O değil de bir şarkı meselesi var. Aslan yattığı yerden belli olur derler. Her yiğidin bir yoğurt yeyişi vardır da derler. Günümüz insanları eskileri beğenmezler. Barbar, cahil, geri zannederler. Kendi götünü yıkamayı beceremez, eskilere ilkel der. Sevinir küfür eder, üzülür küfür eder, öfkelenir küfür eder. İlim yok, kelime dağarcığı yok, cahil kalmış. Bu insan duygularını nasıl dile getirir? Küfürle... Boktan bir hayat yaşar, gevşek bir hayat yaşar. Çevresine sirayet eder. Reklam olur, yayın olur, televizyonda olur, radyoda olur, yayılır da yayılır. 10 sene, 20 sene, 50 sene, 100 sene... Bir bakmışsın koca bir toplum gerizekalı olmuş. Peki sanatla alakası olmayan bir milletin içinden devşirilen sözde sanatçı nasıl bir şarkı sözü yazar? Nasıl yaşıyorsa onu yazar. Sabah değil akşam kalkar, su değil zıkkım içer, hava değil duman solur, evlenmez her gecelik olur, her şeyden şikayet eder, her şeyi alaya alır, ağızda küfür, kalpte kahpelik, beyin bitmiş, ruh sönmüş. Ne yazacak bu? Ne yazabilir? Ne yaşıyorsa onu yazar insan. Bir hayat düşünün ki koca bir toplumun ortak kaderi olmuş ve sanatçısının dilinden şu sözler dökülüyor;