-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.735
-
- Tepkime puanı
- 3.996
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Sanat dünyasında bazı oyuncular vardır; bir karakteri yalnızca canlandırmakla yetinmez, onun dünyasını anlamaya çalışırlar. Anne Bancroft'un Annie Sullivan rolü de bunun en güçlü örneklerinden biri oldu.
1959 yılında Broadway'de sahnelenmeye başlayan The Miracle Worker, yazar William Gibson'ın Helen Keller ile öğretmeni Anne Sullivan'ın gerçek hikâyesinden hareketle kaleme aldığı bir oyundu.
Anne Bancroft, görme engelli çocukların eğitimini daha iyi anlayabilmek ve Annie Sullivan'ın dünyasına yaklaşabilmek için rolüne ciddi biçimde hazırlandı. Ancak bugün internette anlatılan bazı hikâyelerin aksine, Bancroft'un haftalar boyunca gözleri bağlı yaşadığı, bir körler kampında günler geçirdiği veya orada yaşlı bir adamdan hayatını değiştiren sözler duyduğu gibi ayrıntıları doğrulayan güvenilir kaynaklar bulunmuyor.
Gerçek hikâye zaten bunlara ihtiyaç duymayacak kadar güçlüydü.
Bancroft'un karşısında henüz çocuk yaşta olan Patty Duke vardı. Duke, küçük yaşta geçirdiği bir hastalık sonucunda hem görme hem de işitme yetisini kaybeden Helen Keller'ı canlandırıyordu.
Oyunun en çarpıcı bölümlerinden biri yemek masası sahnesiydi. Annie, Helen'e yemek masasında belirli davranışları öğretmeye çalışırken ikisi arasında son derece fiziksel bir mücadele yaşanıyordu. Bancroft ve Duke'un sahnedeki performansları, oyunun en unutulmaz bölümlerinden biri hâline geldi.
Fakat hikâyenin asıl kırılma noktası başka bir yerdeydi.
Su pompasının başında.
Annie Sullivan uzun zamandır Helen'in avucuna parmak alfabesiyle kelimeler yazıyordu. Helen ise bu hareketleri taklit edebiliyor fakat onların nesneleri temsil eden kelimeler olduğunu henüz kavrayamıyordu.
Bir gün Annie, Helen'in elini akan suyun altına tuttu ve diğer avucuna tekrar tekrar:
W-A-T-E-R
harflerini yazdı.
Ve Helen bir anda bağlantıyı kurdu.
Avucundaki işaretlerin, elinden akan o serin şeyin bir adı olduğunu anladı.
Bu nedenle hikâyenin bazı anlatımlarında söylendiği gibi Helen o anda sesli olarak “su” demedi. Yaşanan asıl mucize, dilin ne olduğunu kavramasıydı.
Helen hemen çevresindeki diğer nesnelerin isimlerini öğrenmek istemeye başladı. Dünya değişmemişti; fakat artık onun dünyaya ulaşabileceği bir kapı açılmıştı.
Anne Bancroft ile Patty Duke'un Broadway'deki performansları büyük başarı kazandı. Bancroft, Annie Sullivan rolüyle 1960 Tony Ödülü'nü, Patty Duke ise aynı yapımdaki performansıyla Theatre World Award kazandı.
Hikâye daha sonra sinemaya taşındı.
1962 yılında gösterime giren The Miracle Worker filminde Bancroft yeniden Annie Sullivan'ı, Patty Duke ise Helen Keller'ı canlandırdı.
Film de büyük başarı elde etti.
Anne Bancroft performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü, Patty Duke ise henüz 16 yaşındayken En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandı.
Fakat hikâyenin en değerli tarafı ödüllerden çok daha büyüktü.
Annie Sullivan'ın Helen Keller'a verdiği şey yalnızca kelimeler değildi. Ona, dış dünyayla iletişim kurabileceği bir yol göstermişti.
Helen Keller daha sonra eğitimine devam etti, üniversiteden mezun oldu; yazar, konuşmacı ve aktivist olarak uluslararası çapta tanınan bir isim hâline geldi.

1959 yılında Broadway'de sahnelenmeye başlayan The Miracle Worker, yazar William Gibson'ın Helen Keller ile öğretmeni Anne Sullivan'ın gerçek hikâyesinden hareketle kaleme aldığı bir oyundu.
Anne Bancroft, görme engelli çocukların eğitimini daha iyi anlayabilmek ve Annie Sullivan'ın dünyasına yaklaşabilmek için rolüne ciddi biçimde hazırlandı. Ancak bugün internette anlatılan bazı hikâyelerin aksine, Bancroft'un haftalar boyunca gözleri bağlı yaşadığı, bir körler kampında günler geçirdiği veya orada yaşlı bir adamdan hayatını değiştiren sözler duyduğu gibi ayrıntıları doğrulayan güvenilir kaynaklar bulunmuyor.
Gerçek hikâye zaten bunlara ihtiyaç duymayacak kadar güçlüydü.
Bancroft'un karşısında henüz çocuk yaşta olan Patty Duke vardı. Duke, küçük yaşta geçirdiği bir hastalık sonucunda hem görme hem de işitme yetisini kaybeden Helen Keller'ı canlandırıyordu.
Oyunun en çarpıcı bölümlerinden biri yemek masası sahnesiydi. Annie, Helen'e yemek masasında belirli davranışları öğretmeye çalışırken ikisi arasında son derece fiziksel bir mücadele yaşanıyordu. Bancroft ve Duke'un sahnedeki performansları, oyunun en unutulmaz bölümlerinden biri hâline geldi.
Fakat hikâyenin asıl kırılma noktası başka bir yerdeydi.
Su pompasının başında.
Annie Sullivan uzun zamandır Helen'in avucuna parmak alfabesiyle kelimeler yazıyordu. Helen ise bu hareketleri taklit edebiliyor fakat onların nesneleri temsil eden kelimeler olduğunu henüz kavrayamıyordu.
Bir gün Annie, Helen'in elini akan suyun altına tuttu ve diğer avucuna tekrar tekrar:
W-A-T-E-R
harflerini yazdı.
Ve Helen bir anda bağlantıyı kurdu.
Avucundaki işaretlerin, elinden akan o serin şeyin bir adı olduğunu anladı.
Bu nedenle hikâyenin bazı anlatımlarında söylendiği gibi Helen o anda sesli olarak “su” demedi. Yaşanan asıl mucize, dilin ne olduğunu kavramasıydı.
Helen hemen çevresindeki diğer nesnelerin isimlerini öğrenmek istemeye başladı. Dünya değişmemişti; fakat artık onun dünyaya ulaşabileceği bir kapı açılmıştı.
Anne Bancroft ile Patty Duke'un Broadway'deki performansları büyük başarı kazandı. Bancroft, Annie Sullivan rolüyle 1960 Tony Ödülü'nü, Patty Duke ise aynı yapımdaki performansıyla Theatre World Award kazandı.
Hikâye daha sonra sinemaya taşındı.
1962 yılında gösterime giren The Miracle Worker filminde Bancroft yeniden Annie Sullivan'ı, Patty Duke ise Helen Keller'ı canlandırdı.
Film de büyük başarı elde etti.
Anne Bancroft performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü, Patty Duke ise henüz 16 yaşındayken En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü kazandı.
Fakat hikâyenin en değerli tarafı ödüllerden çok daha büyüktü.
Annie Sullivan'ın Helen Keller'a verdiği şey yalnızca kelimeler değildi. Ona, dış dünyayla iletişim kurabileceği bir yol göstermişti.
Helen Keller daha sonra eğitimine devam etti, üniversiteden mezun oldu; yazar, konuşmacı ve aktivist olarak uluslararası çapta tanınan bir isim hâline geldi.
