınızı çıkarayım demeyiniz. Her türlü coşkunluklara paydos!
 
"Yazıya bakmak" ile "manaya bakmak" arasındaki fark, "ekrandaki tozu görmek" ile "ekrandaki görüntüyü seyretmek" arasındaki fark gibidir.
 
Hep kötü olaylar, can sıkıcı yaşantılar tekrarlanıyordu; güzellikler, bir kere görünüp kayboluyordu.
 
Acaba iyi bir şey olacak mı? Hayır, dedim kendime. İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.
 
Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor.
 
Sağlıklı insanlar uzanıp hayata daha sıkı tutunurlarken benim gibi geri çekilmiş insanlar hayatı daha az tutuyor.
 
Düz bir çizgiden çok, bir küreydi zaman..
Mükemmel bir küre..
Geçmiş, yeterince derine gömülürse gelecekten çıkıyordu..
 
Seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum..
Aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum..
 
Ağlayacaktım neredeyse; fakat ağlamadım, yanımda beni daha fazla duygulandırabilecek kimse yoktu çünkü. Yatağımda, tanımadığım bir beton tuğla kireç yığını yatıyordu.
 
Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. zaten beni, daha kimler anlamadı.
 
"Zaten dikkatini zor topluyor; eski karım Ceyda, eski sevgilim Bahar, eski sevgilimin kocası Erhan, her şey eski diye düşünüyordu."
 
"Hadi canım niye bu kadar sıkıyorsun kendini? Yeni tanıştığın birine her şeyini anlatmaz mısın? Ben karşıma çıkan ilk insana bütün hayatımı anlatabilirim."
"Neden?"
"Nedeni yok. Yani Bence yok. Doktora sorarsan, manik döneminde olduğu için der ama palavra. Bizi samimiyetin hastalık olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. İnanınca, herkes gibi olunca, aptallaşınca iyileşiyoruz."
 
An gelir bildik, tanıdık, anlamını iyi-kötü herkesin bildiğini düşündüğüm kelimelerin aklımı çeldiği olur, sözlükleri açar, bir dizi işlem başlatırım: Kelime bu süreçte yeniden aydınlanır ya da bir özelliği nedeniyle kararmaya yüz tutar, sınırlarını açar ya da alan içinde büzüşmeye koyulur, yan anlamları yayılır ya da geri çekilir: Dil şehvetinin yatağıdır sözlükler.
 
Uzun, başarılı ilişkiler sert bir çelişkiye dayanmışlardır. Birinin öteki karşısında saydamlaşacak ölçüde çıplak kalması gerekir zaman içinde, hem de zariflik zarfının yırtılmayacağı, parçalanmayacağı bir mesafeliliğin kurulması ve korunması sağlanmalıdır, her soluklu, derin ilişki böyle bir denge ister terazide.
 
Milyarda bir ihtimal.. Milyarda bir..
Ben altı milyarda birdim..
Milyarda bire inanabilirdim..
 
Son kelimem, "Yoruldum" olabilirdi..
Gözlerimi bile kaldıracak gücüm kalmamıştı..
 
Hayat, cinsel ilişkiyle bulaşan ölümcül bir hastalıktır..
 
Geri