İnananlar için birkaç çift söz. Doğruları konuşuyorum zannedip yanlış konusmamak lazım. Ortamda ezik hissetmemek icin Kuranı okudum dememek lazım. Kuran bir roman değil. Sayfalari bastan sona okumak demek değil. Derine inmeden, tefsir calismadan, Türkçesini okuyup ayetleri hatirlasak hadi bir nebze eyvallah diyecegim de o da yok. Onun icerisinde bir ilim var ve okudum demekle olmuyor.
Fetih 29: Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir.
Ne anladınız şimdi bundan? Ömrünü bu işlere vakfetmiş alimler bu ayeti sadece fiziksel değil, kalpten gelen bir güzellik olarak da açıklarlar. Bunun bir nur olduğundan bahsederler.
Yüzdeki güzellik tek çeşit değildir. Kimisini Allah görsel olarak güzel yaratmışken, kimisinin yüzüne imanın nuru zahir olur, kimisine abdestin nuru zahir olur, kimisine orucun, kimisine namazın, kimisine sadakanın, kimisine Kuranın, kimisine iyiliğin, kimisine temiz kalbin nuru zahir olur. Adamın yüzüne bakarsın teni bembeyaz ama kötülükten ötürü kapkara gibi görürsün. Kimisine de bakarsın ki siyahi olmasına rağmen adamın yüzü sanki parlıyor. Kabe'de buna çok şahit olunur. Nur insanın yüzünü güzelleştirir. Bilmeden alay edenler dikkat etsinler. Hakikati inkar ettikleri için nasipsiz kalmaya veya cezalandırılmaya şaşırmasınlar.
Hasan-ı Basri hazretlerine teheccüd namazı kılanların yüzleri neden güzel olur diye sorulduğunda Hasan-ı Basri hazretlerinin "çünkü onlar Rahman ile baş başa kaldılar, O da kendi nurundan onların üzerine giydirdi" cevabını verir. Kim kiminle mesai harcarda ondan bir nasip alır. Allah ile meşgul olan Allah'ın nurundan nasiplenir. Hem fiziken, hem ruhen.