-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.827
-
- Tepkime puanı
- 4.126
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Nietzsche, insanın yarasına merhem sürmez. Yarayı gösterir. Üzerini örten ne varsa kaldırır ve insanı, kaçtığı hakikatle aynı odada yalnız bırakır.
Onun felsefesinde hayat, huzura ulaşılması gereken uzun bir yol değildir. Acısıyla, kaybıyla, yenilgisiyle, haksızlığıyla birlikte üstlenilmesi gereken bir varoluştur. Yaşamak, başına gelenlerden korunmak değil; onların karşısında neye dönüşeceğine karar vermektir.
Nietzsche’nin insanı kaderinden merhamet dilenmez. Geçmişini inkâr etmez, yaralarını kutsamaz, acısını da kimliğe dönüştürmez. Yaşadıklarını kendi iradesinin ateşine atar; işe yaramayanı yakar, kalanı yeniden biçimlendirir.
“Güç istenci” tam da burada belirir.
Bu güç, bir başkasının üzerinde yükselmekten çok insanın kendi üzerine çıkabilmesidir. Korkusuna hükmetmesi, alışkanlıklarını kırması, kendisine çizilmiş sınırları sorgulaması ve gerektiğinde dün inandığı insanı dahi geride bırakabilmesidir.
Nietzsche’nin gözünde insan tamamlanmış bir varlık değildir. İnsan, aşılması gereken bir geçittir. Kendisiyle yetindiği anda durur; kendisini aşmaya başladığı anda yaratır.
Francis Bacon yüzyıllar önce “Bilgi güçtür” demişti. Nietzsche’nin dünyasında ise bilmek tek başına yetmez. İnsan hakikati öğrenebilir, dünyayı çözebilir, yüzlerce kitabın bilgisine sahip olabilir; yine de kendi korkularının esiri olarak yaşayabilir.
Asıl mesele, bildiğin şeyle ne yaptığındır.
Dünyaya hâkim olmadan önce kendi karanlığına inebilmek, yenilgiden sonra ayağa kalkmak değil, ayağa kalkan insanın artık eskisi olmamasıdır.
Nietzsche’nin insana bıraktığı en sert düşüncelerden biri de burada saklıdır:
Hayat seni kırabilir.
Fakat son şeklini ona vermek zorunda değilsin.
Onun felsefesinde hayat, huzura ulaşılması gereken uzun bir yol değildir. Acısıyla, kaybıyla, yenilgisiyle, haksızlığıyla birlikte üstlenilmesi gereken bir varoluştur. Yaşamak, başına gelenlerden korunmak değil; onların karşısında neye dönüşeceğine karar vermektir.
Nietzsche’nin insanı kaderinden merhamet dilenmez. Geçmişini inkâr etmez, yaralarını kutsamaz, acısını da kimliğe dönüştürmez. Yaşadıklarını kendi iradesinin ateşine atar; işe yaramayanı yakar, kalanı yeniden biçimlendirir.
“Güç istenci” tam da burada belirir.
Bu güç, bir başkasının üzerinde yükselmekten çok insanın kendi üzerine çıkabilmesidir. Korkusuna hükmetmesi, alışkanlıklarını kırması, kendisine çizilmiş sınırları sorgulaması ve gerektiğinde dün inandığı insanı dahi geride bırakabilmesidir.
Nietzsche’nin gözünde insan tamamlanmış bir varlık değildir. İnsan, aşılması gereken bir geçittir. Kendisiyle yetindiği anda durur; kendisini aşmaya başladığı anda yaratır.
Francis Bacon yüzyıllar önce “Bilgi güçtür” demişti. Nietzsche’nin dünyasında ise bilmek tek başına yetmez. İnsan hakikati öğrenebilir, dünyayı çözebilir, yüzlerce kitabın bilgisine sahip olabilir; yine de kendi korkularının esiri olarak yaşayabilir.
Asıl mesele, bildiğin şeyle ne yaptığındır.
Dünyaya hâkim olmadan önce kendi karanlığına inebilmek, yenilgiden sonra ayağa kalkmak değil, ayağa kalkan insanın artık eskisi olmamasıdır.
Nietzsche’nin insana bıraktığı en sert düşüncelerden biri de burada saklıdır:
Hayat seni kırabilir.
Fakat son şeklini ona vermek zorunda değilsin.