-
- Katılım
- 13 Ağustos 2023
-
- Mesajlar
- 2.772
-
- Tepkime puanı
- 4.066
-
- ForumSAL Yaşı:
- 3 yıl 2 ay
- Kıdem:
- Yerleşik Üye
-
- Konum
- Germany
Bu yazıyı paylaşırken şunu da söylemek isterim: ben kendimi hiçbir zaman tam anlamıyla “gurbetçi” olarak görmedim. Babam Almanya’da doğmuş. Benim aidiyet meselesine hiç girmeyelim, orası biraz karışık. 
Yine de gurbetçiliğin ne demek olduğunu anlayabiliyorum. Çünkü hayatım boyunca bu duyguyu yaşayan insanların arasında oldum; anlattıklarını dinledim, özlemlerine, arada kalmışlıklarına, iki ülkeye de başka türlü bağlanmalarına yakından şahit oldum.
Bu yaziyi paylasmak istedim ..
****
Türkiye'de alım gücü, Almanya'da yalnızlık. İkisine birden sahip olan tanıdığım yok.
Bu cümleyi ilk defa bir arkadaşımdan duydum. O günden beri aklımdan çıkmıyor.
Çünkü gurbetçiliğin en dürüst özeti bu.
TÜRKİYE'DE NEYİN VARDI
Akşam biri kapıyı çalardı. Habersiz. "Geçiyorduk, uğradık."
Hastalandığında birileri gelirdi. Çocuğun okuldan çıkarken alacak birileri olurdu. Bir sıkıntın olduğunda arayacağın on numara vardı ve hepsi açardı.
Sofrada hiç kimse "ben bunu yemem" demezdi, çünkü herkes aynı şeyi yerdi.
Ama ay sonu gelirdi ve hesap tutmazdı. Çalışırdın, çalışırdın, biriktiremezdin.
ALMANYA'DA NEYİN VAR
Ay sonunu getiriyorsun. Çocuğun okulunda eksik bir şey olmuyor. Hastalandığında tedavi oluyorsun. Yarın ne olacağını az çok biliyorsun.
Ve akşam evine geliyorsun. Kapı çalmıyor.
Hafta sonu geliyor, planın yok. Bayram geliyor, sadece telefonda kutlanıyor. Bir sıkıntın olduğunda arayacağın numara var ama üç saat uzakta ve onun da işi var.
Kimse kötü değil. Sadece herkes kendi hayatında.
VE ASIL ZOR OLAN ŞEY
Bu yalnızlığı kimseye anlatamıyorsun.
Türkiye'dekilere anlatsan, "gidenin yanında ağlanmaz" derler. Sen istedin, sen gittin.
Buradakilere anlatsan, herkes aynı şeyi yaşadığı için kimse şaşırmıyor. "Alışırsın" diyorlar.
Bir şey alışılıyorsa, yok olmuyor demektir. Sadece sesi kısılıyor.
PEKİ HANGİSİ DOĞRU TERCİH?
Bilmiyorum. Ve bunu söyleyen herkesten şüphe ediyorum.
"Kesinlikle gelin" diyen de yalan söylüyor, "sakın gelmeyin" diyen de. Çünkü bu bir hesap değil, bir takas.
Neyi vermeye razı olduğun, neyi almak istediğine bağlı.
Bazıları için çocuğunun geleceği her şeye değer. Bazıları için annesinin elini tutmak, her maaştan değerli.
İkisi de doğru. Yanlış olan tek şey, takas yaptığını bilmeden gelmek.
BEN NE YAPIYORUM?
Kayıp tarafını inkâr etmemeye çalışıyorum. "Ben çok mutluyum, her şey harika" demek kolay ama sahte.
Ve yalnızlığın kaderim olmadığını kabul etmeye çalışıyorum. Burada da bir çevre kurulabilir — ama Türkiye'deki gibi kendiliğinden olmuyor. Emek istiyor. Aramak, davet etmek, ilk adımı atmak gerekiyor.
Bunu yapmayan, gerçekten yalnız kalıyor.
- ALINTI -

Yine de gurbetçiliğin ne demek olduğunu anlayabiliyorum. Çünkü hayatım boyunca bu duyguyu yaşayan insanların arasında oldum; anlattıklarını dinledim, özlemlerine, arada kalmışlıklarına, iki ülkeye de başka türlü bağlanmalarına yakından şahit oldum.
Bu yaziyi paylasmak istedim ..
****
Türkiye'de alım gücü, Almanya'da yalnızlık. İkisine birden sahip olan tanıdığım yok.
Bu cümleyi ilk defa bir arkadaşımdan duydum. O günden beri aklımdan çıkmıyor.
Çünkü gurbetçiliğin en dürüst özeti bu.
TÜRKİYE'DE NEYİN VARDI
Akşam biri kapıyı çalardı. Habersiz. "Geçiyorduk, uğradık."
Hastalandığında birileri gelirdi. Çocuğun okuldan çıkarken alacak birileri olurdu. Bir sıkıntın olduğunda arayacağın on numara vardı ve hepsi açardı.
Sofrada hiç kimse "ben bunu yemem" demezdi, çünkü herkes aynı şeyi yerdi.
Ama ay sonu gelirdi ve hesap tutmazdı. Çalışırdın, çalışırdın, biriktiremezdin.
ALMANYA'DA NEYİN VAR
Ay sonunu getiriyorsun. Çocuğun okulunda eksik bir şey olmuyor. Hastalandığında tedavi oluyorsun. Yarın ne olacağını az çok biliyorsun.
Ve akşam evine geliyorsun. Kapı çalmıyor.
Hafta sonu geliyor, planın yok. Bayram geliyor, sadece telefonda kutlanıyor. Bir sıkıntın olduğunda arayacağın numara var ama üç saat uzakta ve onun da işi var.
Kimse kötü değil. Sadece herkes kendi hayatında.
VE ASIL ZOR OLAN ŞEY
Bu yalnızlığı kimseye anlatamıyorsun.
Türkiye'dekilere anlatsan, "gidenin yanında ağlanmaz" derler. Sen istedin, sen gittin.
Buradakilere anlatsan, herkes aynı şeyi yaşadığı için kimse şaşırmıyor. "Alışırsın" diyorlar.
Bir şey alışılıyorsa, yok olmuyor demektir. Sadece sesi kısılıyor.
PEKİ HANGİSİ DOĞRU TERCİH?
Bilmiyorum. Ve bunu söyleyen herkesten şüphe ediyorum.
"Kesinlikle gelin" diyen de yalan söylüyor, "sakın gelmeyin" diyen de. Çünkü bu bir hesap değil, bir takas.
Neyi vermeye razı olduğun, neyi almak istediğine bağlı.
Bazıları için çocuğunun geleceği her şeye değer. Bazıları için annesinin elini tutmak, her maaştan değerli.
İkisi de doğru. Yanlış olan tek şey, takas yaptığını bilmeden gelmek.
BEN NE YAPIYORUM?
Kayıp tarafını inkâr etmemeye çalışıyorum. "Ben çok mutluyum, her şey harika" demek kolay ama sahte.
Ve yalnızlığın kaderim olmadığını kabul etmeye çalışıyorum. Burada da bir çevre kurulabilir — ama Türkiye'deki gibi kendiliğinden olmuyor. Emek istiyor. Aramak, davet etmek, ilk adımı atmak gerekiyor.
Bunu yapmayan, gerçekten yalnız kalıyor.
- ALINTI -
