İçinden Geçeni Söyle

⚪ Konu yazarı en son 6 gün önce aktifti
Erimiş tereyağı kokusu... Hele formülizasyonu bana ait bir tereyağı ise :emoji_smirk:
 
40 dkdır kulağımda sigarayla inşaat ustası gibi toz alıyorum bitti şükür işlerim ^93
 
Rüyamda sürekli üniversitedeki sevdiğim bir hocamı görüyorum. Hayır olsun…
 
Endonezyalilar Merve Kavakci'nin kiziyla obsesif olmus galiba :d ama yakistirdiklari kisi ile yakisiyorlar.
 
Niyet okuyuculuğu sevmem ama çok belli ediyorlar kendilerini. Açık açık desenize be ya!
(Forum dışı)
 
Pirinç böreğini bi biz mi yapıyoruz acaba kime söylesem şaşırıyor.
 
Babam son ses tv izlemesi beni deli ediyor
 
Sertac Sanli bjkyi affetmiyor. Maşallah sübhanallah…
 
AKLI BAŞINDA

Yarınlar için her zaman çok meraklıydı. Diğer herkes gibi aklı hep sonlardaydı. Sebep çok açıktı, basitçe düşünen herkes bilirdi ki kişiye özel olan sonlardı. Herhangi bir yarışmanın başlangıç noktası tüm yarışmacılar için aynıydı. Sonu en belirgin örnek buydu. Bir şey sona erdiğinde tüm paydaşlar için ortada farklı sonuçlar oluşurdu. Sonlar, başlangıca nazaran çok özneldi.

Rutin bir günün sonunda çıtır alkollü şekilde yatağına girdi. Uzun yıllardır olduğu gibi, bu gece de ulaşmaya nasıl başlaması gerektiğini bilmediği hayalleriyle baş başaydı. Sadece düşlerine ulaşan başlangıçlar yapamadığını bilmenin onu boğmaya başladığı, nefes nefese kaldığı anlarda uykuya dalabiliyordu. O eşiğe varana kadar aklından geçenleri müşkülpesent bir tavırla yanıbaşındaki yastığına yansıtırdı. Müşahhaslaştırmak eylemi onda bir travmaydı. Varoluşundaki soyutlukları, öfkesini, sevgisini, herhangi bir hissini somut şekilde aktarmakta öylesine beceriksizdi ki, bu sebepten ötürü herkes onu merdümgiriz biri olarak tanımlardı. Başucundaki o beyaz yastığa gözyaşlarının bıraktığı lekeler, bu konuda kendisi için bile başarısız olduğunu gizlemesine engel oluyordu.

O gece ilk kez malum yastıkta yeni hayaller için uygun bir boşluk kalmadığını hissetti ve yine ilk takıldığı nokta sondu. Uyuyamayacak mıydı şimdi, bir insan uyumadan ne kadar süre geçirebilirdi, uyumanın yaşamına katkısı neydi? Sonu düşündükçe tedirgin oluyordu. Basit bir yastığın aklında kapladığı alanın büyüklüğü nasıl bu kadar doldurulamaz hale gelmişti? Hani hep sonlar düşünülürdü, bu sonu nasıl görmezden gelebilmişti? Hem hayal kurmak, aynı zamanda sonu düşünmek değil miydi? Heyecan dolu hayaller kurduğunu düşündüren kibir miydi yoksa onu alt eden? Kim negatif şekilde sonlanan hayaller kurardı ki zaten?

İstemsizce sona değil, ardına bakmaya yönelmişti bir anda. Ardına bakan ayak izlerini görürdü. Bu aşamada ilk aklına gelen travmalarını yenmek için yaptığı o en tutarlı denemesiydi. Birkaç yıl önce, varoluşundaki tek eksik soyutluk olan, aşk ile tanışmıştı. Onun gözünde aşk, iki farklı varlığın aynı soyutlukla mücadelesiydi. Bu bakış açısı onu güçlü hissettiriyordu. Soyutlukla savaş onun bir sorumluluğuydu ve bu savaşta yalnız olmadığını bilmenin hissettirdikleri, onu aşka dair tutku dolu birine dönüştürüyordu. Kısa zaman öncesine kadar, iyiyi ve güzeli göremediği durumlarda kaçış yolu peşine düşen kişi sanki kendisi değilmiş gibi, gelişen bu tutku sayesinde vefa ve sadakati de öğrenmişti. Ancak bir sorun vardı. Daima sonu düşünen biri için sona ermesini istemediği bir durumun içinde bulunmak sıra dışı bir şeydi. Sahi, ne olmuştu da böyle bir durumun içine düşmüştü? Sonunu düşünmeden yaptığı ilk başlangıca onu sürükleyen neydi?”


Buraya dek kullanamadığım kelimelerden dolayı tüm destekçilerden özür dilerim. Üşüdüm, sıcak bi yere geçmem gerek hddhjdk
Bana hoş geldi, umarım seversiniz, öpücük….
 
AKLI BAŞINDA

Yarınlar için her zaman çok meraklıydı. Diğer herkes gibi aklı hep sonlardaydı. Sebep çok açıktı, basitçe düşünen herkes bilirdi ki kişiye özel olan sonlardı. Herhangi bir yarışmanın başlangıç noktası tüm yarışmacılar için aynıydı. Sonu en belirgin örnek buydu. Bir şey sona erdiğinde tüm paydaşlar için ortada farklı sonuçlar oluşurdu. Sonlar, başlangıca nazaran çok özneldi.

Rutin bir günün sonunda çıtır alkollü şekilde yatağına girdi. Uzun yıllardır olduğu gibi, bu gece de ulaşmaya nasıl başlaması gerektiğini bilmediği hayalleriyle baş başaydı. Sadece düşlerine ulaşan başlangıçlar yapamadığını bilmenin onu boğmaya başladığı, nefes nefese kaldığı anlarda uykuya dalabiliyordu. O eşiğe varana kadar aklından geçenleri müşkülpesent bir tavırla yanıbaşındaki yastığına yansıtırdı. Müşahhaslaştırmak eylemi onda bir travmaydı. Varoluşundaki soyutlukları, öfkesini, sevgisini, herhangi bir hissini somut şekilde aktarmakta öylesine beceriksizdi ki, bu sebepten ötürü herkes onu merdümgiriz biri olarak tanımlardı. Başucundaki o beyaz yastığa gözyaşlarının bıraktığı lekeler, bu konuda kendisi için bile başarısız olduğunu gizlemesine engel oluyordu.

O gece ilk kez malum yastıkta yeni hayaller için uygun bir boşluk kalmadığını hissetti ve yine ilk takıldığı nokta sondu. Uyuyamayacak mıydı şimdi, bir insan uyumadan ne kadar süre geçirebilirdi, uyumanın yaşamına katkısı neydi? Sonu düşündükçe tedirgin oluyordu. Basit bir yastığın aklında kapladığı alanın büyüklüğü nasıl bu kadar doldurulamaz hale gelmişti? Hani hep sonlar düşünülürdü, bu sonu nasıl görmezden gelebilmişti? Hem hayal kurmak, aynı zamanda sonu düşünmek değil miydi? Heyecan dolu hayaller kurduğunu düşündüren kibir miydi yoksa onu alt eden? Kim negatif şekilde sonlanan hayaller kurardı ki zaten?

İstemsizce sona değil, ardına bakmaya yönelmişti bir anda. Ardına bakan ayak izlerini görürdü. Bu aşamada ilk aklına gelen travmalarını yenmek için yaptığı o en tutarlı denemesiydi. Birkaç yıl önce, varoluşundaki tek eksik soyutluk olan, aşk ile tanışmıştı. Onun gözünde aşk, iki farklı varlığın aynı soyutlukla mücadelesiydi. Bu bakış açısı onu güçlü hissettiriyordu. Soyutlukla savaş onun bir sorumluluğuydu ve bu savaşta yalnız olmadığını bilmenin hissettirdikleri, onu aşka dair tutku dolu birine dönüştürüyordu. Kısa zaman öncesine kadar, iyiyi ve güzeli göremediği durumlarda kaçış yolu peşine düşen kişi sanki kendisi değilmiş gibi, gelişen bu tutku sayesinde vefa ve sadakati de öğrenmişti. Ancak bir sorun vardı. Daima sonu düşünen biri için sona ermesini istemediği bir durumun içinde bulunmak sıra dışı bir şeydi. Sahi, ne olmuştu da böyle bir durumun içine düşmüştü? Sonunu düşünmeden yaptığı ilk başlangıca onu sürükleyen neydi?”


Buraya dek kullanamadığım kelimelerden dolayı tüm destekçilerden özür dilerim. Üşüdüm, sıcak bi yere geçmem gerek hddhjdk
Bana hoş geldi, umarım seversiniz, öpücük….
müşkülpesent, müşahhaslaştırmak... halide edip adıvar mı yazdı bunu...
şöyle günahkar davetkar sevişmeli bir an'a şehveti sığıştıramadın mı kardeşim.
 
müşkülpesent, müşahhaslaştırmak... halide edip adıvar mı yazdı bunu...
şöyle günahkar davetkar sevişmeli bir an'a şehveti sığıştıramadın mı kardeşim.
Devamı gelecek gibi bıraktım, farketmiş olmalısın…..
 
Evet kadınbudu köftenin kıymasız hali gibi diyebilirim. Aynı mı yapıyoruz bilmiyorum ama
Yok degil, asya yemeklerinde bi baharat turu var (nasi baharati) once o karisimi yapip top haline getiriyorum sonra yumurta misir ununa banip kizartiyorum. Hem israf olmamis oluyor (artan pilav) hem de cok severek yedigim bir kizartma turu.
 
Midesinden ve bağırsağından 35 zeytin, 28 hurma çekirdeği ve 5 taş çıkarılan 92 yaşındaki kadın:

"Aklım ermedi. Bana zarar vereceğini Düşünmedim. Ben kaç senedir yiyordum. Bir daha asla elimi sürmem. Çekirdek yemeyin."
 
Yok degil, asya yemeklerinde bi baharat turu var (nasi baharati) once o karisimi yapip top haline getiriyorum sonra yumurta misir ununa banip kizartiyorum. Hem israf olmamis oluyor (artan pilav) hem de cok severek yedigim bir kizartma turu.
O baharatı bilmiyorum bende baharat katıyorum ama bilindik baharatlar sonra dediğin gibi şekil verip yumurta ve galeta ununa batırıp kızartıyoruz. Bazende börek yapıyorum işte artan pilavla :d
 
  • Beğen
Tepkiler: W
Geri