Kırmızının Uyumu

  • Kullanıcı aRMiNa
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Roman ve Hikayeler
FORUMSAL.NET YENİDEN ERİŞİME AÇILDI ForumSAL · Bilgilendirme

Yaşanan süreçte sabır gösteren ve yanımızda olan tüm üyelerimize teşekkür ederiz. Alternatif adreslerimiz üzerinden de bize ulaşabilirsiniz.

Alternatif erişim adreslerimiz
⚪ Konu yazarı en son 2754 gün önce aktifti

Yüksek ökçeli kırmızı rugan ayakkabılarıyla karanlığı delercesine yürüyordu kızıl saçlı kadın.
​
​

Omzunda taşıdığı ucuz mal çantasına sıkı sıkı sarılmıştı, kuvvet alırcasına.​

İlerliyordu sonu gelmez yolda bir yerlere yetişme çabasında…​

Soğuk esen rüzgâr uçururken saçlarını, ürperdiğini hissetti kadın.​

Üşüyordu… Şaşırdı! Hiç bir mevsim etkilemezdi onu.​

Issız bir parkta bir banka oturdu kadın. Kırmızı rugan ayakkabıları ilişti gözüne. Acı bir tebessümle irkildi yerinden.​

Çocukluğundan beri âşıktı kırmızı rugan ayakkabılara.​

O zamanlar daha küçüktü ayak numarası ve daha topuksuzdu ayakkabıları... Büyüdüğünde de bunların çok yüksek ökçeliklerini giyeceğini düşünür, hevesle bir an önce büyümeyi isterdi.​

Hiç görmediği annesi canlandı gözünde flu bir şekilde. Nasıl da severdi hiç olmayan annesini.​

Kendi içinde yaratmıştı o anne objesini.​

Hiç olmamıştı düştüğünde onu yerden kaldırıp, acıyan yerlerini öpen.​

Seviyordu yinede de anne kelimesini derinden…​

Yanında aniden duran aracın acı fren sesiyle irkildi daldığı yerden kadın.​

Bir adam “hey baksana güzelim!” diyordu laubali bir şekilde arkasından.​

Kalktı kızıl saçlı kadın umursamadan devam etti yoluna…​

Kaldırımda ilerlerken profilden gördü kendini bir mağazanın camekânında​

Sırtına dağılmış saçları kapatıyordu çıplaklığını. Keşke tüm bedenini kapatabilseydi o ateş kızılı saçları…​

14.caddede ilerliyordu. Büyük saat kulesi takıldı gözüne çoktan gece yarısını vurmuştu kulenin çanları.​

Sevmiyordu geceleri hiçbir zamanda sevmemişti. Geceler bitirmişti bütün hayallerini.​

Yetimhane, üvey aile ve gecelerde geçen 30 senenin hesabını soruyordu kadın.​

Yanağında bir ıslaklık fark etti ağlıyordu. Şaşırdı;​

Hâlbuki çoktan taşlaşmıştı ruhu, bedeni, yüreği…​

Üşümez ağlamaz hislenmezdi.​

Peki, n’oluyordu bu gece? Bu gecenin farkı ne? “Bu gece farklı” dedi kendi kendine…​

Kaç ter kokusu kaç ten kokusu sinmişti bedenine. Kaç el kirletmişti yüreğini gecelerde…​

Ağlıyordu kadın… Çocukluğuna, geçmişine ve hiç olmayacak geleceğine ağlıyordu…​

Makyajı akmış göz çevresi korkunç bir koyu kara olmuştu. 20 senedir ilk defa ağlıyordu.​

İlerledi kadın…​

Sokak serserileri köşedeki meyhanenin camlarını indiriyorlardı.​

Gülümseyerek geçti yanlarından. Eğildi bir parça cam aldı eline​

Devam etti yoluna...​

Bileğinden parmak ucuna süzülen kırmızı sıvı lekeliyordu geçtiği yolları…​

Kızıl saçlar, kırmızı ayakkabılar, kırmızı kan…​

Güzel bir uyum oluşturuyorlar​

Bu gece sonu gelmez denilen yollarda kırmızı rugan ayakkabılı, kızıl saçlı kadın hayat yolunu tamamlamıştı…​

Ve daha 30 yaşındaydı...​
 
Geri