-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.756
-
- Tepkime puanı
- 4.032
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Bolşevik Devrimi’nden kaçan Ruslar Mahmutpaşa’da seyyar satıcılık yapıyor. Bu cümle doğru. Ama eksik.
1917’de rejim değişti. Asıl büyük göç dalgası ise 1920 Kasım’ında geldi. Kırım düşünce Wrangel Ordusu ve siviller 126 gemiyle bölgeden tahliye edildi. Yaklaşık 145–150 bin kişi. Büyük kısmının yolu işgal altındaki İstanbul’a düştü.
Şehrin nüfusu bir anda şişti. Prens de vardı, Kazak asker de, öğretmen de. Çoğu “birkaç ay kalır, evime dönerim” sandı. Dönemediler.
Para bitince unvan da bitti. Kimi çiçek sattı, kimi gazete, kimi küçük eşyalar. İstanbul sokaklarında eski subayların, soyluların ve eğitimli insanların işportacılık yaptığı bile görülüyordu.
Çiçek satan Rus kadınlarının Beyoğlu’nda bıraktığı iz ise Çiçek Pasajı’nın tarihine kadar uzandı. Cité de Péra olarak bilinen pasajın “Çiçek Pasajı” adını almasında Beyaz Rus çiçekçi kadınların etkili olduğuna dair dönemin anlatıları vardır.
Hepsi seyyar kalmadı. Beyoğlu’nda Rejans, Turkuaz, Maxim gibi lokanta ve eğlence yerleri açıldı. Rus mutfağı ve eğlence kültürü de İstanbul hayatında iz bıraktı. Erkekli kadınlı plajlar, tombala, pastaneler ve İstanbul argosuna giren “Haraşo” sözü o dönemin hatıraları arasındaydı.
Rejans’ta kasiyerin Petersburg’da matematik profesörü olduğu anlatılır. Ne kadarının gerçek, ne kadarının zamanla efsaneye dönüştüğünü bilmek zor. Ama tablonun kendisi gerçekti: Rusya’nın eğitimli ve üst sınıflarından insanlar İstanbul’da geçinebilmek için bambaşka işler yapmak zorunda kalmıştı.
1926 bu fotoğrafın yılına aitse, ilk büyük göç dalgası çoktan dağılmaya başlamış demektir. Paris, Belgrad, Sofya, New York... Beyaz Ruslar dünyanın farklı yerlerine dağıldılar. İstanbul onlar için çoğunlukla kalıcı bir yuva değil, sürgünün ilk durağı oldu.
Bugün İstanbul’da o büyük göçten geriye çok daha az görünür iz kaldı. Rus mutfağından ve şehir hayatından kalan etkiler, bazı yapılar, kiliseler ve bir gün evlerine döneceklerini sanarak İstanbul’a gelen insanların yavaş yavaş unutulan hatıraları...
1917’de rejim değişti. Asıl büyük göç dalgası ise 1920 Kasım’ında geldi. Kırım düşünce Wrangel Ordusu ve siviller 126 gemiyle bölgeden tahliye edildi. Yaklaşık 145–150 bin kişi. Büyük kısmının yolu işgal altındaki İstanbul’a düştü.
Şehrin nüfusu bir anda şişti. Prens de vardı, Kazak asker de, öğretmen de. Çoğu “birkaç ay kalır, evime dönerim” sandı. Dönemediler.
Para bitince unvan da bitti. Kimi çiçek sattı, kimi gazete, kimi küçük eşyalar. İstanbul sokaklarında eski subayların, soyluların ve eğitimli insanların işportacılık yaptığı bile görülüyordu.
Çiçek satan Rus kadınlarının Beyoğlu’nda bıraktığı iz ise Çiçek Pasajı’nın tarihine kadar uzandı. Cité de Péra olarak bilinen pasajın “Çiçek Pasajı” adını almasında Beyaz Rus çiçekçi kadınların etkili olduğuna dair dönemin anlatıları vardır.
Hepsi seyyar kalmadı. Beyoğlu’nda Rejans, Turkuaz, Maxim gibi lokanta ve eğlence yerleri açıldı. Rus mutfağı ve eğlence kültürü de İstanbul hayatında iz bıraktı. Erkekli kadınlı plajlar, tombala, pastaneler ve İstanbul argosuna giren “Haraşo” sözü o dönemin hatıraları arasındaydı.
Rejans’ta kasiyerin Petersburg’da matematik profesörü olduğu anlatılır. Ne kadarının gerçek, ne kadarının zamanla efsaneye dönüştüğünü bilmek zor. Ama tablonun kendisi gerçekti: Rusya’nın eğitimli ve üst sınıflarından insanlar İstanbul’da geçinebilmek için bambaşka işler yapmak zorunda kalmıştı.
1926 bu fotoğrafın yılına aitse, ilk büyük göç dalgası çoktan dağılmaya başlamış demektir. Paris, Belgrad, Sofya, New York... Beyaz Ruslar dünyanın farklı yerlerine dağıldılar. İstanbul onlar için çoğunlukla kalıcı bir yuva değil, sürgünün ilk durağı oldu.
Bugün İstanbul’da o büyük göçten geriye çok daha az görünür iz kaldı. Rus mutfağından ve şehir hayatından kalan etkiler, bazı yapılar, kiliseler ve bir gün evlerine döneceklerini sanarak İstanbul’a gelen insanların yavaş yavaş unutulan hatıraları...