-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.755
-
- Tepkime puanı
- 4.027
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Dünyanın en sıra dışı mucitlerinden Nikola Tesla’nın hayatında, laboratuvarlarından ve icatlarından uzakta, pek bilinmeyen başka bir dünya vardı:
Güvercinler...
Tesla’nın güvercinlere ilgisi yaşlılığında başlamamıştı.
1937 yılında verdiği bir röportajda, çocukluğundan beri, yaklaşık 75 yıldır güvercinlerle ilgilendiğini söylemişti.
New York’ta yaşadığı yıllarda ise bu ilgi günlük hayatının vazgeçilmez bir parçasına dönüştü.
Her gün New York Halk Kütüphanesi ve çevresindeki güvercinleri besliyordu.
1927 yılında hakkında yazılan bir haberde, Tesla’nın güvercinleri her akşam beslediği ve bir gün şehirde onlar için büyük bir kuş barınağı kurmayı hayal ettiği anlatılıyordu.
Güvercinlere zarar verilmesine karşı çıkacak kadar da onları koruyordu.
Yaşı ilerleyip eskisi kadar rahat dışarı çıkamadığında bile onlardan vazgeçmedi.
Hikâyenin az bilinen ayrıntılarından biri de buydu:
Tesla, güvercinlerin aç kalmaması için bir haberci çocuğa para veriyor, çocuk onun yerine şehrin farklı noktalarındaki üç güvercin sürüsünü günde iki kez besliyordu.
Kendisine bunun doğru olup olmadığı sorulduğunda Tesla’nın cevabı çok sadeydi:
“Onlarla her zaman ben ilgileniyorum.”
Hasta veya yaralı bir güvercin gördüğünde yalnızca yem verip yoluna devam etmiyordu.
Onları kaldığı yere götürüyor, iyileşinceye kadar bakıyordu.
Fakat binlerce güvercinin arasında bir tanesi bambaşkaydı.
Beyaz, dişi bir güvercin...
Kanat uçlarında açık gri tüyleri vardı.
Tesla onu diğerlerinden ayırt edebildiğini ve nerede olursa olsun bu güvercinin kendisini bulduğunu anlatıyordu.
Bir keresinde kendisi hastalandığında ve otelinden çıkamadığında, çalışanına verdiği en önemli talimatlardan biri bu beyaz güvercinle ilgiliydi:
Onu beslemeyi unutmayın.
Hatta talimatının doğru anlaşıldığından emin olmak için bunu tekrar ettirdi.
Tesla’nın güvercinle kurduğu bağı yıllar sonra yakın çevresindeki isimlerden John J. O’Neill aktardı.
Tesla, bu beyaz güvercine sıradan bir hayvan sevgisinin çok ötesinde, derin bir duygusal bağla bağlandığını anlatmıştı.
Güvercinin de kendisine aynı şekilde bağlı olduğuna inanıyordu.
Onun için,
“O benim hayatımın neşesiydi.”
diyecek kadar güçlü ifadeler kullanmıştı.
Güvercin hastalandığında Tesla günlerce onunla ilgilendiğini ve iyileşmesi için uğraştığını anlatmıştı.
Sonra bir gece beyaz güvercin odasının açık penceresinden içeri girip masasının üzerine kondu.
Tesla, onun ölmek üzere olduğunu hissettiğini söyledi.
O geceyi anlatırken, güvercinin gözlerinden çok güçlü bir ışık çıktığını gördüğünü de iddia etmişti.
Bunun gerçekten fiziksel bir ışık olduğunu söylemek mümkün değil.
Bu bölüm, Tesla’nın kendi anlatımıdır.
Ama onun için yaşadığı anın anlamı çok büyüktü.
...
Beyaz güvercin öldükten sonra Tesla, hayatından çok önemli bir şeyin de onunla birlikte gittiğini hissettiğini anlattı.
Çalışmalarını tamamlayabileceğine duyduğu inancın bile o olaydan sonra değiştiğini söylemişti.
Bir zamanlar büyük laboratuvarlarda elektrikle dünyayı şaşırtan adam, hayatının ilerleyen yıllarında New York sokaklarında elinde kuş yemiyle yürüyordu.
Ve binlerce insanın yanından fark etmeden geçtiği sıradan bir beyaz güvercin, Nikola Tesla’nın hayatındaki en özel canlılardan biri olmuştu.
Tesla’yı çoğunlukla elektriği, icatları ve çağının ötesindeki fikirleriyle tanıyoruz.
Oysa onun bir başka yüzü daha vardı:
Yaralı küçücük bir kuşu alıp iyileşinceye kadar onunla ilgilenen, güvercinlerin aç kalmaması için başkasına para veren ve bir beyaz güvercinin kaybını yıllarca unutamayan bir adam...
Nikola Tesla’nın pek bilinmeyen hikâyelerinden biri de buydu.
Güvercinler...
Tesla’nın güvercinlere ilgisi yaşlılığında başlamamıştı.
1937 yılında verdiği bir röportajda, çocukluğundan beri, yaklaşık 75 yıldır güvercinlerle ilgilendiğini söylemişti.
New York’ta yaşadığı yıllarda ise bu ilgi günlük hayatının vazgeçilmez bir parçasına dönüştü.
Her gün New York Halk Kütüphanesi ve çevresindeki güvercinleri besliyordu.
1927 yılında hakkında yazılan bir haberde, Tesla’nın güvercinleri her akşam beslediği ve bir gün şehirde onlar için büyük bir kuş barınağı kurmayı hayal ettiği anlatılıyordu.
Güvercinlere zarar verilmesine karşı çıkacak kadar da onları koruyordu.
Yaşı ilerleyip eskisi kadar rahat dışarı çıkamadığında bile onlardan vazgeçmedi.
Hikâyenin az bilinen ayrıntılarından biri de buydu:
Tesla, güvercinlerin aç kalmaması için bir haberci çocuğa para veriyor, çocuk onun yerine şehrin farklı noktalarındaki üç güvercin sürüsünü günde iki kez besliyordu.
Kendisine bunun doğru olup olmadığı sorulduğunda Tesla’nın cevabı çok sadeydi:
“Onlarla her zaman ben ilgileniyorum.”
Hasta veya yaralı bir güvercin gördüğünde yalnızca yem verip yoluna devam etmiyordu.
Onları kaldığı yere götürüyor, iyileşinceye kadar bakıyordu.
Fakat binlerce güvercinin arasında bir tanesi bambaşkaydı.
Beyaz, dişi bir güvercin...
Kanat uçlarında açık gri tüyleri vardı.
Tesla onu diğerlerinden ayırt edebildiğini ve nerede olursa olsun bu güvercinin kendisini bulduğunu anlatıyordu.
Bir keresinde kendisi hastalandığında ve otelinden çıkamadığında, çalışanına verdiği en önemli talimatlardan biri bu beyaz güvercinle ilgiliydi:
Onu beslemeyi unutmayın.
Hatta talimatının doğru anlaşıldığından emin olmak için bunu tekrar ettirdi.
Tesla’nın güvercinle kurduğu bağı yıllar sonra yakın çevresindeki isimlerden John J. O’Neill aktardı.
Tesla, bu beyaz güvercine sıradan bir hayvan sevgisinin çok ötesinde, derin bir duygusal bağla bağlandığını anlatmıştı.
Güvercinin de kendisine aynı şekilde bağlı olduğuna inanıyordu.
Onun için,
“O benim hayatımın neşesiydi.”
diyecek kadar güçlü ifadeler kullanmıştı.
Güvercin hastalandığında Tesla günlerce onunla ilgilendiğini ve iyileşmesi için uğraştığını anlatmıştı.
Sonra bir gece beyaz güvercin odasının açık penceresinden içeri girip masasının üzerine kondu.
Tesla, onun ölmek üzere olduğunu hissettiğini söyledi.
O geceyi anlatırken, güvercinin gözlerinden çok güçlü bir ışık çıktığını gördüğünü de iddia etmişti.
Bunun gerçekten fiziksel bir ışık olduğunu söylemek mümkün değil.
Bu bölüm, Tesla’nın kendi anlatımıdır.
Ama onun için yaşadığı anın anlamı çok büyüktü.
...
Beyaz güvercin öldükten sonra Tesla, hayatından çok önemli bir şeyin de onunla birlikte gittiğini hissettiğini anlattı.
Çalışmalarını tamamlayabileceğine duyduğu inancın bile o olaydan sonra değiştiğini söylemişti.
Bir zamanlar büyük laboratuvarlarda elektrikle dünyayı şaşırtan adam, hayatının ilerleyen yıllarında New York sokaklarında elinde kuş yemiyle yürüyordu.
Ve binlerce insanın yanından fark etmeden geçtiği sıradan bir beyaz güvercin, Nikola Tesla’nın hayatındaki en özel canlılardan biri olmuştu.
Tesla’yı çoğunlukla elektriği, icatları ve çağının ötesindeki fikirleriyle tanıyoruz.
Oysa onun bir başka yüzü daha vardı:
Yaralı küçücük bir kuşu alıp iyileşinceye kadar onunla ilgilenen, güvercinlerin aç kalmaması için başkasına para veren ve bir beyaz güvercinin kaybını yıllarca unutamayan bir adam...
Nikola Tesla’nın pek bilinmeyen hikâyelerinden biri de buydu.