Sağcılarla sağcılık yarıştırmanın ve Akp'den sonraki Akp olma çabasının bir bedeli olacaktı ve oldu. Akşener'in bugünkü açıklamalarını tekrar dinledim. Bu sözleri harfi harfine söylemesi gereken kişi Akşener değil, Kılıçdaroğlu olmalıydı. Kılıçdaroğlu, Akp eskileri için, soft milliyetçiler için hep kendinden ve partisini var eden fikirlerden taviz verdi. Sırf kendi adaylığı meşruiyet kazansın diye aylarca masa müsameresi izletti. En başından şu işlere girişmeyip oyun kuruculuğu bırakmamalıydı. Aylarca sırf adaylık ihtimaline zeval gelmesin diye kurduğu masanın unsurlarının kendisine ve en önemlisi seçmenine parmak sallamalarına göz yumdu. Daha ilk anda o İslamcı eskilerini kapı dışarı etmeyip bu senaryonun gerçekleşmesine kendisi ön ayak oldu.
Bugün herkesin bir kahinmişçesine tahmin ettiklerini iddia ettikleri gibi İyi Parti'den böyle bir çıkış zaten bekleniyordu. İmamoğlu'nun dava sürecinde bu fitil ateşlenmiş ve masa o tarihte fikren dağılmıştı. Akşener'in o tarihten bugüne kadar neden beklediği ayrı bir tartışmanın konusu. Ya yeni bir ittifak ihtimali ya da artık sürecin yönetilemez noktaya gelişi bu kararı verdirdi. Bilemiyorum ama Akşener'in yaptığının açıklanabilir veya savunabilir tarafı yok. İttifaktan ayrılması sorun değil, bu üslup ve tarihte olması çok büyük problem. Bu resmen seçmene ihanettir. 2 yıl boyunca anlamsız bir masa müsameresi izlettiler bize. İnsanlar umutlandı, umutları kayboldu ve ardından birtakım olaylar gelişti ve yeniden ümitler yeşerdi. Bugün birçok insan tekrar bir karanlığa düştü. Ben artık iki ayağıyla mezara girmiş insanların ihtiraslarının kurbanı olmak istemiyorum. Knedi konfor alanlarında hiçbir sorumluluk üstlenmeyen bu tiplerin genç nesillerin duygularıyla bir oyuncak gibi oynamalarını kaldıramıyorum. En güçlü aday Kılıçdaroğlu olacaksa bundan sonra onun etrafında kenetleneceğiz ama olası bir mağlubiyette bu insanların konfor alanına kaçıp halka sallamalarına da müsade etmeyip yakalarına yapışacağız.