Nietzche, Böyle buyurdu Zerdüşt adlı kitabının birinci bölümünde, “Erkeğin mutluluğu istiyorum, kadının mutluluğu istiyor” sözcüğüyle tanımlanır, der. Yani erkek mutluluğa erdim, kadın mutluluğa erdirdim diye sevinir. Bu da acaba erkeğin daha bencil olduğunun, ben merkezli olduğunun bir göstergesi olabilir mi? Olabilir.
Ömür süresi diye baktığımızda sürekli mutluluk hali olmamalı aslında ki, mutlu olunduğu farkedilebilsin. Bir kavramın, durumun karşıtı olmasa, anlamı ve değeri de olmazdı zaten. Burada sihirli sözcük, “farketme”. Çoğunuzun ömrü “farketmediğimiz” mutlu anlarla kararıyor. Çünkü o anda, ya mutluluk böyle devam etmezse diye kaygılanıyorsunuz. Mutluluk, elde tutulacak bir şey değildir oysa. Hep elde edilmek istenendir. Bir yerden size gelmez. Zaten içinizdedir. Çekip çıkarılmayı bekler. Ama medyanın süslü kuralları, reçeteleriyle dolan kafanız, gönlünüz, bunu engeller. Bir yandan bilirsiniz ki, basittir onu yakalamak. Öte yandan da, ‘yahu bu kadar basitse bu kadar kural niye?’ diye düşünürsünüz. Kadının mutluluğu erkeğe daha çabuk yakalamasının nedeni, ne istediğini net olarak
Belirleyebilmesidir belki de. Belkisi de yok aslında. Erkekler net olamadığı için yitiriyor, çoğu şeyi. Bütün tavukların peşinde koşarken, hepsini kaçırıyorlar. Aslında insanoğlu hiç bir zaman sandığı kadar mutlu veya mutsuz değil. Öğrendikleriyle düşünüyor, kafasındaki tanımla karşılaştırıyor ve mutlu olup olmadığına karar veriyor. Demekki, tüm öğrendiklerinizi ve kalıpları bir yana bıraksanız, şu anda ne kadar kederli olursanız olun, mutluluk haline geçebilirsiniz. Sözgelimi, sağlıklı olduğunuzu düşünerek. Sözgelimi,
düşünebiliyorum ve konuşabiliyorum diyerek. Olayları kafanızda kurcalamayı bırakın, onları değiştiremezsiniz. Ama olaylara ve durumlara bakış açınızı değiştirebilirsiniz sonuçta. O da sizi mutluluk haline götürür doğrudan. Elde etmek istediklerinizin, düşlerinizin hepsi gerçekleşse mutlu olacağınızı da sanmayın.
O zaman da yaşam amacınız kalmaz. Cefasını çekmeden, sefasını süremezsiniz hiç bir şeyin. Zor elde edileni, emek verileni yakalamak, mutluluğun ölçüsünü artırır. Ben böyle diyorum ama,
bir görüşe göre mutluluğa ancak aranmadığı zaman ulaşılırmış.
Yine de sonuç değişmiyor. Farketmezseniz onu, yaşayamıyorsunuz o duyguyu. Sonuçta, kendi mutluluğunuzun mimarı olursanız, başkalarını da mutlu etmenin yolunu bilirsiniz. Eski çağ düşünürlerinden Epiktetos, “Mutluluk, arzuyla birlikte olamaz” demiş. Arzularınızı dizginleyin. Bulunduğunuz an’a şükredin. Her şeyin sizin için hayırlısını dileyin. Bencilliği bırakın. Bireyselliği değil! Düşünceleriniz dağdaki çıplak rüzgarlar kadar özgür, mutluluğunuz okyanuslar kadar engin ve derin olsun.
Çok fena bir kitap..
Şuana kadar en çok etkisi altında kaldığım hususu paylaştım..
Ezberleyene kadar tekrar tekrar okuyasım var..