-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.787
-
- Tepkime puanı
- 4.071
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Farkında mısınız, insanlar gittikçe hissizleşiyor; duygularını kaybettikçe hiçleşiyorlar.
Bir toplumda cahillik özgüven, kibir güç, nezaket ise zayıflık sanılmaya başlanmışsa, orada sorun yalnızca insanların değişmesi değildir. Değerler sistemi çözülmeye başlamıştır.
Artık çok konuşan, çok bilen sanılıyor.
Bağıran, haklı kabul ediliyor.
Hakaret eden, güçlü zannediliyor.
İnsanları küçümseyen, “özgüvenli” olarak pazarlanıyor.
Toplum içindeki ahlaksızlık ve erotizm ise cesaret olarak sunuluyor.
Oysa psikolojide saldırganlık ile özgüven aynı şey değildir.
Cehalet ile cesaret aynı şey değildir.
Narsisistik gösteriş ile gerçek özsaygı hiç değildir.
Gerçekten bilgili insan, bildiklerinin sınırını bilir.
Gerçekten güçlü insan, gücünü başkasını ezmek için kullanmaz.
Gerçekten özgüvenli insan, kendini kanıtlamak için herkesi küçültmek zorunda kalmaz.
Ve gerçekten iyi insan…
İyiliğini karşılığını alacağı için değil, karakterinin bir parçası olduğu için yapar.
Bugün algoritmalar öfkeyi ödüllendiriyor olabilir. Kalabalıklar provokasyona daha hızlı tepki veriyor olabilir. Ama gürültünün fazla olması, hakikatin değiştiği anlamına gelmez.
Çünkü bir insanın değeri, kaç kişinin onu alkışladığıyla ölçülmez.
Karakter, alkış yokken de doğruyu yapabilmektir.
Ahlak, kimse görmezken de sınırını bilmektir.
Bilgelik, her bildiğini söylemek değil, neyin söylenmeye değer olduğunu bilmektir.
İnsanlık ise sana kötülük yapanların seviyesine inmeden kendin olarak kalabilmektir.
Bu yüzden sessiz insanları küçümsemeyin. Bazıları susuyor çünkü söyleyecek sözü yok. Ama bazıları da susuyor çünkü seviyesini koruyacak kadar olgun.
Ve unutmayın:
Her yüksek ses güçlü değildir.
Her sessizlik zayıflık değildir.
Her alkış başarı değildir.
Her yalnızlık kayıp değildir.
İnsan kalabilmek, kimi zaman kalabalığa benzememeyi göze almaktır.
Ve bugün en büyük devrim belki de budur:
Bilgili kalmak.
Dürüst kalmak.
Merhametli kalmak.
Ve bütün bu değerlerin küçümsendiği bir dünyada, insanlığını kaybetmemek.

Bir toplumda cahillik özgüven, kibir güç, nezaket ise zayıflık sanılmaya başlanmışsa, orada sorun yalnızca insanların değişmesi değildir. Değerler sistemi çözülmeye başlamıştır.
Artık çok konuşan, çok bilen sanılıyor.
Bağıran, haklı kabul ediliyor.
Hakaret eden, güçlü zannediliyor.
İnsanları küçümseyen, “özgüvenli” olarak pazarlanıyor.
Toplum içindeki ahlaksızlık ve erotizm ise cesaret olarak sunuluyor.
Oysa psikolojide saldırganlık ile özgüven aynı şey değildir.
Cehalet ile cesaret aynı şey değildir.
Narsisistik gösteriş ile gerçek özsaygı hiç değildir.
Gerçekten bilgili insan, bildiklerinin sınırını bilir.
Gerçekten güçlü insan, gücünü başkasını ezmek için kullanmaz.
Gerçekten özgüvenli insan, kendini kanıtlamak için herkesi küçültmek zorunda kalmaz.
Ve gerçekten iyi insan…
İyiliğini karşılığını alacağı için değil, karakterinin bir parçası olduğu için yapar.
Bugün algoritmalar öfkeyi ödüllendiriyor olabilir. Kalabalıklar provokasyona daha hızlı tepki veriyor olabilir. Ama gürültünün fazla olması, hakikatin değiştiği anlamına gelmez.
Çünkü bir insanın değeri, kaç kişinin onu alkışladığıyla ölçülmez.
Karakter, alkış yokken de doğruyu yapabilmektir.
Ahlak, kimse görmezken de sınırını bilmektir.
Bilgelik, her bildiğini söylemek değil, neyin söylenmeye değer olduğunu bilmektir.
İnsanlık ise sana kötülük yapanların seviyesine inmeden kendin olarak kalabilmektir.
Bu yüzden sessiz insanları küçümsemeyin. Bazıları susuyor çünkü söyleyecek sözü yok. Ama bazıları da susuyor çünkü seviyesini koruyacak kadar olgun.
Ve unutmayın:
Her yüksek ses güçlü değildir.
Her sessizlik zayıflık değildir.
Her alkış başarı değildir.
Her yalnızlık kayıp değildir.
İnsan kalabilmek, kimi zaman kalabalığa benzememeyi göze almaktır.
Ve bugün en büyük devrim belki de budur:
Bilgili kalmak.
Dürüst kalmak.
Merhametli kalmak.
Ve bütün bu değerlerin küçümsendiği bir dünyada, insanlığını kaybetmemek.
