Birisi ölüyor, birisi yeni doğmuş.
Birisi gülüyor, birisi yeni ağlamış.
Birisinin gittiği yerden diğeri yeni dönmüş
Birisinin heves ettiği onca şeyi diğeri yeni bitirmiş.
Dünya dönüyor. Aynı noktaya geldiğinde bu yuvarlak şey, içindeki sıra değişiyor sadece.
Her şey birbirinin tekrarı. Değişik bir şey yok. Mülk bile insanların elinde geziyor. Mutluluk bazen birinin kapısında, bazen diğerinin... Yas gibi…
Dünyanın içinde bir imtihan var. Ve değişik şekilleri insanları sınıyor. Bunun çeşidi herkeslerde farklı olabiliyor. Zaten burasının yani dünyanın bir imtihan alanı olduğunu biliyoruz. Buraya gönderiliş amacımız da bu sınavı kazanarak; imtihanın, sıkıntının, dert ve tasının olmadığı yere ulaşmak…
Toprağın altı, üstündekilerin heves ettiği şeyler ile ömrünü geçirenlerle dolu. Tüm bu sorulara teskin edici cevap ise; inanmak.
Burasının geçici bir mekân olduğuna, bir sınav salonu olduğuna inanmak. İnanmak insanı hafifletiyor. Rahatlatıyor. Yoksa bunca soruların, sorunların altından hiçbir cevap kalkamaz. İnanıyor ve sayfayı çeviriyorsun. Sonra karşına çıkan ayeti okuyorsun; inanan ve güzel davranışlarda bulunan, namazlarında sürekli ve devamlı olan, kul hakkı yemeyen, insanların elinden ve dilinden güvende olanların kurtulacağını okuyup; aynısı olma yolunda mücadelene devam ediyorsun. Yorulduğun yerden kalkıp yeniden başlıyorsun. Üzerindeki tozu silkeleyip yeniden…
Birlikte yapamadığın tıkanmalar yaşıyorsun. Tek başına kalmışlığına mazeret aramak değil bu. Ama olmuyor. Dünya denilen imtihan sahasında tek başına kaldığını iliklerine kadar hissediyorsun. Bu sınavı yalnız başına vereceksin. Yüreği güzel dostlarından kopya çekmen, yardım istemen de bir yere kadar. Sonunda tüm savunma ve atakların esas oğlanı sensin. Karşında sürekli atakta bir rakip var; dünya ve sana imtihan olarak düşen kısmı...
Karşıda sen varsın yalnız başına. Hadi bakalım, dayan tüm ataklara. Ellerinden tutup destek aradıklarının, ellerini bırakıp kendi dertlerine düştüklerini geç olmadan görebilmiş isen şanslısın. Ona göre alıyorsun gardını.
Yalnızsın. Bu kaybetme sebebin de olabilir, seni güçlü yapan sebebin de.
Kazanmaktan başka yolun yok ama. Yolda kalmak yok. Dizlerinin üstüne de düşsen, dimdik durabilmelisin. Ellerin zaten hep üzerinde; sürekli tozlarını temizliyorsun. Birikirse gücün yetmez çünkü. Birikirse altında kalırsın yükünün.
Yolda kalmak üzer çünkü seni. Hazırlıksız yakalanmak seni çok üzer. "Yeniden Başlayanların Yardımcısı" tek moral kaynağın, bu yoldaki tek desteğin. Ona güveniyorsun. Biliyorsun; seni seviyor…
Üzerine sürekli geceler, karanlıklar, ağırlıklar biniyor. Sonra bir bakıyorsun güneş doğmuş. Aydınlık gelmiş yeniden. Haydi, yeniden diyorsun ona bakarak. Yeniden, bir daha... Teslim olmak yok çünkü. Kaybetmek yok…
Mehmet Deveci